Makale

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

Mustafa ÖNDER
Altınyayla Müftüsü

“Tarihini bilmeyenlerin coğrafyasını baş- kalan çizer” sözü herhalde Çanakkale savaşlarıyla uyuştuğu kadar başka hiçbir olayla uyuşmaz. Türk Milleti bunun acı tecrübelerini defalarca yaşamış, ama Çanakkale Savaşı ile bu kötü kaderi bir daha yaşamamak üzere tarihe gömmüştür. Çanakkale bir muharebe, bir destan, bir tarihtir ama, bütün bunlardan önce bir irade ve bir inançtır. Toprağın vatan yapılışının, bu vatan için can vermenin en güzel örneklerini orada görürü/.. imanın küfre galebe çalışının, mananın maddeyi mağlup edişinin en son ve canlı örneğidir Çanakkale!..

Çanakkale’yi her Türk çok iyi bilmeli, anlamalıdır. Çanakkale’yi bilmeyenler ne Türk’ü ne de İslam’ı iyi anlayabilirler. Bugün bu topraklarda yaşayan dirilerin, Çanakkale’de ölen şehitlere çok şey borçlu olduğunu unutmamak gerekir. Çanakkale, tarih içinde Türk Milletinin kaderinin belli olduğu, çizildiği bir dönüm noktasıdır. Çoğu medrese öğrencisi 253 bin şehit, bizlerin bu vatanda sonsuza kadar hür ve bağımsız olarak yaşabilmemiz için kanlarını, canlarını feda etmişlerdir. Metrekareye yedi ton çeliğin düştüğü Çanakkaleyi, Gelibolu’yu mutlaka gidip görmeli, bunu yapamıyor- sak çocuklarımıza bu destanı en ince ayrıntılarına kadar okutmalı, anlatmalıyız. ’
Şimdi müthiş savaştan bazı bölümleri birlikte hatırlayalım: “Savaş bütün şiddetiyle devam ederken 57. Alayın 6. Bölüğü ile, Anzak Kolordusu’nun 3.
Alayının 4. Bölüğü karşı karşıya gelirler. Kan gövdeyi götürürken bölük komutanı Kemah’h Üsteğmen Mustafa Asım’la anzakların bölük komutanı Woiters gırtlak gırtlağa boğuşmaya başlarlar. Mustafa Asım, Woiters’in boynundaki haç’ı, Woiters’te Mustafa Asım’ın boynundaki muska’yı eline geçirmiş birbirlerini boğmaya çalışırken makinalı tüfeklerin taramasıyla her ikisi de oraya yığılırlar. Savaş bittikten sonra İngilizler kendi ölülerini taşımak için toplu mezarı açtıklarında Mustafa Asım’la Woiters’in cesetlerini birbirine sarmaş dolaş bulurlar. Ayırdıklarında Mustafa Asım’ın elinde Woiters’in haçı, Woiters’in elinde ise Mustafa Asım’in muskası vardı. Olay yerine bunu belirten bir tabele diktiler.”
Düşman kuvvetlerinin komutanı Hamilton şöyle diyor: “Evet, insan ruhunu yenmek gerçekten mümkün olmuyor. Dünyada hiçbir ordu bu kadar sürekli ayakta kalamaz. Sadece bugün 1800 şarapnel attık; onbinlerce piyade mermisi yaktık. Aylardan beri gece gündüz savaş gemilerimiz mevzileri bombalıyorlar. Son derece hırpalanmış Türkleri, C. Allah’tan ayırmak için başka ne yapabilirler!..
“Mevzileme ve siper savunma işlerinde Türkler, kelimenin tam anlamıyla, mükemmel. Tamamıyla cahil olan bu askerler, verilen görevleri aynen yerine getirmek konusunda pek mert hareket ediyorlar, üzerlerine gelen her hedefi vuruyorlar, siper savaşlarında Türk askeri çok üstün.”
“Binbaşı Mahmut Sabri, birliğine yeni katılan genç bir delikanlının saçlarının kınalı olduğunu görünce sordu:
- Saçlarına niye kına yaktın?
- Anam yaktı kumandanım.
- Niçin ?
- Bilmiyorum, mektup yazar sorarım kumandanım.
Kınalı Murat lakaplı bu delikanlı köyüne mektup yazıyor ve anasına bu kınanın sebebini soruyor. Gelen cevap enteresandır: Gözümün nuru Murad’ım . komutanına söyle, sen bizim İsmailimizsin. Seni biz Allah yoluna, vatan yoluna kurban gönderdik. Nasıl ki, kurbanlık koçlar kınalanıyorsa. ben de senin saçlarını kınaladım."
“Teğmen Hüsamettin girdiği siperde çevreyi kollarken Ömer çavuş’un acılı sesini duydu. Ömer Çavuş’un bileği parçalanmış sadece deri tutuyor ve sallanıyordu. Hemen sallanan bileğini komutanına uzattı ve;
- Şunu kesiver kumandanım! Teğmen Hüsamettin sallanan kolu kasatura ile kesti ve:
- Çavuş, Allah vücuduna sağlık versin!
- Sağolun kumandanım.
Derhal sargı yerine götürülen
çavuşun kolu sarıldı, bir süre sonra cepheye yeniden döndü ve savaşmaya devam etti.”
“Savaşın son günlerin de yüzlerce gazeteci İstanbul Ve J Çanakkale’ye akın etmişti.
Aynı zamanda bir Türkolog olan Mösyö Valentin Çanakkale’de çocuklara yaklaşıp sormaya başladı:
- Kaç yaşındasın?
- Sekiz.
- Sen?
- Dokuz.
- Ya sen?
- Ben de dokuz.
Bakışlarını mosmor olmuş yüzlerinde, ellerinde, ayaklarında gezdirdikten sonra ilk soru sorduğuna çevirdi;
- Baban ne iş yapıyor?
- Öldü.
- Nerde öldü?
- Çanakkale’de.
- Niçin öldü?
- Din ve Vatan için?
- Nereden biliyorsun?
- Caminin imamı söyledi.
Diğer ikisi de sorulara aynı cevapları verdiler. Voiters devam etti:
- Size anneleriniz mi bakıyor?
- Üçümüziinde anneleri öldü. Ebe ninemiz bize bakıyor.
- Nerede oturuyorsunuz.
Bir eliyle karşıdaki derme-çat- ma kulubeyi işaret ederek,
30 , mm
- Şurada
Tam o sırada kulubenin kapısı açıldı, bastonuna dayanarak yaşlı bir kadın dışarı çıktı ve çağırmaya başladı:
- Gazenfer! Muzaffer! Mücahit! Gelin çorba yaptım. Çocuklar kulübeye doğru koşarlarken Mösyö Valentinin yüzü ciddileşti, bakışları değişti, arkalarından bakarak mırıldanmaya başladı:
Gazenfer! Muzafer! Mücahit!... En karanlık gününde çocuklarına bu adları takan millet, bir yerde toprağa gömülse bile, bir başka yerden fışkırır!...”
Çanakkele’de bizimle birlikte savaşan Alman Mareşal Limon Von Sandres (5. Osmanlı Ordusu komutanıydı) şöyle diyor: “Bir asker için mutluluk denen bir şey varsa, Türklerle omuz omuza savaşmaktır diyebilirim. Fakir insanlardı, buğday kırığından yapılmış (bulgur) yemek yerler, çamur barınaklarda yatarlardı; fakat en modern silah ve araçlarla donanmış düşmanlarına karşı arslanlar gibi savaşırlardı... Bu insanların kalplerinde sadece ve sadece ulvi bir vatan sevgisi vardı. Ölüme onlar kadar gülemseyerek giden bir millet ferdi daha görmedim.”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk de bu savaş için şöyle demektedir: “Ellerinde Kur’an-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şehadet getirerek yürüyorlar. Bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren şayan-ı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmaksınız ki, Çanakkale Savaşlarını kazandıran bu yüksek ruhtur.”
Çanakkale savaşlarına katılan ve bir kolu ile ayağını bu savaşta kaybeden Fransız Generali sözlerine “Fransızlar böyle mert bir milletle savaştıkları için daima iftihar edebilirler!” diye başlayınca bir gazeteci bunun nedenini sormuş, Genaral de şöyle açıklamıştır: ‘"Çünkü Türkler tam bir erkek gibi dövüşüyor ve savaş şartlarına riayet ediyorlar. Hiç unutmam, savaş sahasında dövüş bitmişti. Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk. Az evvel aynı topraklar üzerinde Fransızlarla Türkler süngü süngüye gelip, her iki tarafta ağır zayiat vermişti. Bu sırada gördüğüm bir sahneyi ömrüm oldukça unutmayacağım:
Yerde bir Fransız askeri yatıyordu, onun yanı başında da bir tüık askeri vardı. Dikkat ettik, Türk askeri kendi gömleğini yırtmış, Fransız askerinin yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu! Tercüman vasıtasıyla aramızda şu konuşma geçti.
- Niçin öldürmek istediğin düşmanına yardım ediyorsun?
Mecalsiz haldeki Türk askeri cevap verdi:
- Bu yaralanınca cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı. Birşey- ler söyledi. Dilinden anlamıyorum. Ama herhalde annesi olacak. Demekki onun bekleyeni vardı. Benim ise kimsem yok. Ölsem ne çıkar? Onun için istedim ki, o kurtulup anasının yanına gitsin!...
- Bu asil duygu üzerine hüngür hüngür ağlamaya başladığımda, emir subayım Türk askerinin ceketinin yakasını açtı. O anda gördüğüm manzaranın yanaklarımdan sızan yaşlarımı dondurduğunu hissettim. Türk askerinin göğsünde, bizimkinden çok ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir avuç ot tıkamış, kanamasına mani olmak istemişti. Az sonra ikisi birden öldüler. İşte, kendi temiz gömleğinden yırttığı bezlerle, kendi yarasından vazgeçip, düşmanının yarasını saran böyle bir kahraman milletle döğüştüğümüz için daima iftihar edebiliriz efendiler...”
Çanakkale savaşlarında vatanları için yurdun dört bir tarafından gelen ve şehit olan tüm Mehmetçiklere rahmet dileklerimizle...


Not: Çanakkale savaşları için şu eserlere bakılabilir:
1- M. Kemal Atatürk, Nutuk.
2- M. Kenıa! Yeri, Çanakkale Ruhu.
3- Cemil Conk, Çanakkale Conk Boyarı Savaşları.
4- M. N. Sepeçioğlu,... Ve Çanakkale (Geldiler, Gördüler, Döndüler)
5- O. Kalelioğlu, Atatürk ve Atatürk ilkeleri.
6- J. Hamilton, Gelibolu Günlüğü.
7- M. Niyazi, Çanakkale Mahşeri.
8- L. Von Sanders , Türkiyede Beş Sene.
9- W. Chureill, Dünya Buhranı.
10- R. Rhodes, Gelibolu Harekatı.
11- W. Von Schoen, Gelibolu Cehennemi.
12- K. Kral Dönitz, Yavuz ve Midilli.
13- M. Ali Üııal-A. Halaçoğlu, Türk inkılabı Tarihi ve Atatürk İlkeleri.