Makale

Hz. Peygamber Niçin Çok Evlendi? (Kitap Tanıtım)

Kitap Tanıtım

Hz. Peygamber Niçin Çok Evlendi

Yaşar ÇOLAK
Müfettiş

Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları. 3. Baskı. 180 Sayfa.

Bu sayımızda sizlere Başkanlığımız yayınları arasından çıkmış önemli bir eseri tanıtmaya çalışacağız. Bilindiği üzere Peygamberimizin özel hayatı ile ilgili en hassas konulardan birisi, hiç şüphesiz onun çok kadınla evlenmiş olmasıdır. İslâm’a karşı ön yargılı olanlar, Peygamber Efendimizin birden fazla kadını nikahı altında bulundurmasını dillerine dolayıp, tenkit edip durmaktadırlar. Hatta içlerinden bazıları, tamamen tarihî gerçekleri göz ardı ederek, Hz. Peygamberin aşk duygularını ve şehvet arzularım tatmin etmek için çok evlendiğini ileri sürmüşlerdir. İşte tanıtmaya çalıştığımız bu eser, söz konusu yorum ve tenkitlerin, gayr-ı adil ve insaftan uzak olduğunu ve tarihî verilerle bağdaşmadığını gözler önüne sermektedir. Kur’an-ı Kerim’de bir insan olduğu vurgulanan Hz. Peygamberin, özel hayatının her safhasında daima İnsanî erdemleri sergilediği, onun hayatında savunulmayacak hiçbir noktanın bulunmadığını vurgulamak yerinde olacaktır. Burada Hz. Peygamberin müntesiplerine düşen görev, manevî önderlerini doğru tanımak ve tanıtmaktır.
Elimizdeki esere iki merhum ilim ve fikir adamının emeği geçmiştir. Birincisi son dönem Osmanlı münevverlerinden, mektupçu, mutasavvıf ve şair olan eserin müellifi Ebu Rıdvan M. Sadık Vicdani ’dir. Bu zat ülkemizde daha ziyade Tomar-ı Turuk-ı Âliye adlı kitap dizisiyle tanınmaktadır. M. Sadık Vicdani, geçen asrın ikinci yarısından itibaren devlet teşkilatı içinde yer alan en önemli memuriyetlerden biri olan mektupçulukla memuriyet hayatında ün yapmıştır. Mektupçular vilayet teşkilatında gerçekten de mühim vazifeler yüklenmiş, adeta gölge vali vazifesi görmüşlerdir. Protokolde de üçüncü veya dördüncü sırada bulunmuşlardır. Esere emeği geçmiş olan diğer kişi de, kitabı Os- manlıca’dan sadeleştiren Başkanlığımız musahhihlerinden Ahmet Karadut’tur.
Yazarımız, eserin muhtevasından da anlaşılacağı üzere, hem İslâm kültürüne hem de batıda İslâm hakkında yazılıp çizilenlere büyük ölçüde vakıf bir insandır. Kitapta Hz. Peygamberin evlilikleri konusunu muhavere (sohbet) üslubuyla okuyucusuna sunmaktadır. İlk olarak 1928 yılında basılan eserin aslı, iki muhavere ve iki ekle dört bölümden oluşmaktadır. Ancak eserin sadeleştirilmiş baskısında ise, aslında var olan “istitrad” başlığı altındaki kısım, görülen lüzum üzerine basımı uygun bulunmadığından çıkarılmıştır.
Müellif, çok önemli bir tespitle kitabına başlamaktadır. Ona göre son asrın sosyal düzeyinden ondört asır öncesinin sosyal yaşayışına ve anlayışına bakılacak olursa, bu tarz bakış açısıyla sağlıklı neticelere ulaşmak, dolayısıyla Hz. Peygamberin evliliklerinin arkasındaki gerçek sebepleri de doğru bir şekilde kavramak mümkün değildir. Ona göre yapılması gereken, o dönemin konsept ve sosyal yapılarını kendi bağlamı içinde ele alıp değerlendirmektir. Nitekim batılılar, günümüz koşulları ve kazanımlarını esas alıp 14 asır öncesini yargılamaya kalkıştıkları için hataya düşmüşlerdir.
Kitabın birinci bölümünü teşkil eden birinci sohbette, yazarın muhatabı Hristiyan aileden doğmuş ancak Hristiyanlığa körü körüne bağlılığı olmayan bir doktordur. Yazarın ismini zikretmediği bu zat, Müslümanlıkla ilgili bilgilerini, genellikle geçen asırda İlmî ölçülerden uzak ve misyonerlik ruh ve heyecanıyla yazılmış batılı yazarların kitaplarından edinmiş, tabiatıyla Peygamberimizin evlilikleri konusunda aklında pek çok soru işareti ve şüphe oluşmuştur. Bu bölümde doktor zihnini kurcalayan bütün sorulan sormakta ve yazarımız M. Sadık Vicdani de kaynaklardaki bilgileri değerlendirip, tutarsız rivayetlere de işaret ederek bu sorulara cevaplar vermektedir. Böylelikle okuyucu, sıkılmadan ve akademik ayrıntıya boğulmadan çok kadınla evlilik konusu etrafında zihinlerde oluşan hemen hemen bütün soruların cevabını bulmaktadır. Yazar, muhavere boyunca, çok eşlilik uygulamasının sadece İslâm dinine ait bir olgu olmadığını, bu uygulamanın tarihin bütün dönemlerinde görülen sosyolojik bir realite olduğunu, peygamberlerin çoğunun çok evlilik yaptığını, toplumun önderliğini yapmış birçok meşhur şahsiyetin de birden fazla kadınla evli olduklarını, İslâm’dan önce Arap toplumunda yedi değişik türden nikah uygulamasının cari olduğunu, erkeklerin sayısız kadınla nikahlanma yollarının açık olduğunu, böyle bir zamanda ortaya çıkmış olan İslâm’ın bu uygulamaya sınır ve ölçüler koyarak çok evliliği bir takım şartlara bağladığını, sınırsız evlenme uygulamasını dört kadın ile sınırlandırdığını, Müslüman- lara tek evliliğin ideal olarak sunulduğunu ortaya koymaktadır. Bunun yanısıra yazar bu bölümde, müslüman erkekler için konan sınırlamalardan Peygamberimizin niçin muaf tutulduğunu, bu me- yanda onun aynı anda dörtten fazla kadınla evli kalmasına niçin müsaade edildiğini açık bir şekilde gözler önüne sermektedir. Bu çerçevede yazar şu gerçeklerin altını bir kez daha çizmektedir:
Hz. Peygamberin çok evliliklerinin arkasındaki siyasî, dinî ve İnsanî sebepler bulunmaktadır. Her şeyden önce Resûlüllah Efendimiz gençliğinde kendisinden bir hayli yaşlı olan Hz. Hatice validemizle evlenmişler ve ölünceye kadar tek kadınla evli olarak kalmışlardır. Bu gerçek onun şehvetinin peşinde koşan bir insan olmadığını çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Peygamberin devrinde çok kadınla nikahlanmaya dayanan evlilik bağ ve ilişkileri, değişik insan zümreleri arasında dostluk ve ittifak bağlarının doğumu için en tesirli bir çare ve vasıta teşkil ediyordu. Elbette doğup gelişmekte olan İslâm, mümkün olan her çeşit desteğe muhtaçtı ve İslâm toplumunun en büyük menfaati ile ilgili bu konuda bizzat Rasûlullah’ın kendi şahsında birçok fedakarlıkta bulunması gerekiyordu. Bu yüzden denilebilir ki Peygamberimizin evliliklerinin arkasında öncelikle İslâm toplumunun menfeatleri yatmaktaydı. O’nun hanımları Müslüman kadınlar ile Rasûlullah arasında bir vasıta ve danışmanlık vazifesi görüyorlardı. Onun evliliklerinin arkasında savaşlar neticesinde dul kalan ve korunmaya muhtaç olan kadınların himayeleri ile İslâm’a emeği geçmiş fedakâr insanların onurlandırılmaları gibi son derece insani sebepler de yatmaktaydı.
Hepsinden de önemlisi çok kadınla evliliğe sınır getiren ayetler, İslâm’ın son dönemlerinde nazil olmuştur. Peygamberimiz bu esnada çok hanımla evli bulunuyordu. Ayetler Peygamberin hanımlarına “müminlerin anneleri” payesini vermişti. Onlar müslümanların valideleri durumundaydılar. Bu esasa göre bir Müslüman onlarla nikahlan- mayı asla düşünemezdi. Zira bu Allah katında yakışıksız ve münasebetsiz bir fiil teşkil ederdi. Bu durumda Rasûlüllah eğer dörtten ziyade hanımlarını boşamak durumunda kalsaydı, hanımlarının mağdur olacakları âşikardı. Bu yüzden Peygamberimize, artık daha evlenememek üzere, mevcut hanımlarını taht-ı nikahında bulundurma müsaadesi verilmiştir. Bu bölümde yazar, Peygamberimizin sırasıyla Hz. Hatice, Hz. Şevde, Hz. Aişe, Hz. Hafsa, Hz. Zeyneb b.Huzeyme, Hz. Ümmü Seleme, Zeyneb b. Cahş, Hz. Cüveyriye, Hz. Ümmü Habibe, Hz. Safiye, Hz. Meymune ile yaptığı evlilikleri sebep ve sonuçlarıyla birlikte anlatmaktadır.
Kitabın ikinci bölümünde yazar, ikinci meşrutiyet dönemi aydınlarından ve Ankara eski valilerinden Dr. Reşit Bey’le yaptığı bir sohbeti anlatmaktadır. Bu sohbetin de kültürlü muhatabıyla Peygamberimizin evlilikleri konusunu tartışmaktadır. Bu bölümde hususiyle dillere çok dolanan Hz. Peygamberin evlatlığı Zeydin boşadığı kadın Zeyneb b. Cahş’la olan evliliği üzerinde durulmakta ve mesele enine boyuna okuyucuya sunulmaktadır. Kitaptaki bu bahsin okunmasında oldukça yarar mütalaa edilmektedir. Zira İslâm düşmanları bu meseleyi de çok kaşımışlar ve Peygamberimizin, kölesi Zeyd’in evine gittiği sırada, onun genç ve güzel eşi Zeyneb’i yarı açık kapıdan şeffaf elbiseleriyle görerek güzelliğine hayran olduğu, Zeyd’in bunu haber alınca karısını boşamak mecburiyetinde kaldığı şeklinde son derece yakışıksız isnatlar ileri sürmüşlerdir. Bu isnatların tarihi gerçeklerden ne kadar uzak ve mantık temelinden yoksun olduğunu yazar sohbet uslubu içinde nefis bir şekilde gözler önüne sermektedir. Yazar Zeyneb’in Peygamberimizin halasının kızı olduğunu, onun Medine’ye hicret eden ilk müslümanların arasında yer aldığını, Zeyneb’i bizzat Rasûlüllah’ın evlendirdiğini, Hz. Peygamber Zeyneb’le güzelliğine medfun olduğu için evlenmek isteseydi onunla daha kız iken rahatlıkla evlenebileceğini, çünkü Zeyneb’in Zeyd’le evlenmeden önce Hz. Peygamberle evlenmeyi arzuladığını detaylarıyla birlikte açıklamaktadır.
Kitabın son ve üçüncü bölümü bir hatime niteliğindedir. Bu kısımda kitabın hazırlanması ve neşrine vesile olmuş Hindistanlı alim Mevlana Muhammed Ali’nin “Peygamberimiz” adlı eserinden konuyla ilgili bolca alıntılar yapılmakta ve söz konusu eserin mütercimi Ömer Rıza Doğrul’un yorumları yansıtılmaktadır.
Merhum Ahmet KARADUT tarafından ilave edilen kaynakça ve index, kitabın akademik değerini artırdığı gibi okuyucunun eserden istifadesini de büyük ölçüde kolaylaştırmıştır. Tarafımızdan İngilizce’ye de çevrilen bu kitap, her müslüman tarafından mutlaka okunmalıdır. Hz. Peygamber’den öğrenebileceğimiz daha pek çok şeyin olduğu unutulmamalıdır.