Makale

KUTLU DOGUM HAFTASI

AYIN KONUSU

KUTLU DOGUM HAFTASI

Peygambrimiz Hz. Muhammed (SAS)’in 1422’inci doğum yıldönümü, Türkiye Diyanet Vakfı tarafından Kocatope Camii Konferans salonunda düzenlenen "Kutlu Doğum Haftası" töreniyle kutlandı.
Törenin açılışına Başbakan Tansu ÇİLLER, Devlet Bakanı Necmettin CEVHERİ, Tanm ve Köyişieri Bakanı Refaeddin ŞAHİN, çeşitli partilerden milletvekillerit Emniyet Genel Müdürü Mehmet AĞAR, yabancı ülke temsilcileri, ilim adamları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Süleyman ARABULAN’ın okuduğu Kur’an-ı Kerimden sonra tören, Prof. Dr. Süleyman Hayri BOLAY’ın, "Peygamberimizin Günümüz İnsanlığına Mesajı" konulu açış konuşmasıyla başladı.
Törenin ilk konuşmasını Diyanet İşleri Başkanı ve Türkiye Diyanet
Vakfı Mütevelli heyet Başkanı Mehmet Nuri YILMAZ yaptı. "Kutlu Doğum Haftası "nın ilk defa 1989 yılında Mevlid Kandilinde kutlanmaya başlandığını belirten YILMAZ, bu tarihten sonra haftanın, her yıl T. Diyanet Vakfı tarafından kutlandığını söyledi.
Daha sonra kürsüye davet edilen Devlet Bakanı Necmettin CEVHERİ kısa ve öz bir konuşma yaptı. Böyle bir törenin tertiplenmesinden duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Kutlu Doğum Haftasını sonuna kadar takip eden Başbakan Tansu ÇİLLER, alkışlar arasında kürsüye gelerek önemli bir konuşma yaptı.
Başbakan Tansu ÇİLLER’in konuşmasını aynen yayınlıyoruz.

Başbakan
TANSU ÇİLLER!
"Biz, Peygamberimizi iki cihan güneşi ve insanlığın efendisi bilir, bu hassasiyetle
onu sever, sayar ve yüceltiriz."

Değerli davetliler, aziz vatandaşlarım, Islâm’ın çok değerli bilim adamları ve kardeş ülkelerimizin değerli temsilcileri! Bugün Peygamberimiz ve örnek insan Hz. Muham- med’in 1422’inci doğum yıldönümünü kutlamak gibi; gerçekten kutlu bir vesileyle biraraya gelen değerli topluluğunuzu en derin saygı ve sevgilerle selamlıyorum. Böylesi anlamlı bir günde aranızda bulunmaktan büyük bir sevinç ve huzur duyduğumu ifade etmek istiyorum. Mevlid kandili hepimize, büyük milletimize, Islâm âlemine ve bütün insanlığa kutlu olsun. Bu vesile ile Allah’tan, önce büyük Türkiyemiz ve yüce milletimiz ile bütün Islâm âlemi ve insanlık için huzur, barış, birlik, kardeşlik, bolluk, bereket, refah ve saadet diliyorum. Mevlid kutlamaları, 785 yıllık geçmişi olan çok güzel bir Türk âdetidir. İmparatorluk protokolümüze de dahil edilerek 300 küsur yıl resmen kutlanmıştır.
Bugün de Türkiye Diyanet Vak- ffnın düzenlemiş olduğu Kutlu Doğum Haftası’nı, aynı zamanda ülkemizin aydın birikimini seferber eden bir ilim, düşünce ve yüksek seviyeli aydınlatma faaliyeti olarak takdirle karşılıyorum.
Çok değerli misafirler! Müslüman, Allah’ı ve Peygamberi sever. Bu sevgi bizim milletimizde doruk noktasına ulaşmış bir aşk derecesindedir ve ancak yaşanarak hissedilebilir. Biz bu sevgiyi Allah’ın kitabına dört elle sarılmak ve Hz. Peygamberi örnek almak, yani Allah ve Rasûlüne mutlak itaat suretinde göstermişizdir. Milletimiz İlâhî mesajı kabul edişinin ilk yıllarından itibaren, saffet ve sadelikle kucaklamış bir kültür, bir irfan, bir ahlâk disiplini olarak kabul etmiştir. Bu milletin O yüce insana muhabbeti, Mevlânaları, Hacı Bayram ve Hacı Bektaş Velileri kültür tarihimize kazandırmıştır.
Değerli dinleyenler; Hz. Muhammed kendisinden önceki peygamberleri de tasdik eden Allah’ın son elçisidir. Bundan dolayı biz, Peygamberimizi iki cihan güneşi ve insanlığın efendisi bilir, bu hassasiyetle onu sever, sayar ve yüceltiriz. Kutsal kitabımı? Kur’an-ı Kerim’inde Yüce Yaratıcımız, Sevgili Peygamberimize; "Sen elçisin, sadece dediklerimizi tebliğ ile görevlisin" demiştir. Yani İslamiyet’te hiçbir biçimde zor yoktur. İşte bundan dolayı inanır ve haklı olarak öğünürüz ki, mensup olduğumuz bu yüce din, insanlığın en büyük hoşgörüye, kardeşliğe ve hürriyet düşüncesine dayalı, en mükemmel bir inanç sistemidir. Laik düşünce ve özgürlük anlayışı hiçbir dinde İslamiyet’te olduğu kadar, varlık ve değer bulmamıştır. Teokratik Osmanlı Devletinde inanç özgürlüğü anlayışı, kendi dinine mensup olmayan milyonlarca insanın inançlarını ve bu inançların gereklerini yerine getirmelerini, onları korumak suretiyle göstermiştir. Yine bu milyonlarca insanın devletimizin himayesinde, asırlar boyu inançlarını koruyup, ibadetlerini özgürce yapabilmiş olmaları, Türklüğün ve İslamiyet’in onurudur. Bununla ne kadar öğünsek azdır. Yaratandan ötürü, yarattıklarını sevmek de bu yüce arayışın bir parçası ve devamıdır. "Kendini bilen Rabbini bilir" anlayışıyla İslâmî düşünce, aydınlığın doruğuna çıkmıştır. Mensubu olmayı Yüce Allah’ımızın bize en büyük ikramı saydığımız Müslümanlığın o ulvi inanışlarına sahip olmakla, hoşgörü ve hakka saygıyı herkesten de beklemek hakkımızdır. Azerbaycan’da ve Bosna-Hersek’te yaşanan vahşet ve insanlık ayıbını kabul etmemiz mümkün değildir. Bir kere daha buna son verilmesine herkesi çağırıyorum. Bunun için de her türlü katkı ve fedakârlığa hazır olduğumuzu buradan bir kez daha dünyaya ilan ediyorum.
Çok değerli dinleyenler! Kadın erkek Müslümanlara farz kıldığı ilim rütbesini bana da nasip ettiği için Allah’a şükrediyorum. İnsan olmanın cinsiyetle kayıtlı olmayan yüksek şeref ve haysiyetini, eşit seviyede paylaşmak esastır. Bunu aynı zamanda ülkeye ve insanlığa hizmet için eşit bir yükümlülük, eşit bir borç sayıyorum. Yine bu yüce milletimiz, Peygamber sevgisinin bir nişanesi olarak dinini, devletini, vatan ve milletini canı pahasına müdafaa eden askerine onun ismini vermiş, ordusuna ve ordunun neferlerine Mehmetçik demiştir. İşte biz bu hâzineye ve sahip olduğumuz Peygamber sevgisini bizden sonraki nesillere miras bırakmayı en kutsal bir görev sayıyoruz. Burada biraraya gelmemize vesile olan Kutlu Doğum Haftası çerçevesinde gerçekleştirilen etkinlikler, Peygamberimizi ve O’nun sevgisini gönüllere yerleştirme bakımından bir fırsat olacaktır. Bu organizasyonda emeği geçenleri kutluyorum ve teşekkür ediyorum. Ne mutlu gönlü Allah ve Peygamber aşkıyla yanıp tutuşanlara. Bu vesileyle Sevgili Peygamberimizin aziz ruhuna salat ve selamlarımı gönderiyor, hepinize sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum."


Devlet Bakanı NECMETTİN CEVHERİ: ",İnsanlığa hürriyeti getiren yüce dinin sahipleri olarak ne kadar öğünsek azdır."
Devlet Bakanı Necmettin CEVHERİ; "Blzler Müslüman doğduğumuz İçin Cenab-ı Hakk ın en büyük İkramına sahibiz" diyerek başladığı konuşmasına şöyle devam etti:
"Yalnız bize değil, bütün insanlığa ışık tutan, dünyanın onun şerefine yaratıldığına inandığımız Yüce Peygamberimizin 1422’inci doğum yılını kutladığımız için ne mutlu bize! Yine ne mutlu bize ki, Hz. Muhammed (S. A. S) gibi bir peygambere ümmet olmuşuz ve O’nun Cenab-ı Hakk’tan aldığı ışığı (Kur’an-ı Kerim’i) dünyaya asırlar boyu yaymışız. Yayarken de Islâm’ın ne kadar büyük bir din olduğunu gittiğimiz yere götürmüşüz. Aynı zamanda Türklüğün de ne kadar büyük bir millet olduğunu gittiğimiz her yere medeniyet ışıklarını saçarak göstermişiz.
Girdiğimiz topraklarda herkes o kılıcın gölgesinde hür olarak kiliselerinin çanlarını çalmış, ibadetini yapmıştır.
Teokratik Osmanlı devleti’nin başında bulunan devlet başkanı na "Zilllullah" (Allah’ın Gölgesi), “Halife-i Ruyl Zemin"
(Peygamberin Yeryüzündeki Vekili) denirdi. O’nun himayesindeki Mohaç’ta, Belgrat’ta 500 sene çanlar çalıyor. Fatih İstanbul’a girdiğinde eğer isteseydi (bu büyük dinin mensubu olma- aydı) İstanbul’da tek bir kilise almazdı. İstanbul semalarında çalman çanlar iddia ediyoruz, inanıyoruz ve iftihar ediyoruz ki, Türklüğün ve İslâmlığın gururudur. Islâm’da zorlama yoktur, hürriyet vardır. Bugün bazı kimselerin şu ya da bu manada yorumladığı şey eğer inanç hürriyetiyse, insanların inançlarını özgürce uygulayabilmeleri, onun gereklerini yerine getirebilmeleri ise, öğünerek diyoruz ki, bu Islâm’dadır.
İnsanlığa hürriyeti getiren yüce dinin sahipleri olarak bizler ne kadar öğünsek azdır.
Türklüğün de Islâmiyete olan hizmetini daima anmak bizim hakkımız ve görevimizdir. Biz 26 devleti 400 sene Türklüğün hoşgörüsü ve Islâmiyetin büyük anlayışı ve kucaklayan düşüncesiyle idare etmişiz.
Biz, insan haklarına en saygılı milletiz. Islâmiyetten daha hoşgörülü, daha müsamahakâr, daha saygılı bir din, Türklükten daha çok hoşgörü ve âlicenaplığı kendisine hayat tarzı edinmiş bir başka millet cihan tarihinde yoktur. İnsanı insan yapan onun taşıdığı ruhtur. Bizi diğer varlıklardan ayıran, ruhumuzu yücelten yüce dinin mensupları olarak, o yüce dini bize tebliğ eden örnek insan büyük Peygamberin ruhunu, burada Islâm Dininin mensupları olarak, bu ülkenin insanları olarak selamlıyoruz. Şefaatinin üzerimizden eksik olmamasını niyaz ediyoruz. ‘