Makale

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz'ın Basın Toplantısı

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz’ın
Basın Toplantısı

Değerli Basın Mensupları,

Sözlerime başlarken hepinize “Hoş geldiniz” diyor, sevgi, saygı ve selamlarımı sunuyorum.
Bildiğiniz gibi, 19 Aralık 1998 Cumartesi günü (bugün) akşam ilk teravih namazı kılınacak, aynı gece sahura kalkılacak ve 20 Aralık 1998 Pazar günü de (yarın) oruç tutarak inşallah Ramazan Ayı’nın manevi atmosferine girmiş olacağız.
Bu nedenle, Başkanlığımızın hizmet ve faaliyetlerini, bu mübarek ayla ilgili önemli bazı meseleleri kamuoyuna açıklama ve bu ay içerisinde gerçekleştireceğimiz bazı faaliyetler hakkında bilgi vermek amacıyla, bu basın toplantısını düzenlemiş bulunuyoruz.
Malumunuz olduğu üzere; 633 sayılı Kanunla “Toplumu din konusunda aydınlatmak, İslâm Dini’nin inanç, ibadet ve ahlâk esasları ile ilgili işleri yürütmek ve ibadet yerlerini yönetmek” görevi, Diyanet İşleri Başkanlığı’na verilmiştir. Başkanlığımız, kendisine tevdi edilen bu kutsal görevi her zaman en iyi şekilde yerine getirmenin azim ve gayreti içinde olmuştur.
Basınımızın değerli temsilcileri, Millî ve dinî hayatımızda son derece büyük bir öneme sahip olan Ramazan Ayı, hizmetlerimizin en yoğun olduğu bir zaman dilimidir. Bu mübarek ayı en iyi bir şekilde değerlendirebilmek, yurtiçinde ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımıza, dindaşlarımıza ve soydaşlarımıza daha etkin ve verimli din hizmeti sunmak amacıyla her türlü hazırlıklar tamamlanmış ve gerekli bütün tedbirler alınmış bulunmaktadır.
Bu ayla ilgili olarak yaptığımız düzenlemeleri ve icra edeceğimiz faaliyetleri;
a) Yurtiçi Faaliyet ve Hizmetleri,
b) Yurtdışı Faaliyet ve Hizmetleri,
olmak üzere iki ana başlık altında takdim etmek istiyorum.
A- YURTİÇİ HİZMETLERİ:
1. Ru’yet (Hilâlin Görülmesi):
Bilindiği gibi, her sene Ramazan Ayı’nın başlangıcı ile ilgili olarak, İslâm ülkeleri arasında bir ihtilaf meydana gelmektedir. Ülkemizde, az da olsa söz konusu ihtilaftan etkilenerek, Başkanlığımızca belirlenen tarihten önce oruca başlayan vatandaşlarımızın bulunduğu görülmektedir.
Bu nedenle vatandaşlarımızın bilgi sahibi olabilmesi için konuyla ilgili kısaca malumat sunmayı faydalı mülahaza etmekteyim.
Bu ihtilafın çözümü amacıyla Başkanlığımızın, 1978 yılında 20 Müslüman ülkenin katılımıyla İstanbul’da Ru’yet-i Hilâl Konferansı düzenlediği kamuoyunun malumudur.
Konu ile ilgili söz konusu konferans kararının daha iyi anlaşılması için öncelikle İçtima ve Ru’yet terimlerinin açıklanmasında fayda görüyorum.
İÇTİMA: Ay, Dünya etrafında belirli bir yörünge üzerinde dolanmakta ve her dolanımında bir kez güneş ile aynı doğrultuya gelmektedir. Şekilde görüldüğü gibi, sırasıyla Dünya, Ay ve Güneş üçlüsünün aynı doğrultuya geldiği bu ana “İçtima” veya “Kavuşma” denir ki, bu Astronomik aybaşının başlangıcıdır. İçtima anında Ay’ın karanlık yüzü dünyaya dönük olduğundan, Hilâl’in dünyanın hiç bir yerinden görülmesi ilmen mümkün değildir. (Ek: 1)
RU’YET: Hilalin içtima durumundan çıkıp, görülebilir bir parlaklığa ulaşabilmesi için, şekilde görüldüğü gibi, Ay’ın içtima doğrultusundan en az 8 derece ayrılması (bu süre 12 ile 16 saat arasında değişmektedir) ve güneş battığı anda hilalin ufuk yüksekliğinin en az 5 derece olması gerekmektedir ki bu, Hilal’in görülebilme olayı Kameri Aybaşı’nın başlangıcıdır. (Ek: 2)
Söz konusu bu konferansta alınan kararların üçüncü maddesine göre;
a) İçtima’dan (kavuşum) sonra Ay ile Güneş’in açısal uzaklığı 8 dereceden az olmamalıdır. Bilindiği üzere Ru’yet, 7 ile 8 dereceler arasında başlamaktadır. 8 derecenin esas alınmasında, ihtiyat bakımından görüş birliğine varılmıştır.
b) Güneş’in batışı anında Ay’ın ufuktan yüksekliğinin açısal değeri, 5 dereceden az olmamalıdır.
Sadece bu esasa göre normal durumlarda Hilâl’in çıplak gözle görülebilmesi mümkündür. Başkanlığımızca hazırlanan takvimlerde de bu kararlar esas alınmaktadır.
Alınan bu kararlara rağmen, Hilâlin Ru’yetine değil de içtimaına itibar edilmesi nedeniyle, geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da bazı İslâm ülkeleri bir gün önce oruca başlayıp, bir gün önce bayram yapacaklardır.
Bunun dini ve ilmi hiç bir dayanağı yoktur ve yukarıda bahsedilen kararlara da aykırıdır.

RAMAZAN HİLALİ:
18 Aralık 1998 Cuma günü Greenwich saatiyle 22 43 (Türkiye saatiyle 19 Aralık Cumartesi günü 00 43, Suudi Arabistan saatiyle 01 43) de içtima, 19 Aralık 1998 Cumartesi günü Greenwich saatiyle 13 34 (Türkiye saatiyle 15 34, Suudi Arabistan saatiyle 16 34) de ru’yet olacak ve hilal ilk defa Türkiye ve Suudi Arabistan’ın doğusundan itibaren görülmeye başlayacaktır.
Ramazan ayının içtiması Greenwich’e göre 18 Aralık Cuma, ru’yeti ise 19 Aralık Cumartesi gibi ayrı ayrı günlere rastladığı için içtima’yı esas alıp bu takip eden günü de kameri aybaşı kabul eden bazı İslâm ülkeleri Ramazan ayına 19 Aralık Cumartesi günü, Peygamberimizin hadis-i mucibince; Ru’yet-i takip eden günü kameri aybaşı kabul eden Türkiye gibi bir kısım İslâm ülkeleri ise Ramazan ayına 20 Aralık Pazar günü başlayacaklardır.
Greenwich’e göre içtima günü olan 18 Aralık 1998 Cuma günü, ay güneşten, Mekke’de 11’dk. Ankara’da ise 2’dk. önce batmakta ve güneş battığı anda hilal; Mekke’de 2 derece 27’dk. Ankara’da ise 0 derece 48 dk. ufkun altında bulunduğundan dolayı kesinlikle görülememektedir. Hilal görülememesine rağmen yukarıda ifade edildiği üzere içtima’yı esas alan ülkeler hilal görülmüş gibi 19 Aralık 1998 günü Ramazan ayına başlayacaklardır. Bu uygulama Ruyet-i Hilal Konferansı kararlarına aykırıdır.
Ru’yet’in günü olan 19 Aralık 1998 Cumartesi günü ay güneşten; Mekke’de 37 dk. Ankara’da 44 dk. sonra batmakta ve güneş battığı anda hilal, Mekke’de 6 derece 44 dk. Ankara’da ise 6 derece 15 dk. ufkun üstünde bulunduğundan ve o saatte ayın parlaklığı güneşin ışınlarından daha kuvvetli olduğundan, ilk defa Türkiye ve Suudi Arabistan’ın doğusundan itibaren batıya doğru, batı ufku açık olan yerlerde net olarak görüleceğinden 20 Aralık 1998 Pazar günü Ramazan Ayının 1. günü olacaktır.
Ülkemizdeki kameri aybaşları ile ilgili yürürlükteki uygulama hakkında, vatandaşlarımızın hiç bir tereddüdü olmamalıdır. Arzettiğim bu kesin ilmi veri ve tespitlere rağmen yine de kamuoyumuzun ikna edilmesi ve millî birliğimizi temin açısından İnternet’te bir sayfa açılmış bulunmaktadır. moon a diyanet.gov.tr şifresiyle ulaşılan bu sayfada konuyla ilgili detaylı bilgiler mevcuttur.
2. Teravih Namazı İle İlgili Düzenlemeler:
Ülkemiz genelinde Ramazan Ayı’nın girişinde doğudan batıya doğru iftar saati ile yatsı namazı saati arasında 1 saat 20 dakika ile 1 saat 30 dakikalık bir fark bulunmaktadır.
Resmi ve özel kurumlarda çalışan vatandaşlarımızın iftar saatinde mesaide olmaları, akşam ile yatsı namazı arasındaki vaktin darlığı ve akşam saatlerinde şehiriçi trafiğinin yoğunluğu gibi sebeplerle bir çok yerleşim merkezinde bazı vatandaşlarımızın, yatsı ve teravih namazına zamanında yetişemiyecekleri gözönünde bulundurularak, sadece Ramazan Ayı’na mahsus olmak üzere akşam namazının vaktine riayet edilmek kaydıyla, akşam ile yatsı namazı vakti arasındaki sürenin, ülke genelinde mahallince görülecek lüzuma göre makul bir süre kadar tehirinin isabetli olacağı düşünülmüştür.
Bu itibarla; Ramazan Ayı’nda bir çok yerde cemaatin teravihten önce rahatça vaaz dinleyebilmesini, yatsı ve teravih namazlarını cemaatle kılabilmesini temin için, Başkanlığımızca il ve ilçe müftülüklerine bir genelge gönderilerek duruma göre yatsı ezanı takvimlerde gösterilen vakitte okunmak kaydıyla, teravih namazında bölgenin özelliklerini de dikkate alarak saat ayarlaması yapmalarının uygun olacağı bildirilmiştir.
Müftülüklerimiz gerektiğinde bu konuda düzenleme yapabileceklerdir.
Yatsı namazının vakti imsak vaktine kadar devam ettiğinden, bu uygulamanın dinen herhangi bir mahzuru da yoktur.
3. Takvimlerdeki İmsakiye Farklılıkları:
Başkanlığımızca hazırlanıp yayınlanmakta olan Diyanet Takvimi’nde gösterilen namaz vakitleri ile, diğer takvimlerin bir kısmında yer alan namaz vakitleri arasında görülen zaman farkını açıklamak üzere 1999 Diyanet Takvimine “Namaz Vakitlerinde - Temkin - Konusunda Zaruri Bir Açıklama” başlıklı bir yazı ilave edilmiş olup, ayrıca bu açıklama bütün müftülüklerimize talimat olarak gönderilmiştir.
Söz konusu açıklamada da belirtildiği üzere, Başkanlığımız Takvimi’nde gösterilen imsak vaktinde temkin bulunmadığı ve imsak saati oruca başlamak için tam sınır olduğu halde, sayıları az da olsa bazı vatandaşlarımızın bu saatten sonra da yiyip içmeye devam ettikleri bilinmektedir. Oysa bilindiği üzere “Fecr-i Sadık” adı verilen imsak vaktinde sabah namazı vakti girmekte, yatsı vakti ise çıkmaktadır. Bu durumda oruç tutacaklar için imsak, yani; oruca başlama vakti girmiş bulunmaktadır. Vatandaşlarımızın bu hususa dikkat etmeleri ve Diyanet Takvimi’nde belirlenmiş bulunan imsak vaktinden sonra yeme - içme gibi orucu bozan şeylere kesinlikle son vermeleri gerekir.
4. Yurtiçi Va’z ve İrşad Hizmetleri:
Yurtiçinde bütün camilerimizde vatandaşlarımıza va’z verilmesine çalışılacaktır. Ayrıca düzenlenecek konferans, panel ve sempozyumlarla çeşitli dini ve milli konular işlenecek, seçkin ilim ve din adamlarımızın değerli görüşleri halkımızın istifadesine sunulacaktır.
Başkanlığımız vaiz kadrolarının önemli bir bölümünün boş bulunması, mevcut vaizlerin ve ilçe müftülerinin bir kısmının da uzun süreli veya Ramazan Ayı’na mahsus yurtdışı va’z ve irşad hizmetlerinde görevlendirilmeleri sebebiyle, özellikle Ramazan Ayı’nda bazı bölgelerimizde va’z ve irşad hizmetlerinin yürütülmesinde sıkıntılarla karşılaşılmaktadır.
Söz konusu sıkıntıların aşılması amacıyla her yıl Ramazan ayında, il ve ilçe müftülüklerimizden gelen talepler doğrultusunda bir kısım personelimiz, görev mahallinden başka yerlerde va’z ve irşad hizmeti vermek maksadıyla görevlendirilmektedir.
Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da, il ve ilçe müftülüklerinden gelen talepler gözönünde bulundurularak, 1998 yılı Ramazan Ayı süresince müftüsü ve vaizi bulunmayan il ve ilçelerde istihdam edilmek üzere şu ana kadar Başkanlığımızca 70 personel görevlendirilmiştir.
Ayrıca, Başkanlığımız üst düzey yöneticileri ve bazı il müftülerimizden oluşan gezici irşad görevlileri, 42 ilimizde konferanslar verecek, mahalli TV’lerde konuşmalar yapacak ve din görevlilerimizle aydınlatma toplantıları düzenleyeceklerdir.
Müftülüklerimiz ve yurtdışı din hizmetleri müşavirlik ve ataşeliklerimiz, Ramazan Ayı’nın kutsiyetine yaraşır özel bir program hazırlayacaklar ve hazırlanan bu programı görevlilerimizin eksiksiz uygulamalarını temin ve takip edeceklerdir.
Sabah ezanları, Diyanet Takvimi’nde gösterilen imsak vaktinde okunacaktır.
Camiler beş vakit ibadete açık bulundurulacak, cami görevlileri Ramazan Ayı’nın ve oruç ibadetinin varlığını hissettirecek derecede camiye, cemaate ve çevreye ilgi göstereceklerdir. Teravih ve diğer bazı vakit namazlarında hanımların da rahatlıkla ibadet edebilmeleri için camilerde özel imkanlar sağlanacaktır.
Camilerdeki va’z ve irşad programı ile mukabele programı cemaatin dikkatini çekecek ve takibini temin edecek şekilde her gün ilan edilecektir.
Vaiz ve hatiplerimiz toplumu din konusunda aydınlatırken;
Hutbe, va’z, konferans ve seminerlerde dini bütünlüğü, millî birlik ve beraberliği güçlendirecek konulara ağırlık vereceklerdir.
Va’z ve hutbeleri toplumun dini, ilmi ve ahlaki konularda bilgi ve kültürünün artırılması hedef alınacak; fitne, tefrika ve bölücülüğün kötülüğü; sevgi, acıma duygusu ve suçları bağışlama hasletlerinin fazileti; akraba, komşu ve insan hakları, düzenli ve tutumlu yaşama, sosyal dayanışma ve yardımlaşmanın önemi; lüks, israf ve düzensiz yaşamanın zararları gibi, yurt kalkınmamızın güçlenmesine yardımcı olacak ve millî bütünlüğümüzü pekiştirecek konulara yer vereceklerdir.
Hutbe, va’z, konferans ve seminerlerde samimi, duygulu, toplumun içinde bulunduğu manevî hastalıkları tedavi edici, ölçülü, yapıcı, uyarıcı, teşvik edici, sevdirici ve müjdeleyici ifadeler kullanılacak; aşırı kırıcı, itham edici ifadelerden, bıktırıcı ve mesnetsiz sözlerden; dinî ve ilmî kesin bilgilere uymayan görüşlerden kaçınacaklardır.
Va’z ve hutbelerde; siyaset ve şahsiyet yapmayacak, yanlış anlamalara neden olabilecek ifade ve yorumlardan kaçınacak ve politik konulara kesinlikle girmeyeceklerdir.
5. Paket Programlar:
İrşad hizmetinin daha geniş kitlelere ulaştırılabilmesi için Başkanlığımızca, çeşitli dini programlar yapılmıştır. İstenmesi durumunda hazırlanan bu dinî muhtevalı; paket programlar, diziler, belgeseller ve dinî musiki kasetleri radyo ve televizyon kuruluşlarına belli bir ücret karşılığında verilebilecektir.
6. Aylık Dergi:
Diyanet Aylık Dergi’nin Aralık 1998 sayısı ağırlıklı olarak Ramazan Ayı ile ilgili konulara tahsis edilmiştir.
7. Radyo ve Televizyonlarla İşbirliği:
Başkanlığımızca dini gün ve geceler ile bilhassa Ramazan Ayı’nda halkımızı dini konularda bilgilendirmek üzere mahalli Radyo ve TV’lerde dini sohbetler, kandil gecelerinde ise mevlit programları düzenlendiği bilinmektedir.
Söz konusu gün ve geceler ile özellikle Ramazan Ayı’nda radyo ve televizyonlarda yayınlanacak dini programların, Başkanlığımızın uzman elemanlarından istifade edilerek hazırlanması halinde daha faydalı olacağına inanıyorum. Bu konuda basın yayın kuruluşlarını Başkanlığımızla işbirliği yapmaya davet ediyorum.
Ramazan Ayında, dinî yayınlara daha geniş olarak yer ayıran basın-yayın organlarımızın ve medya kuruluşlarımızın, dinî-ilmî münakaşalar ve akademik düzeydeki fikrî farklılıklar konusunda tercih yapmak yerine; bütün toplumumuzu ilgilendiren ana dinî konular ve toplumumuzu aydınlatacak temel dinî gaye ve amaçlar üzerinde yoğunlaşmaları ve halkımızın sağlam bir dinî eğitim kazanmasını hedeflemeleri, şüphesiz, daha uygun ve daha faydalıdır. Özellikle fıkhî hükümler konusunda, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun yetkili mercî olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır.
8. Hatimle Teravih Namazı:
İmkanlar ölçüsünde bazı camilerde hatm-i şerifle Teravih Namazı kıldırılması hususunda gayret sarfedilecek ve hatimle Teravih Namazı kılınacak camiler, müftülüklerce cemaate duyurulacaktır.
9. Sosyal Etkinlikler:
Ramazan Ayı boyunca Müftü, Yurtdışı Müşavir ve Ataşelerimiz ile Vaiz ve diğer görevlilerimiz bulundukları yerlerdeki hastane, hapishane, çocuk ıslahevi ve çocuk yuvası gibi yerleri ziyaret edeceklerdir. Ayrıca, ihtiyaç sahibi öksüz, yetim, hasta, yaşlı ve fakir kimseler araştırılacak; mali durumu müsait olan cemaatin, ihtiyacı olan insanlara yardımlarını sağlamada gayret göstereceklerdir.
10. Kadrosuz ve Görevlisi Olmayan Camilerle İlgili Alınan Tedbirler:
Din görevlisi bulunmayan veya ibadete açık olduğu halde kadro tahsis edilememiş camilerimizde hizmetlerin aksamadan yürütülebilmesi, köy ve kasaba camileri dahil hiç bir camimizin, görevlisiz bırakılmaması için de gerekli tedbirler alınmıştır.
Buna göre;
a) Ramazan Ayı boyunca bütün görevlilerimiz, görevlerinin başında bulunacaklar ve zaruri haller dışında hiç bir cami görevlisine izin verilmeyecektir.
b) Selâtin camiler ile il ve ilçe merkezlerinde cemaat yönünden kalabalık olan ve birden fazla imam-hatip veya müezzin-kayyım bulunan camilerin, bir imam-hatip ve bir müezzin-kayyım dışındaki diğer görevlileri,
Bir imam-hatip ve bir müezzin-kayyımı bulunan mahalle camilerinin bir görevlisi,
Kasabalarda, birden fazla görevlisi olan camilerin görevlileri ile Kur’an kursu öğreticileri,
Kamu kurum ve kuruluşlarındaki teravih namazı kılınamayan cami ve mescitlerdeki görevliler sabah ve yatsı namazlarında,
İl ve ilçe merkezlerinde görevli bulunan müftülük personeli ile Kur’an kursu öğreticileri asli görevlerini aksatmamak kaydıyla,
İhtiyaç bulunan camilerde, imam-hatip veya müezzin-kayyım olarak görevlendirileceklerdir.
c) İmam-hatip lisesi meslek dersleri öğretmenleri ile din kültürü ve ahlâk bilgisi öğretmenlerinden imam-hatip, imam-hatip liselerinde okuyan imam-hatiplik ve müezzin-kayyımlık yapabilecek durumda olan öğrencilerden de ihtiyaç duyulan camilerde, imam-hatip veya müezzin-kayyım olarak yararlanabilmek için okul müdürleri ile gerekli işbirliği sağlanacaktır.
d) Emekliye ayrılmış teşkilatımız personelinden ve Kur’an kurslarında hafızlığa çalışan öğrencilerden imam-hatip ve müezzin-kayyım olarak yararlanılacaktır.
B- YURTDIŞI DİN HİZMETLERİ:
1. Yurtdışı Görevlendirmeleri:
Her sene olduğu gibi bu yıl da, Başkanlığımızca Ramazan Ayı münasebetiyle yurtdışında yaşayan vatandaş ve soydaşlarımıza din hizmeti sunmak, onları dini konularda aydınlatmak, va’z ve sohbet toplantıları düzenlemek ve konferanslar vermek üzere daimi görevlilere ilaveten toplam 294 din görevlisi daha görevlendirilmiştir.
Bu din görevlilerinin ülkelere göre dağılımı şöyledir:
Ülke Görevli Sayısı
ABD: 3
Almanya: 108
Avustralya: 3
Avusturya: 2
Belçika:16
Danimarka: 16
Fransa: 51
Hollanda: 17
İngiltere: 1
İsviçre: 7
Kanada: 1
Arnavutluk: 3
Belarus (Beyaz Rusya): 1
Bulgaristan: 20
Kırgızistan : 2
K.K.T.C.: 5
Romanya: 1
Rusya Federasyonu
- Moskova: 3
- Başkurdistan: 7
- Tataristan: 15
Ukrayna (Kırım): 10
Yugoslavya Fed. Cumhuriyeti-Kosova: 2
2. Batı Trakya’daki Soydaşlarımızın Din Görevlisi Talepleri:
Ramazan Ayı münasebetiyle Batı Trakya’da yaşayan müslüman Türk kardeşlerimiz de Başkanlığımızdan vaiz ve din görevlisi talep etmişlerdir. Ancak geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da buraya gönderilmek üzere planlanan görevlilerimize, Yunan makamlarınca vize verilmemesi sebebiyle Batı Trakya’lı kardeşlerimizin bu talepleri maalesef karşılanamamıştır.
Sözlerimi burada bitirirken, Ramazan Ayı’nın ülkemiz ve tüm İslam alemi için hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyor, bu toplantıya iştiraklerinizden dolayı hepinize teşekkür ediyor, sevgi ve saygılar sunuyorum.