Makale

Servet DEMİRCİ: Çocuk Eğitiminde En Kötü Araç Korkutmadır

Rehber psikolog
Servet DEMİRCİ:
"Çocuk eğitiminde en kötü araç korkutmadır."

Eğitimci Psikolog Servet DEMİRCİ’yi, Türkiye’nin ilk rehberlik ve psikolojik danışma merkezi olan Balgat’taki bürosunda ziyaret ettik. Anne-Baba ve Çocuk Eğitimi konusunda görüşlerini aldık. Çocuklardaki davranış bozuklukları ve tedavi yöntemleri konusundaki görüşlerini ilgiyle okuyacağınızı ümit ediyoruz.

A. Bican ŞANLI

DÜNYADA hiçbir canlımın yavrusu, yeni doğan bir bebek kadar bakım ve korunmaya muhtaç değildir. Çocuk temel ihtiyaçlarını, yetişkinlerin, anne ve babasının aracılığıyla karşılar. Sürekli bakıma, barınmaya, desteklenmeye ihtiyacı vardır. Sağlıklı gelişmesi için güven verici bir ortamda yaşaması gerekir. Bu temel ihtiyaç sevgi sözü ile özetlenebilir. Çocuk için sevilmek yetmez, sevgi ilişkisinin sürekli olması önemlidir.
Çocuk egosantriktir. Yani olayları kendi çevresinde algılayıp yorumlayan bir varlıktır. Örneğin kardeş doğumunu, kendisine yöneltilmiş bir davranış olarak görür. Anne-baba sevgisinin bölündüğünü değil, tümden yitirdiğini düşünür. Kendisinin artık sevilmeyeceğine inanır.
Çocuk masalla gerçeği, hayalle olguyu birbirine karıştırır. Örneğin uykuda gördüğü bir düşü gerçekte yaşamış gibi davranır, etkilenir. Anne veya babanın söylediği kötü bir sözün, bir bedduanın gerçekleşeceğinden korkar.
Çocuk somut düşünür. Atasözleri, fıkra, benzetme ve çift anlamlı sözleri kav-rayamaz. Çocuk kendi çektiği korkuları herkesin çektiğini sanır. Duygusal tepkileri çabuk değişme ve dalgalanmalar gösterebilir. Kısa bir süre içerisinde en içli ağlamadan en taşkın sevince geçebilir. Duyguları sözle kolay anlatamadığı için sık sık davranışıyla dışa yansıtır. Dürtülen dizgileme yeteneği zayıftır. İsteklerini yere ve zamana, şartlara göre ayarlayamaz. En olmadık yerde, en uygunsuz isteklerini açığa vurabilir.
Anne sevgisinin yokluğu, çocuğun ruhsal dengesinin ağır bir biçimde zedelenmesine neden olabilir. Psikologlara göre ilk çocukluk dönemlerinde anne-çocuk ilişkilerindeki büyük bozukluklar, yetişkin çağlarda nevrotik ve hattâ psikolojik bozuklukların ortaya çık-masına, özellikle depresyon, şizofreni gibi hastalıklara neden olmaktadır. Hattâ birçok biyolojik hastalıkların (astım, egzama, mide hastalıkları, ülser gibi) nedeni, anne-çocuk ilişkisin-deki duygusal eksikliklerdir.
Önceleri çocuk kalın bağırsak ve idrar yollarındaki adaleleri kontrol edemediği için, idrar ve dışkısını da kontrol edemez. Tuvalet eğitimine anne, yedinci aylarda başlarsa (İri bu aşırı titiz annelerin tutumudur) bu çocuklarda ağır opsesyonel eğilimler, aşırı korkaklık gibi kişilik bozuklukları görülür.
Çocuklar üç yaşlarında cinsiyetin, insanların kalıcı ve bir değişmez özelliği olduğunu öğrenebilirler. Üç yaşından önceki davranışları tamamen kendini tanıma çabasıdır.
Bedensel cezalar, dövmeler çocukta nefret ve acıdan, cezalandırmadan hoşlanma duygusunun doğmasına neden olur. Çocuk bu duyguların etkisi altında acımasızca başkalarını dövmekten hoşlanır. Çocuklarını döven pek çok anne-baba suçluluk duygusu içinde onlara aşırı yakınlık gösterirler. Bu durumda yetişen çocuk bu ilişki tutumundan zarar görür.

SUÇU CEZA, CEZAYI DA AF İZLER
Çocuk için af, anne-baba sevgisini yeniden kazanmaktır. Çocuğa verilen ceza sona erdiğinde yapılan hatalar tekrar tekrar hatırlatılarak çocuk küçük düşürülmemeli.
Babanın otoriter olduğu ailelerde, anne çocukları kendine çekip babayı kötüleyerek çocukları bir çıkmaza sokabilir. Bunun sonucu çocuklarda nefret duygusu gelişir.
Çocuklar daha çok iki üç yaşlarında inat dönemi denen kritik bir dönem yaşarlar. Anne ve baba çocuğun inadını kendi kendine yenmesine yardım edecek yerde, olayın daha da üstüne giderek çocuğu döverler, inat ânını yaşayan çocuk o anda sağır ve dilsiz gibidir.
Çocuk eğitiminde en kötü araç korkutmadır. Eğer yetişkin, korkutmayı eğitim aracı olarak kullanmazsa, daha sonraki yıllarda doğacak olan çatışmaları ve ruhsal bozuklukları engellemiş olur.
Sevgili anne ve babalar! Çocuğunuz (kaygılı, korkulu, öfkeli, inatçı, sinirli, kaprisli, utangaç, kıskanç, saldırgan, itaatsiz, kırıcı, parmak emen, tırnak yiyen, gündüz rüyası gören, yalan söyleyen, hırsızlık yapan) uyumsuz davranışlarından bir veya birkaçını gösteriyorsa, geç kalmadan alanında uzman olan bir psikoloğa başvurun.