Makale

İSLAM’DA ÇEVRE VE ÇEVRECİLİK

BAŞYAZI

MEHMET NURİ YILMAZ
Diyanet İşleri Başkanı

İSLAM’DA ÇEVRE
VE ÇEVRECİLİK

İlk anda canlı-cansız bütün varlıkları kuşatan tabiat parçasının akla geldiği çevre konusu, insanlık için daima bir mesele olagelmiştir ve bugün de devam etmektedir.
Gerek yazılı basında ve gerekse görüntülü yayınların renkli ekranlarında sık sık dile getirilen bu çok önemli konuyu gerçekten iyi anlayabiliyor muyuz? Ülkemizde meydana gelen ve hemen her gün onlarca, hatta bazen yüzlerce cana, milyarlarca lira maddi kayba sebep olan trafik kazalarını; her yıl yakılarak veya bilinçsizce kesilerek tahrip edilen binlerce hektarlık ormanlıkları ve bu sebeple ortaya çıkan erozyon hadiselerini gördükçe, doğrusu bu konunun iyi anlaşılabildiğini söyleyebilmek çok zorlaşıyor.
Bunların yanında ele geçen her şeyin yerlere atılıvermesi, biriken çöp yığınları, kirletilen denizler, bacalardan çıkan simsiyah dumanlar çevremizi yaşanamaz hale getiriyor.
Oysa, sahip olmakla iftihar ettiğimiz İslâm Dini, çevreyi tahrip etmeyi, tabii dengeyi bozmayı şiddetle yasaklamıştır: ’Şüphesiz Biz, her şeyi belirli bir ölçüye göre yaratmışadır" (Kamer: 49). "O, göğü yükseltmiştir; ölçüyü koymuştur. Artık ölçüye tecavüz etmeyin. Ölçüyü doğru tutun, ölçüyü bozmayın." (Rahman: 7-9). "İnsanların elleriyle işledikleri yüzünden karada ve denizde fesat çıktı; Allah da belki geri dönerler diye yaptıklarının bir kısmını kendilerine tattırır." (Rûm: 41).
Bu âyet-i çeliklerde Yüce Allah önce herşeyi belirli bir ölçüye göre yarattığım belirtiyor. Sonra bu ölçünün aşılmamasını, tabii dengenin bozulmamasını istiyor ve bozanların da dünyevi zararını göreceklerini, ubrevî cezasını çekeceklerini ifade ediyor.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAS.)’in hayatına ve hadis-i şeriflerine baktığımızda da, O’nun bu konuya çok önem verdiğini ve hatta çevreciliği bir siyaset haline getirdiğini görürüz. Bir kaç örnek vermek gerekirse: Zû-Kad Gazvesinden dönerlerken, Zureybu’t-Tavil adlı yere geldikleri zaman Ensar’dan Harise oğulları: "Ey Allah’ın Resulü! Buralar bizim hayvanlarımızın atladığı, kadınlarımızın gezindiği yerlerdir." dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz: "Kim buradan bir ağaç kesecek olursa, onun karşılığı olarak bir ağaç diksin" buyurdular. Peygamberimizin bu emrine kucak açan ashab, o bölgeyi ağaçlandırdı ve oraya "El-Gâbe" adı verildi. Bu konuda pek çok örnek vermek mümkündür.
Bilindiği gibi müslümanların kıblesi olan Kabe Mekke’dedir. Yüce Allah Kur’an-ı Keriminde, burasının mübarek olduğunu bildirmektedir. Bu sebeple bu mübarek beldede hayvanların öldürülmesi, ağaçların kesilmesi, bitkilerin yok edilmesi de yasaklanmıştır.
Peygamberimiz (S.A.S.) de çeşitli rivayetlere göre, Medine ve Taif şehirlerini haram bölge ilan ederek, bugünkü anlamda buraların "Sit Alanları" ve "Milli Parklar" haline gelmesini sağlamıştır. Her müslüman bilir ki, uçsuz bucaksız kainat ve onda olan canlı-cansız bütün varlıklar Allah’ındır. Allah’ın olan her şey de muhteremdir, hürmete layıktır. Asla zarar verilemez. Ancak bütün kainat, yaratılmışların en şereflisi olan insanın menfaati için var olmuştur. İnsan bunları haddi aşmamak şartıyla, ölçüsü miktarıma kullanabilir.
Bu hususu Pakistan ’ın yetiştirdiği büyük şairlerden Syed Abdullah Hakd-ı Mir, Urduca yazdığı şu iki mısraı ile ne güzel anlatır:
"Gül ve ayna, güneş ile ay, nedir bütün bunlar?
Her nereye baktıysak, hep Senin güzelliğindi gördüğümüz."
Her şeyde Allah ’ın kudretini gören bir insanın hiç bir varlığa zarar vermesi düşünülemez ve düşünülmemelidir.
Hal böyle iken ve İslâm ’m emirleri de apaçık ortada dururken, bu konunun halen bir çözüme kavuşturulamamış olması ne kadar acıdır. Her gün gündemden düşmeyen bu konuların meydana getirdiği maddi-manevî tahribatlar ne kadar yürek parolayladır.
Zehir solunan bir havada, çöl haline gelmiş bir dünyada yaşamak istemiyorsak, çok geç olmadan, sahip olduğumuz değerleri yitirmeden gelin hep birlikte buna bir çare bulalım. El-ele, gönül-gönüle vererek, biribirimize ve Allah’ın yarattığı her varlığa saygı ve sevgi duyarak çevremize sahip çıkalım. Unutmayalım ki, bu dünya hepimizindir.