Makale

STRESİN PSİKOLOJİK VE BİYOLOJİK ETKİLERİ

Prof. Dr. Süleyman SAĞLAM
Hacettepe Ü. Beyin ve Sinir Cerrahisi Öğretim Görevlisi

STRESİN PSİKOLOJİK VE BİYOLOJİK ETKİLERİ

Kişinin dengesini bozan organik, sosyolojik veya psikolojik herhangi bir etkene stres diyoruz.
Stres bireylerin kişiliğinden kaynaklanabileceği gibi dışarıdan da gelebilir. Ancak zamana, ortama ve toplumsal geleneklere göre değişiklik gösterebilir.

Stres’in şiddet ve süresi ise kişinin yapısına doğrudan bağlıdır. Bu da kişinin kalıtsal yapısına bağlı olduğu gibi. eğitimi, kültürü, görgüsü ve olayları göğüsleyebilme kabiliyeti ile doğrudan ilgilidir. Bir kişi de strese yol açabilecek bir neden, diğer bir kişi için önemli olmayabilir.

Stresin sebep olacağı psikolojik etkiler kişinin organizmasını uyum içinde yönlendirebilme gücüne bağlıdır, ve hızla sonuçlanır. Meselâ bir kimsenin yakınını kaybetmesi veya ekonomik güçlük çekmesi halinde reaksiyonlan genellikle kısa süre içinde bir dengeye kavuşur. Ancak stresin neden olabileceği biyolojik etkiler, bireyde uzun sürebilecek organik rahatsızlıklara sebep olabilir.

Stres halinde vücutta hormon dengesi bozulur, kortizon dahil bazı hormonların kandaki miktarı artar. Bunun neticesi olarak kalbin çalışma düzeninde bozukluk, midede asit salgılanmasında artma... gibi organları zorlayıcı durumlar ortaya çıkar. Organların bu gibi durumlara sağlıklı olarak dayanma gücü, yine kişinin yapısına ve stresin ne ölçüde tekrar edişine bağlıdır. Bununla beraber kalpte, mide-bağırsak sistemi ve beyinde değişik bozukluk-lara, değişik düzeyde sebep oluşu da oldukça sık görülür.

Stresin kişinin yapısına bağlı olduğunu düşünürsek bu yapıyı neyle değiştirebiliriz? O önemli. Bunlardan birincisi eğitimdir. Kişiyi ne kadar eğitebilirsek; dışardan gelecek zorlamalara, strese karşı dayanma, sağlıklı düşünme ve beynini duygularından daha önce çalıştırma imkânına kavuşur. O da birinci derecede eğitimle olur. Vicdanî ve dinî duygulara bağlılık da strese karşı insanı koruyucu bir faktör olarak karşımıza çkar. Ama öncelikle eğitim gelir. Bir kişi çok dindar olabilir, ama reaksiyonları çok hızlı olabilir. Yani dine bağlı olmak muhakkak herşeyi rahat kontrol altına almak anlamında değildir. Din de bir noktada eğitimdir. Yani dinî bilgileri almış olan kişinin davranışları ile sadece körükörüne inanıp ta hareket eden birinin davranıştan birbirinden farklıdır.

Kısaca özetlersek; eğitim, vicdan ve dinî inançlar kişinin strese karşı kendisini korumada rol oynayan belli başlı etkenler olarak ortaya çıkar.

“Stresten kaynaklan biyolojik etkiler, insanda çok uzun
sürebilen organik tahribatlara yol ağıyor.”

a.b.ı.