Makale

AİDS'TEN KORUNMANIN TEMEL İLKESİ "Sağlıklı, düzenli evlilik"

AİDS’TEN KORUNMANIN TEMEL İLKESİ
"Sağlıklı, düzenli evlilik"

ANKARA Büyükşehir Belediyesi Deri ve Zührevî Hastalıklar Hastanesi hekimleri; Dr. Müfit AKGÜN, Dr. Bülent H. SAKIZLIGİL ve Dr. Can AKSUAL ile çağımızın hastalığı AİDS üzerine sohbet ettik.
Kendilerine "AİDS nedir? Nasıl bulaşır? Tedavisi var mı? Hastalığın belirtileri ve Korunma yolları nelerdir?" gibi sorular yönelttik.

Dr. Müfit AKGÜN
1980’li yılların başında Amerika’da bir takım hastanelerde çok sudan nedenlerle bazı hastaların öldükleri müşahede edilmiştir.
AİDS virüsü de 80Tı yılların başında bu neden/er/e ilk defa tesbit e-diliyor. AİDS, insanlardaki bazı sistemlerin harap olmasına yol açan bir hastalık. Nedeni de bir virüs. Bu-laşması da üç yoldan-, Cinsel temas, kan nakli, anneden çocuğa geçiş. Ayrıca uyuşturucu kullananlarda aynı iğneyi kullanmak suretiyle birbirlerine geçiş olabiliyor.
Biz rutin taramalarımızı yapıyoruz ve bir vaka’nın dışında tespitimiz olmadı. Burada belirli bir yerde çalışan kadınların belli dönemlerde kan tahlilleri yapılıyor. Bunlarda A-İDS virüsü olup olmadığını araştıra-biliyoruz Bunların içinde bir vakaya rastladığımızda doğrulama testi için daha ileri tetkik/er için, Hıfzıssıhha’ ya gönderiyoruz.. AlDS’li olarak bize bir kişi müracaat etti. O da denetim altında olmayan, serbest çalışan kişi olarak tespit edildi.

Dr. Can AKSUAL
Bu konuyl ilgili olarak yani AlDS’ter şüphelenerek bize gelen yok denilebilir. Bu şüpheyi taşıyan kişiler, devletin resmi dairelerine gitmeye çekiniyorlar. Çünkü devlet dairesinde isim tesbiti yapılıyor, dolayısıyla bu da AlDS’li hastada bir çekingenlik, bir korku meydana getiriyor.
AİDS hastalığının k/inik belirtileri konusuna gelirsek, baştaki belirtisi; ateştir. Aralıklı ya da sürekli olan, üç aydan fazla süren, nedeni belli olmayan bir ateş Bir de ki/o kaybı sözkonusu. Ortalama vücut ağırlığının %J0’unun yitirilmesi var. Koltuk altı, boyun bölgesindeki lenf bezlerinin şişmesi, üç aydan fazla bir süre devam eden sürek/i veya aralıklı ishal durumu. Aşırı halsizlik. gece ter/eme/eri, hastalığın başlıca belirtileridir.
AİDS virüsünün bir özelliği var o da, bilindiği gibi vücudun bir bağışıklık sistemi var. Çeşit/i mikrop/ara karşı vücudu koruyan bir sistem bu. AİDS virüsü bu sistemi bozuyor. Bu sistem bozulunca araya giren fazla önemi olmayan mikroplar, bir bakıyorsunuz öldürücü bir hal alıyor.
Önlem olarak cinsel hayattan meşru evlilik bu işin garantisidir, bunu açıkça ifade etmek gerekir Gelişmiş ülkelerde özellikle Amerika’da bu hastalığa daha çok rastlanıyor. Türkiye’de AİDS vakaları hiç denecek kadar azdır. Fakat bu demek değildir ki Türkiye’de bu hastalık artmayacak. Şu ana kadar aşısı ve tedavisi olmadığı için insanlar risk altındadır. Yani sağlıklı, tek eşli beraberlik her şeyden önce bu hastalıktan korunmanın başıdır

Dr. Bülent H. SAKIZLIGİL
Bu hastalık damardan uyuşturucu kullananlarda da görülüyor. Çünkü bunlar bu konuda titiz olmuyorlar. Aynı enjektörü bir kaç kişinin kullanması sonucu kan yo/u ile de geçebiliyor.
Ayrıca bir de kan nakli dediğimiz olay var. AlDS’li bir kişiden alınan kan herhangi bir kontrole tabi tutulmadan sağlıklı kişilere verilirse o zaman AİDS direkt olarak geçmiş olur.
Teşhis yöntemleri ortaya çıkmadan önce, AİDS açısından kan testi yapmak yoktu. Bu sebeple acil kana ihtiyacı olan hastalara bu test yapılmadan verilen kanlar sonucu bir çok hasta onaya çıkmıştır.
AİDS, bu ismi yakın tarihte 80Tı yılların başında aldı. Aslında bu mikrop, daha değişik hastalık belirtileri ile önceden de vardı. Mesela AİDS hastalığının önemli bir belirtisi de bacaklarda, özellikle yaralarla kendisini gösteren bir hastalık ki bu çok uzun yıllardır bilinen bir hastalıktır, ama ismi AİDS olarak konmamıştır.
Hastalıktan yalnızca korkmak yeterli olmuyor. Önemli olan bu hastalığını kabul edilip, ona göre tedbirinin alınmasıdır.
Bizim en büyük eksiğimiz, vatandaşı bu konuda yeterince bilgilendirmeyişimizdir. Basın ve TRT yeteri kadar bu konu üzerinde bilgilendirici çalışmalarda bulunmuyor. Basında çıkan yazılar sadece haber niteliği taşıyor. Kişileri hastalık hakkında gerçekten aydınlatmak lâzım.

Dr. Can AKSUAL
Bu konuda Diyanete düşen görev de var, eğitim. Yani camide vaaz veren bir kişi de bu yolda bir eğitim vermelidir. Çünkü camilerde çok büyük bir cemaat kitlesi var. O da bir eğitim yoludur. Radyo ve televizyonda da bu konuda vatandaş bilgilendirilmelidir.
Yani gözlerimizi kapatmakla, görmemekle bu olayı önleyemeyiz. Bu hastalığın varlığını kabul etmek ve ona göre de tedbirler almak lâzım. Bir Homoseksüellik olayı var. Kimi doğuştan, kimi özenti ile bu hastalığa düşüyor. Biz ne yapıyoruz? Polisimiz topluyor, birkaç gün bunları alıkoyuyor, sonra bize getiriyor. Biz muayene ediyoruz, tekrar bunlar aynı hayata dönüyorlar. Hatta bunları arabalara toplayıp şehir dışına atıyoruz Fakat bu bir sonuç değil. Yani bir mesele var, hem de giderek artan bir şekilde var. Bu da şu anda çözümü zor bir vaka. Bu konunun sosyal yönünü araştırmak lâzım. Şimdiye kadar yok muydu? Yoksa biraz serbestlik bulunca mı ortaya çıktı? Bunları incelemek lâzım. Bu olayın çözümü, birkaç kişinin meselesi değildir. Homoseksüeller arasında bu tür hastalıklar daha yaygın, AİDS veya diğer zührevi hastalıklar.


Dr. Müfit AKGÜN
Homoseksüellik, fuhuş çok eskiye, yüzyıllara dayanan bir mesele Zamanın ahlâkî yapısına göre. Toplumsal yapıya göre değişik görünümler alıyor. Bazan moda oluyor. Bu gelişme düzeyine bağlantılı bir şey. Fazla gelişmiş toplumlarda, ileri derecedeki sanayi toplumlarında, o insanların topluma yabancılaşması sonucu birtakım meseleler ortaya çıkıyor. Tabii ki ahlâkî bir çöküntü de kendi/iğinden ortaya çıkıyor. Giysi gibi bir moda halini alabiliyor. İnsan buna özenti olarak da başlayabiliyor Bu hastalığı kapanların büyük çoğun-luğunda doğuştan gelen bir yatkınlık sözkonusu değil. Yani bu adam be/ki değişik bir toplumda olsaydı, böyle bir illetle yüzyüze gelmeyecekti. Tabiî bunun nedenlerini, çözüm yollarını insanlar, saatler ve günler boyu tartışabilirler. Getirilecek öneride kişinin kendi değer yargılarıyla bağlantılı bir şeydir. Herkes kendi görüşleri doğrultusunda meseleye yaklaşacak ve çözüm yolları arayacaktır.

Dr. Bülent H. SAKIZLIGİL
Türkiye bu açıdan oldukça şanslı bir ülke. İslâm’ı yaşayışın yaygın olduğu bir ülke. Dolayısıyla diğer Avrupa ülkelerine göre bu hastalığın yayılmaması açısından daha şanslı. Batı ülkelerine baktığımız zaman bu hastalığın katlanarak gittikçe yayıldığını görüyoruz. Ama Türkiye’de bu sayı çok az. Bu da dini duygularımız ve geleneklerimizden kaynaklanmaktadır.
Sonuç olarak diyebiliriz ki: Bu toplum hastalıkları birer vakıa, bunu kabul edip önlemini almak gerekir. İnsanları bu gibi davranışlardan uzak tutmak lâzım.
Röportaj: Ahmet ARSLAN