Makale

Karacaahmet Cemevi Başkanı Mehmet Başaran ile Röportaj

RÖPORTAJ:

Nice şehitlerin, alimlerin, ariflerin vücutlarının, toprağına karıştığı Karacaahmet Mezarlığı ve bu mezarlığa yapılan "Karacaahmet Cemevi" ile ilgili olarak çok şey söylendi, çok hararetli tartışmalar yapıldı. Yıkıldı, tekrar yapılıyor. Neydi bütün bu tartışmaların sebebi? Neden illa Karacaahmet?
Kulaktan dolma şeyler insanı daima hataya, kavgaya, ayırıcılığa götürür. Oysa sevgisizliklere, saygısızlıklara, kavgalara, ayırıcılıklara tahammülü yok şehitler emaneti bu güzel vatan topraklarının. Sevgi varken neden nefret?.. Saygı varken neden kin?..
Barış, huzur varken neden kavga?.. Birliğin o duyumsuz güzellikleri varken, neden ayırıcılığın çirkinlikleri, felaketleri?..
Allahımız, Kitabımız, Peygamberimiz, Kıblemiz bir değil mi? Aynı cephede omuz omuza savaşmadık mı bu topraklar uğrunda?.. Biri biri m izin kucağında şehit düşmedik mi? Birib irim izin kanlarına karışmadı mı kanlarımız? Biribirimize kızlarımızı gelin, erkeklerimizi damat etmedik mi? Muhammed, Mehmet, Ahmet, Ebubekir, Ömer, Osman, Ali, Haşan, Hüseyin değil mi adlarımız? O Peygamber Ocağı askeriyede hep birlikte "Mehmetçik" değil mi şanımız?..
Öyle ise nedir bu alev saçan harlı sözler? "Karacaahmet Cemevi" Başkanı Mehmet BAŞARAN ile görüşüp sordum.
Yalnız burada şu notu düşmeden geçemeyeceğim: Ben bu röportajı Kasım sayısı için yapmıştım fakat onun gündemi tam bir bütünlük arzettiği için bunu sonraki sayıya bırakmıştık. Onun için bu sayıda değerlendirdik.

■ Sayın Başkan! Şu anda içinde oturduğumuz bu "Karacaahmet Cemevi" ve bunun beraberinde Alevilik-Sünnilik hakkında çok şeyler söylendi, tartışmalar yapıldı. "Diyanet Aylık Dergisi" olarak istedik ki, bu konulara iyice bir açıklık getirelim. Ben herşeyi açık yüreklilikle sorayım, sizde açık yüreklilikle cevap veriniz lütfen!
Önce Alevilik nedir? Buradan başlayalım dilerseniz.
□ Etendim, benim okuduğum ve inandığım bir şey varsa o da şudur ki, Alevilik İslam’ın özüdür. Aleviliğin bu güne kadarki yansımasına bir takım tepkiler gösterilmesi tamamen yanlıştır. Çünkü biz, Allah’a ve Rasulüllah Peygamber Efendi- miz’e, Ehli Beyt’e, Hz.Ali’ye bağlı olan, Kur’an’a bağlı olan bir zümreyiz.
Alevi zümrenin Sünnilikle ayrılığının başlıca sebeplerinin birisi mezheptir. Yoksa bizdeki, Türkiye’deki Aleviliğin İslam’la ayrı tarafı yoktur. Sünni vatandaşlarımız mezheplere bölünmüştür. Biz Ehli Beyt’e sarılmalıyız. Hz. Peygamber Efendimiz diyor ki: "Size Kur’an’la Ehli Beyti bırakıyorum. Bu iki ipe sımsıkı sarılın." Alevi zümresi de buna sarılmıştır. Bizde şekil fazla yoktur.
İbadetimiz var, Allah’a çağırıyoruz, Peygamber Efendemiz’e çağırıyoruz, Ehli Beyt’e çağırıyoruz, zikrediyoruz. Nasıl ki Cenab-ı Hak Teala Hazretleri bütün peygamberlerinden Muhammed’i sevdi, "Ha- bibim" dedi. İbrahim’i sevdi, "Ha- lilim" dedi. Biz insanları Allah rızası için, Yunus Emre’nin dediği gibi; ’Yaradılanı, Yaradandan ötiirü’ seviyoruz. Biz din, dil, mensup ayrımı yapmadan sevgi ile, şurada aşevinde açları doyuruyoruz. Birincisi bu nokta.
İkinci noktamız, buraya her kim gelirse gelsin, her ne olursa olsun, mümkün olduğu kadar memnun ediyoruz. Kimisi buraya şifa için geliyor. Bir lokma, hak lokması almak için geliyor. Kimisi de aç karnını doyurmak için geliyor. Sabah kahvaltımız var. Akşam 4’e 5’e kadar devamlı yemeğimiz var. 7 kazan kaynar. Bunlar 1000 kişiliktir. 20 ile 22 tane adak kesilir.
■ Bunların kaynağı nereden geliyor?
□ Halktan geliyor. Başka bir gelirimiz yok. Biz Devletten herhangi bir yardım almıyoruz. Bizim bütün yardımlarımızın ekserisini Alevi zümresi veriyor. Bu arada da tabii ileri düşüncede, insan ayırmayan, tahsilli, kültürlü sünni vatandaşlarımız da geliyorlar. Bunlar bizim kardeşlerimiz. Bu şekilde söylemekten bile zül duyuyorum. Ayrım yapmayı sevmiyorum. Allah’ımız bir, peygamberimiz bir, Kur’anımız bir, Ehli Beyt’imiz bir. Bunlara inanıp sevgi ile, saygı ile bağlanan benim kardeşimdir.
■ Alevilik ilk defa ne zaman çıkmış ve nerede yayılmış?
□ Şimdi şöyle izah edeyim. Hz. Peygamberimizden sonra Halifelik davası olmuştur. Bundan sonra biliyorsunuz Hz. Ali, Aliyyü’l Murtaza, Peygamberimizin cenazesiyle ilgilenmiştir ve cenazesini bizatihi kendisi kaldırmıştır.
Herkes orada, -isim zikretmiyorum- hilafet davasına düştü. Hz.Peygamber (S. A.S )’i unuttular. 3 gün sonra. ’Tekrar cenazesini kabrinden söküp tekrar namazını kılalım. Biz böyle duymuştuk" dediler. Tabii Hz.Ali buna karşı çıktı, mezarın başında bulundu.
Dört kapıyı kapatmıştır Hz. Peygamberimiz. Hareminin kapısını yalnız Hz.Ali’ye açmıştır. "Ali’yi sevmek ibadetten sayılır” demiştir. Hadiste, dini kitaplarda mevcut. Hz.Ali’yi, Alevi zümresi çok sever. Sonra Muaviye ile olan davalar. Biliyorsunuz Hz. Ebubekir halife oldu. Hz.Ömer oldu Hz.Osman oldu. Bunlardan sonra Hz.Ali hilafete geçti. O da biliyorsunuz Mervan-hakem davası oldu. Birisi yüzüğü çıkarttı, birisi taktı. Bunu tamamen anlatmak güç oluyor. Kısaca, Fırka olaraktan Ali’yi sevenlere "Alevi" dediler. Ebu Sufyan ve Muaviye taraftarlarına “Yezid" dediler.
Halbuki inanın, bütün kitapları tam okursanız, yani bugün bütün türbeleri gezin, Allah’ın üzerine yemin billah ediyorum ki bugün Ahmet Yesevi, bütün türbeler, Ali’yi seven, Ali’ye bağlıdır. Yunus Emre, Hacı Bektaş’tandır. Mevlana, Hacı Bektaş’tan icazetini almıştır. Siz araştırmacısınız, araştırın, nerde bir türbe varsa o Ehli Beyt’e bağlıdır. Onun nesline aittir. Ya Seyyid- dir, ya Şeriftir.
■ Bir de "kızılbaş" tabiri var. Neden kızılbaş denmiş? Alevilerle kızılbaşlar arasında bir fark var mı?
□ Bunlar çok söylendi, gene aynı konu devam ediyor. Inşaallah, Diyanet bunu, Kur’an-ı Kerim’i tam inceleme yapar da içtihada göre yazıları kaldırırlar.
Biz istiyoruz ki halka sevgi saygı verilsin. Camilerde verilen vaazlar dinle ilgili olsun. “Alevilik, bilmem kızılbaşlık şudur, budur” gibi telkin yapılmasın. O zaman halk yakınlık gösterir.
Ben camilerin aşırı yapılmasına karşıyım. Cemevlerine de karşıyım. Fazla yapılması yanlış. Arzum, bizlere yakınlık gösterilmesi, camilerde yanlış fetvalarla birbirimize dü- şürülmemesidir.
■ Efendim, Biz Diyanet İşleri Başkanlığı olarak Aleviler hakkında hakikaten bu güne kadar hiç bir menfi propoganda yapmadık, yapamayız dal Çünkü bizim görevimiz her ne olursa insanlarımızı birleştirmek, kaynaştırmaktır. Aksini söyleyebilir misiniz? Dergilerimizi takip ediyorsanız ki ediyorsunuz. Çünkü kendimi tanıtınca "Dergiye bakayım"dediniz ve ona göre randevu verdiniz; hiç ayrıcalık yok, hep bütünleştiricilik var. Saygı var, sevgi var. Bunları söylemekle yorum yapmış olmuyorum. Ancak konu açıklık kazansın istedim.
□ Biliyorum. Dergilerinizi de yakinen takip ediyorum. Çok güzel konulara değiniyorsunuz.
Kızılbaşlık konusuna gelince: Uhut Savaşı’nda, Hz. Peygamberimizin dişleri kırılınca, Cebrail Aleyhisselam Hz. Ali’ye geliyor, yetişip Hz. Peygamber’in kanının yere akmamasını söylüyor. Eğer yere düşerse, yeri göğü yok eder. Hz. Ali’de beyaz bezi başına alıp sarıyor. Tabii o beyaz bez kan oluyor. Tarihler değişik değişik yazıyor. Ebu Süfyan taraftarları siyah takıyor, Hz.Ali kırmızı takıyor.
Kırmızı bizim müslümanlar için kutsaldır. Bayrağımız kırmızı, kanımız kırmızı, fakat kırmızıyı değişik değerlendirmişler. "Yok kırmızı kominist, yok bilmem ne?" Hep zıt bir şeyler bulmuşlar. Alevi zümresi kırmızı giyiyorsa, yok sünni beyaz giyecek. Yani bu güne kadar ayırım yapmak için ikilik yaratmışlar. Bu vatan bizim, bu millet bizim, bu insanlar bizim.
Ben ATATÜRK’e son derece saygılıyım. Çünkü o, bu vatan için uğraştı. Fakat bu gün bazısı mesela, "yok şöyle yapıldı, yok böyle yapıldı" gibi ATATÜRK’e laflar söylüyorlar. Biz biraz daha geçmişimizin hatalarını bir tarafa bırakarak el üstünde tutarız.
Bir Karacaahmet Sultan Dernek Başkanı olaraktan biz Aleviler olarak gündüz ibadetimizi fazla yapmayız, gece yaparız. Gündüzün de Pazar günü yaparız. Eskiden Pazar günü değildi. Eskiden Cuma günü bayramımızdı. Perşembe günü yıkanır, hazırlık yapardık Cumaya. 0 gün işe, çifte gideni hor görürdük. Ben 59 yaşındayım. Her Perşembeyi oruç tutarak geçirdim. Büyükler olarak Perşembeyi Cumaya bağlayan geceye saygılıyız.
Alevi zümresi mesela bir yoksula, herhangi kötü yola düşmüş birine koşar, sevap için yardım eder. Ona parası yoksa para verirler, maddi-manevi durumu yoksa ona katkıda bulunurlar. Yani sevgi yardımı olur. Sevgi, yani insan sevgisi. Yani biz insanları hor görmeyiz. Ekseri Türk ananelerini icra eder Alevi zümresi.
■ Diyanet’ten neler bekliyorsunuz?
□ Diyanet’ten beklediklerimiz; mecburi dinin kaldırılmasını istiyoruz.
■ Yanlış anlamaya yer verilmesin diye soruyorum: mecburi din deyince Dinin bizatihi kendisini mi, yoksa okullardaki mecburi Din Derslerini mi, yoksa Diyanet’i mi kastediyorsunuz?
derslerinin kaldırılmasını. Biz dinsiz değiliz ki Dinin kaldırılmasını isteyelim. Diyanet bizi hiç ilgilendirmiyor. Mecburi din derslerinin okullardan kaldırılmasını istiyoruz. Çok yanlış şeyler öğretiliyor. Yani ben özür dilerim Ömer’i, Osman’ı kabul etmiyorsam, siz tutup da bana bunları zoraki olaraktan kabul et derseniz, enjekte ederseniz, tepki gösteriririm, soğutursunuz. Alevi zümrenin en çok çektiği sıkıntılardan birisi de budur.
■ Diyanet İşleri Başkanlığının alevilere bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
□ Şu ana kadar bize hiç bir katkısı, yardımı olmadı. Karacaahmet’te ilgili olarak bir gün aramadılar. Aramaları lazımdı. 46 gün burada sıkıntı çektik. "Nedir sıkıntınız? Siz bizim kardeşimizsiniz" demedi hiç kimse.
■ Yani yardım etsin mi diyorsunuz? Sanırım, Gazi Mahallesi’ne biraz yardım yapıldı.
□ Gazi Mahallesine yapabilir. Bir Karacaahmet Gazi Mahallesi’ne benzemez. Gazi Mahallesi’nde 4 tane grup rol oynadı. PKK’sı vardı, yok Dev Sol’u vardı. Polislerden değişik düşüncelerde olanlar vardı. Ama Karacaahmet öyle değil. Biz burada inanın en çok ateistlerle uğraşıyoruz. Yaptığımız mücadele İslam’ın özü ile ilgilidir. Eğer yanlış bir hareketi yoksa, her kim olursa olsun gelir, lokmasını yer, geçer gider.
Bütün çalışmalarımız, hareketlerimiz insanlıkla, sevgi ile ilgilidir. Burada hastalara, yoksullara, kocası ölmüş kadınlara, yetimlere destek vardır. Mesela bundan evvel Diyanet’in, yanlış olmasın Diyanet değil de, Üsküdar’dan Kur’an Kursundan, Imam-Hatip Lisesi’nden müracaat ettiler. "Bize burs verir misiniz?- dediler, derhal dedim, isimlerini aldım fakat bir daha uğramadılar.
■ Bir de: "Aleviler köylerine cami yaptırmıyorlar" deniliyor, bu konuya bir açıklık getirir misiniz?
□ Ben camilerin çok yapılmasına karşıyım. Şöyle ki: Bir mahallede bir cami olmalı. Çok cami yapılmasın, ekonomi gömülmesin. Bazı camilerin yapımına ben de destek oldum. Birisinin tuvaletini yaptırdık. Dini yerlerin pis olmasını ka- tiyyen kabul etmiyorum. Bunun yerine hastane, okul, sanat okulu, ufak sanayii kuruluşları yapılsın. Bu memleketimiz huzur içinde olsun. Olmayan yere yapılsın, ona bir şey demiyorum. Ama mesela; kubbesini yapmasın da şöyle yapsın. Yani bir evde de namaz kılına- bilir. Ama ileri gidelim geri gitmeyelim.
Zorla, benim vergimle Diyanet İşleri oraya cami yaparak, alevilere yardım ediyorum diyor. Hayır, bu yardım değil.
■ Bu konuyu biraz daha açalım isterseniz: Yani hiç cami yapılmasın mı, yoksa ihtiyaca göre mi yapılsın diyorsunuz?
□ Bir hıristiyanın kilisesi var. Ama az, ama çok. Musevîler’in havrası var. Bütün milletlerin kendine göre bir toplantı yeri var. Ben camiye karşı olaraktan demiyorum. Ekonominin bölünmemesini söylüyorum. 10 hanelik bir köye cami diye normal bir mescid yapılır, yine ibadetlerini yaparlar. Cemevi gibi bir yer yapılır. Oralara milyarlarca para akıtılmasın. Memlekette ekonomimizi bozmasınlar. Buna kimsenin de hakkı yoktur. Bu vergiyi biz ödüyoruz. Evet belki hocalar buradan büyük yarar görüyor, faydalanıyor ama, bir fabrika yapsa, 100 kişi çalışacak, vatandaşlarımız daha fazla faydalanacak.
Bir mahallenin bir bu başına, bir de öbür başına cami yapılmasına lüzum yok. 100 metre daha fazla yürüsün, daha sevap.
■ Son günlerde bir de "Alevi dini" diye bir şeyler konuşulmaya başlandı veya öyle yorumlanıyor. Var mı böyle bir şey? Yani İslam Dini’nin özünde bir ayrıcalık var mı?
□ Hayır hayır! Siz ayrı değerlendiriyorsunuz, ben ayrı değerlendiriyorum. Değerlendirmede ayrılık var. Ben elhamdülillah müslümanım. Allah’a bağlıyım, Peygambere sevgi ile bağlıyım. Canım feda. Hz. Ali’ye, Ehli Beyt’e, Kur’an’a bağlıyım. Rahatsız olduğumuz zaman başlarımıza sarar, mübareği öper, koruz.
Alevi zümresi Kur’an’a karşı değil, yazılan yanlış tercümelere, mealindeki yanlış açıklamalara karşılar. Bunların düzeltilmesi lazım. İçtihada göre yazılmış şeyler var. Diyanet bunun üzerinde zaten duruyor. Ve ümitle de bekliyorum.
■ Demek ki Allah bir, Hz. Muhammed hak Peygamber, Kur’an kitabımız. Hz. Ali’yi ve Ehli Beyt’i de hepimiz çok seviyoruz.
Öyle ise siz, biz gibi -ki ben bu tabirleri kullanmayı hiç sevmem ayrıcalık nereden geliyor?
□ Ayrıcalık bir, mezhepler. İki, Ebubekir, Ömer, Osman’ın yaptığı hataları görüyorum. Ama siz bunu görmüyorsunuz. Biz Kur’an’a karşı değiliz. Olaylar tam araştırılsın, hak kiminse ona verilsin. Kâbe Beytullah’ı biz insanda görüyoruz. Allah’ın evi cami değil. Cami, insanların yaptığıdır. Allah’ın evi müminlerin kalpleridir. Hakikaten Allah’a kul olmak, Muhammed’e ümmet olmak. Ben öyle insanların ayağını öperim. Ömer, Peygamberimizden 10 km. ötedeydi Taifte. Darulbeka’ya göçerken de yanında yoktu. Biz desek ki “Ömer bunu yaptı", "Yahu, ne olacak, kızılbaş" dersiniz. Halbuki size de aynısını öğretmişler, camide aynı eğitimi vermişler. Şimdi bir hocaya gidin, camide vaaz ederken bir soru sorun. Hocaya camide soru sorulamaz. Neden? Peygamberimiz zamanında soru soruluyor, tartışmaya açılıyordu. Yıllarca bu devam etti. Camideki toplantılarda namazdan evvel veya sonra bu eğitimlerin verilmesi lazım. Alevilik- Sünnilik tartışması kaldırılsın artık.
Ben 5 sefer Peygamberimizi rüyamda gördüm. Birinde Nur Dağı’na çıktık. Ahiretimi ve dünyalığımı verdi.
■ Bu Karacaahmet Cemevi hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? İlk açılan cemevi burası mı?
□ 27 sene evvel resmen açılan ilk cemevi burasıdır.
■ Fakat bu gün faaliyete başlamasının sebebi nedir?
□ Açmamızdaki gaye ise, ibadetlerimizin icrasıdır. Lokmalarımız hak lokması olarak, imece olarak gelir, hep bir arada yeriz. Hak lokması dağıtırız. Evimizde yağlı ekmek yapar, elma getirir, üzüm getirir, fakir fukaraya yediririz.
■ Peki Karacaahmet’i tercih etmenizin özel bir sebebi var mı?
□ Burada Karacaahmet Sultan Hazretleri var, Seyyid. Yoksa başka bir yerde de toplanılır. Buraya gelen deliler iyileşiyor. Üç gün kalıyorlar burada.
■ Nerde kalıyorlar hastalar?
□ Aşağıda kalıyorlar. Bekçimiz var orada, ilgileniyor. Ve gelen de şifasını buluyor. Çoğu da sünni vatandaşlarımızdan geliyor. Karadenizlilerden çok geliyor. Yüksek İslam’ı okumuş çoğunluk geliyor.
Alevi zümresi evden çıktığı zaman "Bismillahirrahmanirrahim, Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali"der öyle çıkar. Yani İslam’ın zaten esas kurallarını kullanıyor.
■ Semah hakkında da kısaca bilgi verebilir misiniz?
□ Semah, yükselmedir. Bizdeki oniki hizmetlerden birisi de semahtır. Mevlana nasıl dönüyor sema ile. Allah, Muhammed, Ehli Beyt’in isimleri zikrediliyor. Se- mah’ta başka bir şey yoktur. Bizimle uğraşanlar bizlerle değil, ateistlerle uğraşsınlar, inançsızlarla uğraşsınlar.
■ Alevilikte"Eline, diline, beline" sahip olma kuralları çok önemlidir değil mi?
□ Özüne, gözüne, aşına, işine, eşine, sözüne sahip olmak da vardır. Yani bu dokuz nesneye sahip olmak. Temelde bu.
Buraya geldiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Çok yararlı oldu. Yani inşaallah yararlı olur. Ama zararlı da olabilir. Ben yararlı olacağına inanıyorum.