Makale

KANSER NEDİR?

SAĞLIK KÖŞESİ:

KANSER NEDİR?

Yazan: Kemal TOP ALAN

Röntgen Mütehassısı

Diyanet İşleri Başkanlığı Daire Tabibi

Kanser, sırrı henüz, anlaşılmaya başlanmış olan bir hastalıktır. Bugün dünyada çok yaygın olduğundan insanlar ona karşı geniş bir savaş açmış bulunuyorlar.

Her yıl Nisanın ilk haftası dünyada ve yurdumuzda Kanser Haftası olarak kabul edilmiştir. Bu hafta içinde dikkatler; alâkalar; günün ve gelecek yılların en mühim ve en belâlı derdine yönelmektedir.

Kanser ismi milâttan önce 460’da CELSUN tarafından kullanılmıştır.

Eski tıp kitaplarında denir ki: Nasıl ki bir yengecin gövdesinden kolları her istikamete doğru yürür, uzarsa kanser de bulunduğu yerdeki damarları sıkar, yırtar, büzer, harap eder, öldürür.

Diğer bir yazar da: Yengeç nasıl avına yapışır, onu öldürüp yeyinceye kadar uğraşırsa kanser de çıktığı yerden attığı kollarla civârını yer bitirir, harap eder.

Eskiden beri insanları korkutan bu hastalık bugün de yine korkutmakta ve bu korkunun biran evvel ortadan kalkması için bütün dünyada, memleketimizde bu iş­le meşgul olan doktorlar çok sıkı ve çok ciddî bir şekilde çalışmaktadırlar. Bu me­yalda Ankara Tıp Fakültesi Radyoloji ve Radyobiyoloji ve Onkoloji Enstitülerinin ve aynı zamanda Ankara Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu’nun çalışmaları ön plânda yer almakta ve memnûniyet verici olmaktadır. Hep biliriz ki; vücut yapısı muhtelif hücrelerden yapılmıştır. Bu hücreler de muhtelif dokuları meydana getirmiş ve bu organların dokuları da hemen hemen birbirine benzememek şartiyle vücûdu teşkil etmişlerdir. İşte bu nizam içerisinde yürümekte olan bu hücre topluluğumun intizâmının bozulması ve bu hücrelerin arasında serkeş birtakım hücrelerin meyda­na gelişi ve büyümesi ve çoğalmasıdır. Bu çoğalan serkeş, anormal hücreler kendi kendilerine ihtilâl yaparak müstakil yaşamayı başaran ve en nihayet normal şartlar altında çalışan civar doku hücrelerini de kendi etkileri altına alarak kötü yollarına devam etmeleridir. Hattâ bu nizamsız hücreler daima kendilerini zinde tutmakta galibiyet sağlamaktadırlar. Bu galibiyeti çevrelerine zorla kabul ettirmektedirler. Az zamanda büyüyerek halkın UR dediği ve tıp kitaplarının ise tümör ismini verdiği şişlikleri meydana getirirler. Hattâ bu urlara Erzurum ve çevresinde BABA tâbir edilir. Bu urlar vücudu zayıflatmağa çalışırlar.

Yalnız her ur kanser değildir, Vücutta ur’lar iki türlüdür. Bunlardan birisi iyi tabiatlı, diğeri kötü tabiatlıdır. Birincisi korkunç değildir ve ölüm tehlikesi yoktur. İkincisi erken teşhis konulmadığı veya bu uru taşıyan şahıs vurdumduymaz ise bu şişliğe ehemmiyet verip doktora başvurmazsa ölüme doğru yol almış demektir.

Kansere yakalanmaya sebep kat’î olmamakla beraber birçok faktörler gösterilir:

1 — Yaş, cinsiyet ve ırk,

2 — Hormonal dengenin bozulması,

3 — Uzun süren hastalıklar,

4 — Muhtemel olarak vücutta gizli yaşayan virüsler.

Son zamanlarda yapılan etüdlerde kanserin irsî olmadığı anlaşılmıştır. Ancak vücutta bu hastalığa karşı olan istidat irsî olabilir. Hücre ve dokuları tahrîş eden bâzı maddelerin kansere yol açtığı ileri sürülmüştür. Meselâ; devamlı pipo içenler­de dudak ve dil kanseri çok görüldüğü gibi sigaranın da akciğer kanseri yaptığı kuvvetle ileri sürülmekte, son günlerde gazetelerimizde geniş yer almaktadır.

Kanser mikrobik bir hastalık olmamasına rağmen bâzı mikroplar iltihaplar ya­parak kansere elverişli bir ortam yaratırlar, öte yandan hücrelerin yıpranmış olma­sı da kanseri hazırlayan sebeplerin arasında, neşriyatta yer aldığı görülmüştür. Kan­serin çoğunlukla yaşlı kimselerde görülmesi buna bir delildir.

Bir yaranın uzun zaman kapanmaması, bir organdan sebepsiz yere kan gelmesi, sebebi malûm olmıyan ağrılar, sinsi zayıflamalar, vücûdun herhangi bir yerinde bir sivilcenin, bir benin birdenbire büyümeğe, sertleşmeğe başlaması kanserin belirtileri olarak gösterilebilir. Hattâ Türk atasözlerinde, benimle oynama tâbirinin iki büyük mânâsı vardır. Benimle uğraşma, yüzümdeki, vücûdumdaki benleri yırtma, kesme, koparma, onları kızdırma, olduğu gibi dursunlar, demek istemektedir.

Kanseri kolaylaştıran sebepler arasında bilhassa meslekî faaliyetler, fiziksel ve kimyasal etkilerin te’sîri, mâdenler ve ışınlar, fazla gaz ve is dolu hava şartları, beslenme, kötü alışkanlıklardan sigara ve pipo; ardıç katranı, hardal ve röntgen ışınlan kanseri uyandırmaya kâfî görülmektedir.

Kanserin başlıca yedi tehlike işâreti vardır:

1 — Asla kapanmıyan bir yara,

2 — Meme içinde veya başka bir yerdeki şişkinlik ve katılaşma,

3 — Mûtad olmıyan bir kanama ve akıntı,

4 — Bir siğil veya benin sür’atle büyüyüp şeklini değiştirmesi,

5 — Devamlı hazımsızlık veya yutkunma güçlükleri,

6 — Devamlı ses kısıklığı veya öksürük,

7 — Normal def-i tabiîde herhangi bir değişiklik.

Bu belirtiler kanser demek değildir. Fakat bunları kendinde hisseden bir kim­senin derhal bir doktora başvurması gerektir.

TEDAVİ: Ameliyat; röntgen tedavisi; radyum ve kobalt’tır.

PAROLA: Kanserden korkma, geç kalmaktan kork.

TÜRK KANSER ARAŞTIRMA VE SAVAŞ KURUMU VE ŞUBELERİNİN

ÇALIŞMALARI

Bütün dünyâda kanserle savaş için her memlekette 1-7 Nisan tarihleri arası büyük kampanyalar açılmış olup vatandaşların pek çoğu fiilen girmekte, daima bu işle mücâdele eden yöneticileri desteklemektedirler. Bilhassa Türkiye’de kanser araş­tırma ve savaşına büyük bir hız verilmiştir. Hükümetin de bu alanda büyük yardım­ları görülmüştür. Bu meyanda, büyük ve küçük şehirlerde öğretmenler, öğrenciler büyük enerji sarfetmiş ve etmektedirler. Hattâ birçok seneler üstüste başta büyük­lerimiz olduğu halde şehirlerimizin maarif erkânı, lise ve ortaokul müdürleri, öğret­menleri, öğrencileri ve din kurulları, başlarında Müftüler ve Vâizler, kampanyamıza girmişler ve hayli hizmetlerde bulunmuşlardır.

Bu kabilden olarak çok eskiden yapılmış olan ve bugün Ankara Tıp Fakültesin­ce çalıştırılan Kanser Hastahanesinin yanına Hükümetin ve halkın, öğretmen ve öğ­rencilerin yardımlarıyla, toplanan para ile geniş bir Kanser Enstitüsü daha yaptı­rılmış ve ileride üst katlan da yapılmak üzere harekete geçilmiştir.

Bu hastalıkla savaş için Anadolu’da bütün kanserli hastalara bu müessesemiz cevap vermekte ve ayrıca Tıp Fakültesinde görevli olan mütehassıs doktorlar da burada kendi sahalarına göre yine demek tarafından ücret verilerek çalıştırılmak­tadırlar. Hattâ Kanser Hastahanesine Türkiye’nin her tarafından gelen fakir, kim­sesiz hastalar, gösterdikleri fakir kâğıdına dayanılarak kurum tarafından ücretsiz tedavi edilmekte ve bu hastalar sık sık üyelerimiz tarafından ziyaret edilmektedir­ler. Hattâ bu kurumun daha çok ilerlemesi ve memlekete daha çok yararlı olması ve biran evvel ikinci hastahaneyi tamamlayıp hastahane kapılarında bekleşen za­vallı hastalan rahat tedâviye ve yatağa kavuşturmak amaciyle her hususta yardım­larını esirgemiyen, bu millet ve memleket için câmi kürsülerinde halka hâlisane hi­tap eden din adamlarımızdan büyük istifadeler görülmüş ve bu meyanda Burhaniye Müftüsü Tahsin Tural Çalışır da bir hutbe yazarak Diyanet İşleri Başkanlığı’na göndermiş ve Yüksek Din Kurulunca kabul edilerek bütün Müftülüklere tâmim edil­miş ve ayrıca da Başkanlık Dergisinde yayınlanmış olup bu hutbenin kanser haf­tasında ve diğer bâzı Cum’a hutbelerinde okutulması uygun görülmüştür.

Özellikle Sayın Cumhurbaşkanı’nın radyoda bir bayram tebriki mesajında Kı­zılay, Çocuk Esirgeme ve Kanser Araştırma ve Savaş Kurumuna hizmet ve yardımın en büyük sevablardan birisi olacağını bütün dünyaya ilân etmiş olması bizlere baha biçilmez bir enerji vermiştir.

Kurumun çalışmaları Hükümet ve halk arasında çok takdir edilmiş, hattâ Ana­dolu’nun muhtelif vilâyetlerinde, özellikle İzmir, Adana, Samsun ve Diyarbakır’da birer kanser şubesi açılmış ve bu şubelerde din adamları, kadınlar, erkekler, öğ­renciler üye olarak bilfiil çalışmaya başlamışlardır. Zikredilen bu illerin faal üyeleri, kampanyalar açarak hayli para elde etmişler ve pek yakında Ege mıntakasına, Çu­kurova’ya, Karadeniz ve Şark bölgesinin kanserli hastalarına yardım için çalışmak­tadırlar.

Bilhassa İzmir, Adana ve Samsun’daki kanser yöneticilerine ve bunlara her hu­susta yardımlarını esirgemiyen idare âmirlerine, Ankara’daki savaşımıza her sene katılan Sayın Millî Eğitim Müdürüne, Maarif erkânına, lise ve ortaokul müdürleri­ne, öğretmen ve öğrencilerine, kolejlere, Polis Bandosuna, Türk Hava Kurumuna, Hemşire Okuluna ve yardımlarını esirgemiyen bilcümle halkımıza teşekkürü bir borç biliriz.

Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu hemen hemen haftada bir veya iki defa toplanıp hayra mâtuf kararlar almakta ve tatbik etmektedir.

Ankara’da Genel Kurula paralel olarak çalışan Kadınlar Kolunu ve bunların Ku­ruma kazandırdığı büyük faydalan her zaman için yâd etmek birinci borcumuzdur.

Ümit ederim ki; Kanser Yönetim Kurulu’nun çok samimî ve içten çalışan bu üyeleri pek kısa bir zamanda Ankara’ya ve muhtelif illerimize büyük kanser dispan­serleri açacak ve ıstırapları dindirecektir.

Bu çok mükemmel Kurumun daha çok çalışmasını ve daha çok ilerlemesini te­menni eder muvaffakiyetler dilerim.