Makale

Sovyetler Birliğinde ki Türkler

BİR TOPLUN MİLLET HALİNE GELMİŞSE, ARTIK O TOPLUMU HİÇBİR BASKI, HİÇBİR ZULÜM YOK EDEMEZ.

Emrullah SEZER

BİR
KİTAP VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

"SOVYETLER BİRLİĞİ’NDEKI TÜRKLER"

Halit Güler, Sovyet Türk Cumhuriyetlerine yaptığı seyahat İntibalarını yayınladı. Aynı inancı paylaşan, aynı kanı taşıyan, aynı dili konuşan insanların, -her türlü baskıya rağmen- birbirinden koparılamadığı, 5 ayrı Türk Cumhuriyetinde yaşanan olaylarla anlatılıyor.

Özbekistan: Bu bölümde bilinen sistem içerisinde özlerini ve değer yargılarını koruma-
ya çalışan insanların neleri başara-bildikleri ve Türkiyeden neler bekledikleri işleniyor. "Orta Asya ve Kazakistan Müslümanları Dini İdaresi" 1943 yılında Taşkent’te kurulmuş 42 yıllık bir geçmişe sahip.. Kitapta bu derneğin çalışmalarına yer verilmiş.. Bunlardan biri de Özbekçe, Farsça, Arapça, Fransızca ve İngilizce dillerinde yayın yapan Mecelle dergisi. Bu dergi 1968’den beri yayınlanıyor. Mabetlerin çok bakımlı ve tertemiz olması, Özbek halkının dine verdikleri önemin en güzel örneği.. Taşkentte ayakta kalabilen eserlerden Burak Han Medresesi ve çevresindeki kerpiçten evler, genç nesillerin Türklüklerini unutmamalarını sağlayan birer hatıra..
Taşkent ve Buhara Medreselerinde, Ürdün ve Libya’da din tahsili yapan öğrenciler mevcut. Benliklerini yitirmeyen Özbeklerin özel yaşayışları, gelenekleri, Türk heyetine gösterdikleri samimi ilgi kaleme alınmış. Kur’an okurken ağlamaları, Türkiye denince gözlerinin dolması bu insanların nelerin özlemini duyduklarını ifade ediyor.
Özbekistan’ın tarihi şehri Semer-kant’ta Tillegari, Uluğ Bey ve Sirdar Medreseleri, bu toprakların kimliği durumunda.. Büyük İslâm bilgini İmam Buhari Hazretlerinin türbesinin bu topraklarda olması buraya ayn bir mana kazandırıyor. Yazar, yapılan ziyaretleri ve İmam Buhari Hazretlerinin Türbe ve Camiindeki huşu dolu anıları ve gördüklerini kaleme almış.. Aynca tarihi türbe, medrese ve medreselerden yetişen alimler ve eserleri de tarihi bir akış içerisinde sunuluyor.
Azerbaycan: Başkent Baküye yapılan sıcak ve güzel yolculuktan sonra Azerbaycan ve bura halkının sok ilgileri uzun uzun anlatıyor.
Azerbaycan üzüm istihsalinde Sovyetlerde birinci sırada. Tütün ve Pamuk üretimi de yapılıyor. Kafkas dilleri arasında Türkçeye en yakın dil de Azeri dili..
Müslüman Türklerin sokaklarında dolaştığı; minarelerinde ezan seslerinin yükseldiği; evlerinde dini ve millf geleneklerimizin yaşandığı, düğünlerinde nikahların kıyıldığı, duaların yapıldığı, bayramlarda ellerin öpüldüğü; sünnet merasimlerinde davulların vurulduğu Bakü ve Azerbaycan halkı.. Azerbaycan’ın diğer illeri ve buralardaki Türklük izleri de genişçe anlatıl-mış.
Kitaptan şunu öğreniyoruz-, Azerbaycanlı Türkçeyi güzel konuşuyor. Ruslara bile Türkçeyi sevdirmiş ve öğretmiş.. Bizim terk etmek üzere bulunduğumuz ve uydurma kelimelerin arsızlığına bıraktığımız Türkçeyi konuşuyor. Şiirleriyle, ağıdan ile hikâye, masal ve romanlarıyla..
Dağıstan: Azerbeycanı
Dağıstan’a bağlayan köprüden Derbent şehrine geçiliyor. Denizin kenarında olmasına rağmen Der-bent’e liman şehri olma şansı verilmemiş..
Dağıstan, 5 bin hektar arazide kurulmuş; Hazar denizi ile, sıcak ve soğuk iklim kuşaklanyla hudutlanmış bir Cumhuriyet Ormanlarla kaplı ve yeşil vadileriyle dinlendirici.. Dağıstanda 39 çeşit insan yaşıyor. Diğer Türk illerinde olduğu gibi, Dağıstanlılar da Ruslarla çok savaşlar yapmışlar. Çok Rus bendi yıkmışlar ama yerlerine daha kavileri yapılmış. Dağıstanlıların verdikleri milyonlarca şehit çocuğu şimdi İmam Şamillere lâyık olmaya çalı-şıyor. Mohaçkale, Temirhan, şira gibi illerin taşıdığı tarihi değer ile buralardaki insanların hala muhafaza ettikleri Türklük özellikleri insanı hem düşündürüyor, hem sevindiriyor. Mohaçkale müzesinde insan, Dağıstan’ın tarihini okumuş, topraklarını gezmiş bu topraklar için can veren kahramanları tanımış gibi oluyor.. ı


Başkırdistan: Sovyetler Birliğinin Avrupa ve Sibirya bölgelerinde yaşayan Müslüman Türklerin müftüsü Talat Taceddin, atalarının Volga kıyılarının da İslam dinini kabul edişlerinin 1100 üncü; UFA’da dini idarenin kuruluşunun 200 üncü sene-i devriyesini kutlamak için görkemli törenler yapmış... ufa camiinde Türk heyetine gösterilen aşın ilgi bu insanların Türkiye’ye karşı büyük sevgilerini dile getiriyor. Onlar Türkiye’yi ikinci vatanları olarak görüyorlar ve Türkiye’den gelecek bir güzel haber onları sevindirmeye yetiyor. İnsanların sıcak davranışlarında soğuk Rus rejiminin katı kurallarını okumak mümkün..
Tataristan: Burgulman, yüzde ellisi Tatar olan 92 bin nüfuslu bir şehir. Köylerde yaşa-yanların tamamı Tatar olmasına rağmen, şehirlerde Rus ve Tatar eşit sayıda.. Demekki Ruslar köylerde yaşamaya pek iltifat etmiyorlar. Almaata şehrinde halkın ellerinde artık iyice yıpranan ve azimli ellerde tek tek onarılmaya çalışılan Mushaflar Halkın Kurana özlemini dile getiriyor.
Tubenkama ve Nobrejkiçelni şehirleri halkının benliklerini nasıl koruduklarını okuyor ve bir Türk olarak ne kadar gerilerde olduğumuzu kavrıyoruz. Bu insanların beklentilerine cevap vermek gerek Yine de Türkiyedeki imkanlar ve her tür dini ihtiyaca cevap verecek kuruluşların bulunması bu insanları imrendiriyor.. Kazan’a yapılan yolculuk anlatılırken bu yolculukta tabiatın her türlü güzelliğini yaşıyorsunuz. Kazan, tarihi bir şehir. Kazanda 13 camiden ancak 3’ü ibadete acıkmış.
Sovyetlerde kökleri Türk olan insanların bu topraklarda verdikleri kültür savaşı okunmaya değer, zira, bunları okurken, sanki yaşıyorsunuz.
Çeşitli tarihlerde bu cumhuriyetlere yaptığı seyahatleri yazan Halit GÜLER, oraların havasını bizlere teneffüs ettiriyor. Okunmaya, düşünmeye değer.