Makale

KUR AN I KERİM DİKKAT NAZARLARIMIZI KÂİNATA VE TABİAT OLAYLARINA ÇEKMEKTEDİR

HUTBE:

KUR AN I KERİM DİKKAT NAZARLARIMIZI KÂİNATA VE TABİAT OLAYLARINA ÇEKMEKTEDİR

Mahmut ÖZTÜRK

Muhterem Müslümanlar!

Cenâb-ı Hakk’ın yarattığı kâinata ve şu tabiat âleminde vukua ge­len hâdiselere dikkatle gözlerimizi çevirip gönüllerimizi verelim.

Rabbimize şükürler olsun ki, dünyadaki hayat için en uygun derece­de güneşi, nimetlerinden, çalışıp âzami şekilde istifâde etmemiz için gün­düzü, sükûn bularak istirahatımızı teinin etmemiz için de geceyi, en mü­nâsip bir ölçüde yaratmakla, bu kâinat kitabına her türlü nizâmı vermiş ve akıllı insanların ibret ve dikkat nazarlarına sermiş bulunmaktadır. Şüphesiz ki, bu kâinat kitabında düşünenler için ibretler, inananlar için hikmetler vardır.

Abdullah İbn-i Ömer (R.A.) Hazretlerinin, Âişe Validemize, Resûlullah’tan gördüğünüz şeylerin en ibret verici olanından bana haber verir misiniz, demesi üzerine gözyaşları içinde Hazret-i Âişe Validemiz dedi ki: “Resûlullah’ın her işi ibretli ve hizmetli idi. Resûlullah bir gece bana gel­di, bir müddet yanımda kaldıktan sonra:

— Bu gece Rabbime ibâdet etmek için bana izin verir misin, buyur­dular. Ben:

— Yâ Resûlullah, sizin yakınlığınızı da, arzunuzu da severim, binâ­enaleyh istediğiniz şekilde hareket edebilirsiniz, dedim. Resûlullah kalktı abdest aldı. Namaz kıldı. Kur1 ân okudu, Kur’ân okurken ağlıyordu. Biraz sonra, sabah namazım haber vermek için Bilâl geldi. Baktı ki Resûlullah ağlıyor:

— Ey Allâh’ın Resulü, sizin geçmiş ve gelecek günahlarınız affedildi­ği halde ağlıyor musunuz? Resûl-i Ekrem:

— Yâ Bilâl, şükredici bir kul olmayayım mı, buyurdular. Bundan sonra “Göklerin ve yerin yaratılışında ve gece ile gündüzün uzayıp kısal­masında akıl sâhibleri için deliller vardır.” meâlindeki âyetin bu gece nâzil olduğuna işâretle şöyle buyurdular:

— Yazıklar olsun bunu okuyup da, bunun üzerinde düşünmeyene.”

Aziz Müslümanlar! Şu yaşadığımız âlemde vukua gelen ve her an te­kerrür ederek, Allah’ın varlığından, birliğinden ve kudretinden haber ver­mekte bulunan hâdiseler, bizi mukaddes Kitabımız Kur’ân’a bağlamakta, Rabbimize olan inancımızı arttırmaktadır. İşte bunun içindir ki Allâhu Zülcelâl Kur’ân-ı Kerîmde; “Göklerin ve arzın yaratılışında, gece ile gün­düzün uzayıp kısalmasında akıl sâhipleri için deliller vardır.” buyurmakla, dikkat nazarlarımızı kâinata ve tabiat olaylarına çekmekte, zâtına ve kud­retine delâlet eden olaylar üzerinde dikkatle eğilmemizi istemektedir. Zi­ra, kâinâtı “bu açıdan tetkik edenler ve hilkatin meziyetlerini bu yoldan araştıran kişiler, taklitçilikten kurtulup, îmânın hakîkatına ulaşmaya namzet olan bahtiyarlardır. Bu mutlu insanların özelliği; susmak değil, okumak ve haykırmak; oturmak değil, kalkmak, yürümek ve araştırmak­tır.

İşte İslâmın hakîkî sâlikleri de bunlardır. Bu gerçek mü’minler hâdi­selerin ilâhî hikmetine nüfuzla îmânın kemâline ulaşmış, inancın en tabiî neticesi olarak da ibâdetin zevkine dalmış kimselerdir, işte Kur’ân-ı Ke­rîm’de; “Onlar ayakta iken, otururken ve yanları üzere yatarken de Al­lah’ı anarlar.” meâlindeki âyetle, bu mutlu insanlar övülmüştür.

Her zaman gözümüzün önünde rengârenk yeşeren bitkilerin, muayyen bir zaman sonra, rengini atıp solması ve nihayet toprak olması; insanoğ­luna, doğup bir süre yaşadıktan sonra bir gün öleceğini ihtar etmez mi?

Aziz Müslümanlar! Kâinatta müşahede ettiğimiz her türlü nizam, Allâh’ın biz kulları hakkındaki rahmetinin icâbıdır. Kâinat kitabının bir harfi bile, düşünenler için, ihtirasları kırmaya, toplumdan zulmü kaldı­rıp, nizâmı te’sis etmeye kâfidir. Kur’ân-ı Kerîm’in lâfız ve mânâsından, kâinat kitabının sayfalarını ve Allâh’ın sıfatlarım okuyarak O’nun emir ve kanunlarına uyanlar, elbette fazilete ulaşacak, bu kutsi çığırdan giden­ler hakîkata nüfuz edecek, tekâmül ve terakki eden bir insan olarak nur­lu yolda gitmenin zevkini tadacaktır. Bu kimseler sapıklıktan uzak kal­manın sevinci içinde yaşayarak; “Yâ Rabbi! Sen bunları boş yere halketmedin. Zâtını boş bir şey halketmekten tenzih ederiz, bizi azâbından ko­ru Allâh’ım.” diyeceklerdir.