Makale

VİYANA MÜZELERİNDE TÜRK ESERLERİ

VİYANA MÜZELERİNDE TÜRK ESERLERİ

Hakkı MAVİŞ

Türklere âit eserlerin büyült bir kısmı “Südbahnhof” denilen Güney Tren İstasyonu Parkının nihayetindeki ,“Heeres Geschitliches Museum”da (yâni Askerî ve Tarihî Müzede) muhafaza edilmektedir.

Bu büyük müzenin birinci zemin katında Avusturya târihî eserleri bulunmakta, ikinci katın yarıdan fazlasını tamamen Osmanlılara âit eser­ler teşkîl etmekte, diğer yarısında da Napolyon Bonapart’a âit hâtıralar yer almaktadır.

İkinci katın Türkler bölümüne girildiğinde, insan kendisini câmnn veya Kâbe’nin mânevî havasında hissediyor. Nitekim aynı rûhânî tesir bu kısma bakan müze memurlarına da tesir etmiş olacak ki, benim san­caklar üzerindeki yazılan okuyup Almancaya çevirivermemi rica ettiler. Nasıl tesir etmez ki, daha birinci katın giriş kapısından içeri girildiğinde kapının üstünde dokuz tane rengârenk sancaklar asılmış. Şimdi sıra ile üzerlerindeki yazılan okuyoruz;

1) İki tarafı kurşunî, ortası ye­şil olan, orta yeşil kısmının üzerine:

2) İki tarafı bej renginde olan: cağın ortadaki kırmızı zemin üzerine:

3) İki tarafı kırmızı olan ve uç tarafında ayyıldız bulunan sancağın ortadaki bej zemin üzerine;

4) İki tarafı kırmızı olan sancağın ortadaki yeşil zemin üze­rine:

5) Her tarafı yeşil renkli sancağın üzerine:

6) Ortası kırmızı kare şeklindeki sancağın bej renkli kenarları üzerine:

7) Kenarları yeşil olan kare şeklindeki sancağın ortasındaki kırmızı zemin üzerine:

8) Kenarları kırmızı olan sancağın yazılmış, ortadaki yeşil zemin uzerine:

9) Kurşunî, bej ve kırmızı renkteki bu sancağın üzerinde ise hiçbir yazı yoktur.

Salonun ortasındaki vitrin içerisinde 1697-1717 Osmanlı galibiyetle­rine ait Türk oklan, yaylan, okluk ve kemendanları mevcuttur. Buradan içeriye girildiğinde, vitrin içerisinde oklar, yaylar, kılınçlar, kamalar, sa­rıklar ve vitrin üzerinde kenarları yeşil, ortasında Hz. Ali’nin çatal Zülfikâr kılıcı bulunan büyücek bir sancak göze çarpmaktadır. Sancağın üzerinde:

Bu vitrinin arkasında 1609-1680 senelerine âit çeşitli boylarda tüfek­ler ve zırhlar var. Burada 1664 tarihli bir de gümüş cep saati mevcut.

Salonun tam ortasında kırmızı renkli çok büyük bir sancak asılmış. Sancağın ortasında yine Hz. Ali’nin Zülfikâr’ı resmedilmiş, Zülfikâr’ın kabza kısmına da: tekrar tekrar altı defa yazılmış.

Bu salonda bunlardan başka aynı şekilde altı tane daha sancak var­dır. Ufak tefek farklarla üzerlerine yine aynı yazılar yazılmıştır.

Biraz daha ileriye gidildiğinde yine 1683 Viyana muhâsarasına âit büyücek bir çadır ile çakmaklı büyük ve ağır tüfekler göze çarpmaktadır. Bu kısımdaki diğer vitrinlerde de Sultan II. Mustafa ile Vezîr-i A’zâm El­mas Mehmet Paşa’ya âit iki mühür görülmektedir.

Nihayet bu salonun en sonunda ise 5 Ağustos 1716 tarihinde Peterverdayn muhârebesinde Vezîr-i A’zâm, Damat Ali Paşa’ya âit Türk Dev­let Otağı (Çadırı) nazarı dikkati çekmektedir.

Osmanlı eserlerinin muhafaza edildiği ikinci müze ise Viyana’nın 4. dâiresindeki Karlplatz’ta Viyana Müzesi (Stadwien Historisches Museum)’dir.

Bu müzenin ikinci katının sağ tarafı da tamamen Osmanlılara has­redilmiş. Yine ilk göze çarpan duvara asılmış kurşuni bej ve kırmızı renk­li, ortasında Hz. Ali’nin Zülfikâr’ı, kabza tarafında el ve kandamlaları tasvir edilmiş büyük bir sancak bulunmakta, sancağın üst kısmında:

Sancağın altında üç tane Osmanlılara âit kalkan, onun önündeki vit­rinde başa giyilen demir miğfer, iki kılıç, çakmaklı tabanca; yine onun yanındaki vitrinde harblerde çalman kösler, davul ve darbukalar, büyük bir harb borusu, alarm feneri asmak için tel dikenli uzun bir direk var. Yine duvarda resim ve plân hâlinde Vezîr-i A’zâm Kara Mustafa Paşa’nın Otağı (Çadırı) ile harb plânının maketini ve kuşatmayı tasvir eden bü­yük bir fotoğraf. Burada Kara Mustafa Paşa’nın çadırı gayet güzel gö­rünmektedir. Çadırın üstünde hilâlli Türk Bayrağının iki kanatlı ucu rüzgârdan adetâ dalgalanmakta.

Yine duvarda tespit edilmiş aynı üslûpta bir sancak daha var ki, üzerinde Besmele ve Kelime-i Şehâdet yazılmış.

İkinci kısımda: Oklar, yaylar, çakmaklı tüfekler, tabancalar, kılıçlar ve iki tarafı tırpan şeklinde tahta saplı uzun harb âletleri nazar-ı dikka­ti çekmektedir.

Avusturya’da müzeler turizm mevsimi dışındaki Kasım, Aralık, Ocak, Şubat ve Mart aylarında Pazar günleri sabahleyin saat 8.00’den 13.00’e kadar halka parasız olarak açık tutulmakta ve halk çocuklariyle birlikte kilise âyininden çıkınca bir de bu müzelere gelerek içindeki eserleri teker teker incelemektedirler. Ayrıca okullar da normal mesâi saatleri dâhilin­de talebelerini idâreci ve öğretmenleri nezâretinde bu müzelere getirerek içindeki eserleri îzah etmektedirler. Onun için Avusturyalılar hem dindar hem de koyu milliyetçi yetişiyorlar. Zîrâ dinlerine, örf ve âdetlerine ve es­ki atalarına son derece bağlıdırlar. İşte bu sebeplerdendir ki, Ruslar Avusturya’yı 10 yıl işgalleri altında tuttukları halde bir türlü rahat ede­memişler ve nihayet bu ülkeyi terkedip gitmek mecbûriyetinde kalmış­lardır.