Makale

NEDEN STRES?

NEDEN STRES?

TEKNOLOJİ ÇAĞINDA, MADDEYE VE SİLAHA YAPILAN YATIRIM İNSANA DA YAPILSAYDI.
Halil KAYA

Bası ağrısa STRESE GİRDİM”
Canı sıkılsa "STRESE GİRDİM
İsleri kötü gitse "STRESE GİRDİM’
Birisine kızsa "STRESE GİRDİM’
Tatile gidemese "STRESE GİRDİM’
İstediği model arabayı alamayınca "STRESE GİRDİM’

Son günlerde çok duyar olduk bu yakınmaları:..
Uzmanları da "stres"e "çağın hastalığı" tabirini yakıştırdılar... 2000’li yılların teknolojik ve ultramodern gelişmelerinin bir sonucu diyorlar.
Teknoloji çağının akıl almaz bir süratle gelişen imkânlarından azami istifade özeni ve bu gelişmelere ayak uydurma çabası...
Birden çok iş yapma gayreti... Kendini aşırı zorlama... Gürültü, trafik sıkışıklığı, kalabalıklar...
Ve sonucunda yeni yeni hastalıklar, sıkıntılar...

Diyanet Aylık Dergi "STRES"i ARAŞTIRDI...
UZMANLARİN GÖRÜŞLERİNİ ALDI...
VATANDAŞLARA SORDU...
Nedir bu "stres!?
Çaresi ve kurtulma yolları var mı?
Dini inançla stres ilişkisi,
Zararlı alışkanlıklarla stres ilişkisi nedir?
Değerli ilim adamı ve uzmanların yazılarıyla sizleri baş başa bırakıyoruz...


Toplumsal felaketin kaynağı
STRES
Sebebi-Gelişmesi- Çaresi

Çağımızın hastalığı stres’in; • Kavram olarak» Psikolojik etkisi «Toplumla ilişkisi
Strese davetiye çıkaran hususlar
Ekonomiyle ilişkisi
İnanç-stres ilişkisi ve kurtulma yolları hususlarında
Prof. Dr. Şahin YENİŞEHİRÜOGLU
ile görüştük...

Stresin tanımını yapar mısınız? Batı dilleri kökenli stres kavramı Türkçe’de hangi anlamlarda kullanılmaktadır?

Stres-, Batı dilleri kökenli bir sözcük. Bir çok anlama geliyor günümüzde. En başta, sıkışıklık, rahatsızlık, üzerimizdeki baskı demektir, üzerimizdeki her türlü dürtünün sınırları ötesinde kontrol altına alınarak bizde oluşturduğu huzursuzluk, iç rahatsızlığı demektir. Ayrıca organik yapımızı bozacak her türlü sıkıntının, bunalımın ortaya çıkmasıdır. Başka bir deyişle bizim psikolojik ve aynı zamanda organik yapımızın, bununla birlikte bazı sıkıntıları, tehditleri altında hastalanması demek stres. Kısacası stres, bizim ruhi (yani psişik ve fizik) yapımız üzerindeki her türlü olumsuz etkinin karşılığını görmesi demektir. Meselâ stresten dolayı migren, ağır baş ağrıları, mide bulantıları, böbrek ağrıları başlıyor. Kalp atışları yükseliyor, tansiyon düşüyor, psikolojik yapı bozuluyor. Bütün bunları bir araya getirdiğinizde geniş kapsamlı olarak stres hastalığını ortaya koyuyor. Demek bir tek stres yok, stresler var. Birçok sıkıntılar ve huzursuzluklar var. Onların hepsi bir arada, stresi ortaya çıkarıyor.

Psikolojik açıdan kişiyi nasıl etkiliyor?

Kişisel olarak bizi etkiliyor. Bireysel yapımızı hem fizyolojik hem de psikolojik olarak etkiliyor. Ama yalnız psikolojik olarak etkilemekle kalmıyor. Aynı zamanda ağrı ve huzursuzluk meydana getiriyor. Çalışma hayatımızda huzursuzluklar, iş arkadaşlarımızla ara-mızda huzursuzluk meydana getiriyor. Toplumsal ilişkilerimizde huzursuzluğa sebep oluyor. Sokaktaki bir durumda-, yani sokakta biri-. sinin yere tükürmesi üzerimizde stres meydana getiriyor. Bu sosyal bir rahatsızlıktır. Yere tükürmesine aldırmasak bile üzerimize gelmesi bizde stres meydana getiriyor. Otobüse haddinden fazla yolcu binmişse stres meydana getiriyor, sıkışıklık ve bunalım meydana getiriyor. Aynı şekilde, işte belediye çarşısına gidiyoruz oradaki satıcıların düzensizliği stres meydana getiriyor. Yeşil alanların azlığı ya da olmaması stres meydana getiriyor. Suların kesilmesi stres meydana getiriyor. Yani normal olmayan toplumsal ve bireysel koşullar strese sebep oluyor.

Çağımızın önemli hastalıklarından biri kabul edilen stresin toplum üzerindeki etkilerinden bahseder misiniz?

Evet, stres, çağımızın önemli hastalıklarından biridir. Bir yerde insan vücudunun hem psikolojik, hem de fizyolojik dayanma noktası var. Vücut buna dayanamadığı zaman şiddet size doğru yönelirse, hastalıklar başlar. Psikolojik ve fizyolojik hastalıklar baş gösterir Ben bir felsefeci olarak ve yaşa yan bir insan olarak söyleyeyim sırt ağrıları, mide ağrıları, kalp atış lan, kalp krizleri başlar. Kalp kriz ve başka krizler geçirilebilir. Dişe vurduğu zaman, yani bireye ve topluma yöneldiği zaman şiddete başvurulur. Saldırganlık gündeme gelir. Silah, bıçak kullanılır. Hatta bunları annesine, babasına kullananlar bile olabilir. Sokaktaki herhangi birine bile saldırabilirler. Yani toplumsal huzursuzluklar ortaya çıkar.
Stresin temelinde tabiî ki toplumsal ve bireysel zenginlikleri paylaşma rahatlığı arama vardır. Eğer bunları elde edemezsek, eşit paylaşmayı elde edemezsek, dolayısıyla paylaşamayanlar strese girerler. Stres öyle bir noktaya ulaşabilir ki, birey intihara kalkışır. Al-kole başvurulur. Yoğun alkol ve sigara tutkusu kendini gösterir. Uyuşturucu almaya başlar ve birey böylece kendini tahrip eder. Dolayısıyla da toplumun tahribi söz konusu olur. Yani stres her yönden tahrip olayıdır. Kendimizi ve toplumu tahrip etmedir.

Stresten kurtulmak: bireyin elinde midir?

Stresten sınırlı olarak kurtulmak bireyin erindedir. Kişi kendine telkinde bulunmalı, sağlığına dikkat etmeli, rasyonel (akılcı) olmaya çalışmalıdır. Birey toplumun sorunlarını tek başına çözemeyeceğini düşünmelidir. Kişisel sorunların üstesinden de tamamen gelinemeye-ceğini düşünmeli. Ama bunun ortalamasını bulmaya çalışmalıdır. Böyle bir ortalama içinde birey kendini ayakta tutmaya çalışır. Ama tek başına stresin bütün nedenlerini ortadan kaldıramaz. Kimse stresi yenmede tam anlamıyla yeterli değildir. Bunun için stresi gideren meditasyon (tefekkür) seansları vardır. Uzak Doğu felsefelerine dayandırılan bu yöntem Ame-rika’da çok yaygın bir durumdadır. Avrupa’da da var. Bir miktar Türkiye’de de görülmektedir. Bütün bunlar stresten kurtulmak için tam anlamıyla yeterli değildir. Kurtulmanın esas yolu iş bölümünü akılcı (rasyonel) bir biçimde gerçekleştirerek zenginlikleri eşit olarak paylaşmaktır. Yani herkesin hakkını alması şeklinde paylaşmaktır. Ama diyeceksiniz ki İsveç’te zenginlikler eşit ölçüde paylaşılıyor. Sosyal haklar çok geniş ölçüde var. Bireyin ve toplumun bütün sorunlarını çözümleme sürecine geçilmiş, ama stres öyle boyutlarda ki, intiharın en yoğun olduğu ülkelerin başında İsveç olduğu görülüyor. Bu, nasıl oluyor? Bence orada aile bütünlüğü parçalanmış durumdadır. Bireyler atom haline dönüşmüş. Demek ki insan her şeyden soyutlanmakla haklarına sahip olsa, stresten kurtulsa bile, aileden soyutlandığı zamanda yeni bir stres içine giriyor. Yani birey insanlarla iç içe-, eşle, dostla beraber olarak yaşamak zorun-dadır. Bu durumda stresten kurtulabilir. Yine stresin ortadan kaldırılmasında en önemli etken bizdeki "muhabbettir." Bir de bizde bazı doktorlar teşbih, zincir falan öneriyor. Bunlar stresi giderebilir, deniyor. Bütün bunlar birer araçtır. Ama stresin giderilmesinde asıl nokta, kesin çözüm-, toplumsal huzur ve dolayısıyla kişisel huzurdur. Toplumsal huzur tamamen sağla-nabilir mi? Toplum ya da birey tamamen stresten arınabilir mi? Sanmıyorum.
Sınırlı da olsa stresin yararlı olduğu da söyleniyor. Çalışma gücü verdiği, rekabet ortamı sağladığı belirtiliyor. İş hayatında üretkenlik gücü verdiği gibi durumlar da var. Stres sınırlı durumlarda yararlı olabilir. Ama belli dozdan sonrası çok zararlıdır. Toplumsal, ailevî ve bi-reysel felâketlerin temelinde stresin yattığı kesindir. Alkolün temeli strestir. Aşırı sigaranın temeli strestir. Her türlü uyuşturucunun temeli strestir. Her türlü aşırılığın temelinde, bana göre, stres yatmaktadır.

Toplumdaki zararlı alışkanlıkların stresin artmasındaki dolaylı ve direkt ilişkileri üzerinde durur musunuz?

Bilimsel çalışmaların mutlaka yararı vardır. Aksi bir durum düşünülemez. Bilim, kişiye göre değişir.
Doktorun yeteneğine, grupların yeteneklerine göre değişir, yöntemlere göre değişir. Ama stres üzerinde mutlaka çalışmalar yapılmalıdır. Aile ile ilgili, toplumla ilgili bağlantıları üzerinde araştırmalar yapılmalıdır. Stres bana göre büyük bir tahribattır. Çok tehlikelidir-Hatta şunu söylemeliyim; stres çok tehlikeli bir olgudur, fizyolojik ve psikolojik bir hadisedir. Stres, aynı zamanda kültürel bir hadisedir. TV yayınlarının aşırılığı, TV yayınlarının yanlış iletişim aktarması, bunlar da insan üzerinde kesinlikle zararlıdır. Meselâ ben- cebimde beş kuruş para olmadığını farz edelim- reklamlarda en güzel yiyecekleri gördüğüm zaman, otomatikman gördüklerim benim üzerimde stres meydana getirecektir. Evimde televizyonum yoksa, gider kahvede ayakta, izlerim, üstelik çay içmemek için ayakta izlemeyi de göze alırım. Denetim mi gerekiyor? Denetime karşıyım, ama başıboşluğa da karşıyım. Demek akılcı bir tutum gerekiyor.

Kültürel yozlaşma ve ekonomik sıkıntıların stresin artmasında önemli bir faktör olduğu söylenebilir mi?

Ekonomik sorunların stresin temelinde yattığını kesinlikle söyleyebilirim. Ekonomik sorunların çözümlenmesi kişiye bağlı, ama kişi iş bulabildiği oranda ekonomik sorunlarını çözer. Çiftçi çiftini süremi-yorsa, ayakkabıcı ayakkabıyı tamir edemiyorsa, ekonomik bir buna-lım toplumda kendini belli ediyorsa, bu takdirde stresi ortadan kaldırmak zordur. Kültürel yozlaşma içinde aynı durum geçerlidir. Toplum sırf yabancı kültürlerin baskısı altında ise bu da stres meydana getirir. Çünkü yapımız ne de olsa yabancı kültürlere uygun değildir. Ama sırf kendi kültürümüz içinde kalarak yozlaşmak yanlıştır. Yani kültürel ilişkiler çerçevesinde ve kültürel alışverişi mümkün mertebe yaparak stresin dışına çıkılabilir. Bir insan durmadan kitap okuyamaz, mütemadiyen müzik dinleyemez. Bunları ara vermeden yaparsa stresin altında eziliyor demektir. Amerika’da, New-York’ta üç saniyede toplumsal bir hadise olmaktadır. Ya ırza geçme, ya intihar, ya esrardan hastalanma veya alkoliklerin hadiseleri. Türkiye’de bu boyutta hadiseler yok ama, çok dikkatli hesaplandığında bu tür olaylar Türk toplumunda da sıkça rastlanan olaylardır artık. Bütün bunlar emniyet, sağlık ve sivil devlet birimlerinin başına büyük problemler açıyor.

Doğu toplumlarında stresten kurtulmak için meditasyon yönteminin yaygın olduğunu söylediniz. Buradan hareketle Doğu ve İslâm toplumları bu konuda Batı ve diğer dünya milletlerine oranla strese yakalanmamada daha şanslı denilebilir mi?
Şu anda stresin Doğu toplumlarında ne ölçüde olduğunu bilmiyorum. Yalnız Türkiye’yi göz önüne alarak yoğun olduğunu söyleyebilirim. Batı toplumlarında da yere tükürenler var ama bizimki kadar yoğun değil. Tükürmek bir yerde stresi atmak demektir. Yere tükürme stresten kurtulma çabasıdır. Demek ki stresin ülkelere göre modeli değişik. Ama artık bizde de yoğun. Büyük kentlerde iyice yoğun. Ben stresin Türkiye’de olmadığını söyleyenlere kesinlikle katılmıyorum. Belki oralardakinden daha fazla. Hatta kırsal kesimde de var. Modeli farklı ama. Yani ekonomik, kültürel, toplumsal, ailevî ve bireysel nedenlere dayanan stresler var artık toplumumuzda. Hem Fizyolojik, hem de psikolojik yanıyla ortaya çıkıyor. Yani stres, sonunda hukuksal bir vaka haline dönüşüyor. Meselâ otobüsteki aşırı sıkışıklıkta ayağıma birisinin bas tığını düşünelim: Kavga ettim. Bir olay çıktı aramızda. Bu hukukî bir hadise halini de alabilir. Olay man kemeye intikal eder ve orada hesaplaşırız. Böylece hukuksal yanı da ortaya çıkıyor. Stresin toplumsal yanı ise, yalnız benim asabım bozulmuyor. Otobüs şoförünün de asabı bozuluyor, yolcuların da asabı bozuluyor. Eve gidiyorum ailevi yanı ortaya çıkıyor. Böylece genişliyor. Yani stres bir sarsıntıdır. Büyük bir kişisel ve toplumsal sarsıntıdır.

Stresten kurtulmada pratik olarak neler önerirsiniz?

Telkini öneriyorum. Kendim için de en sık başvurduğum yol -yöntem telkindir. Sonra tersliğe uymamakla çözümlemeye çalışıyorum. Bunda bazen tamamen başarılı olduğum gibi, başarısız da oluyorum bu yöntemde.. Hatta ben "her serde bir hayır vardır." derim. Bu aslında Almancadaki diyalektiğin bir tür bizim halk dilindeki anlatımıdır. Negation, yani olumsuzlamanın felsefede olumsuzlaması, bir aşamayı, bir olumlu yanı getirir. Bizde de her şer olumsuzdur. Ama her serde bir hayır olması olumsuzlamanın sonunda bir olumlunun ortaya çıkmasıdır. Bunu düşünürüm hep. Olumsuzlamadan kalkarak "ne yapalım bu da böyle" derim. Her zaman başaramıyorum. Yani "her serde bir hayır vardır" diyerek, telkin yoluyla olayı aşmaya çalışıyorum. Şuna inanıyorum: Toplumsal güçlerin, toplumu ayakta tutanların, toplumu düşünmeleri, toplumun sorunlarına çözüm üretmek zorunda olduklarına inanıyorum.. "Egoizm"den uzaklaşmak gerekir, hatta şarttır.

Ruhî tatminsizlik, inançsızlık, manevî boşlukta olmak, sizce stresi körüklemiyor mu?

Aslında bu soruyu bekliyordum. Derginiz adından belli. Dinî inancın, dine inanmanın in-sanı stresten uzaklaştırdığı muhakkaktır.
Manevî boşluğu dinle doldurarak bunu aşmak lazım. Din iyi anlaşıldığında strese yaka-lanma olayı kendiliğinden kalkabilir... Dinle beraber, ekonomik sıkıntıların çözümlenmesi gerekir. Bununla beraber insan, bir defa evreni, onun içindeki sonsuz yaratıkları, güneş sistemini ve bu sistem içindeki gezegenleri, bu gezegenler arasındaki ışık hızıyla kat edilebilecek mesafeleri, düşünmeli, güzellikleri temaşa etmelidir. Doğayı ve onun içindekileri tefekkür etmelidir. Doğayı tahrip etmemelidir. Doğanın dengesini bozacak davranışlarda bulunmamalıdır. Ben, gece gündüz her şeyi hayranlıkla seyrediyorum. Bu güzellikler karşısında insan bir anda olsa stresten kurtulabilir. Doğadaki güzelliği görebilir. Bununla huzurlu ve mutlu olabilir.
İsveç’te zenginlikler eşit ölçülerde paylaşılıyormuş. Ama, stres sonucu gelen intiharlar da ilk sırayı alıyor...