Makale

başyazı - ZAFERLER AYI

başyazı

Mehmet Nuri YILMAZ
Diyanet işleri Başkanı

ZAFERLER AYI

İslam Türk tarihinde Ağustos ayı "Zaferler ve Üstün Başarılar Mevsimi" olarak bilinmektedir. Anadolu’nun Türklere kapılarını açan Malazgirt Zaferi, 1071 yılının Ağustos ayında kazanılmıştır. Bundan dokuz asır sonra, İslam kültürüyle yoğrulmuş Anadolu toprağının Ehl-i Salib’in eline geçmesini son anda önleyen Büyük Taarruz ise 30 Ağustos 1922’de yine bir Ağustos ayında kazanılmıştır. Kıbrıs’taki yüzelli bin Müslüman Türk’ü EO- KA’cı Rumlarca imha edilmekten kurtaran ikinci Kıbrıs Harekatı da Ağustos 1974’te gerçekleştirilmiştir. Ayrıca dünya tarihinin en kesin sonuçlu ve kısa süreli meydan savaşlarından biri olan Mohaç Meydan Muharebesi de 29 Ağustos 1526 yılında kazanılmıştır.
Selçuklu hükümdarı Sultan Alparslan’ın 26 Ağustos 1071’de kazandığı Malazgirt Zaferi, Türk ve İslam Tarihinin en önemli sonuçlar doğuran zaferlerindendir. Bu zaferden sonra Anadolu toprakları İslamlaşıp, Türkleşmeye başlamış, bir coğrafya, vatana dönüşmüştür. Şairin dediği gibi:
“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kan’dır,
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”
Bu büyük zaferden sonra Selçuklu Türkleri; bir yandan Türkistan’dan ve Azerbaycan’dan getirdikleri Türkmen kabilelerini Anadolu’ya iskan ederek başarılı bir yerleşim ve şehirleşme politikaları izleyerek; öte yandan Fütüvvet ve Ahilik teşkilatlarının “Horasan Erenleri” denilen mürşid kadroları sayesinde irşad ve tebliğ hizmeti sunarak Anadolu’yu her yönden ihya etmeye başladılar. Bu manevi yükselişin yanında Vakıf mües- seseleri sayesinde ülkenin maddi imarını da sağladılar. Haçlı seferlerinin bütün zorlaştırıcı şartlarına ve engellemelerine rağmen, Anadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi süreci devam etti. Müslüman Türk idaresi; Anadolu’nun gayr-i müslim topluluklarına karşı da adaletli ve hakkaniyetli bir yönetim tarzı getirdi. Bizans tekfurlarının baskıları ve keyfi idareleri altında ezilmiş yerli halk Müslüman Türklerin adaletli yönetiminden memnun kaldılar. Selçuklu yönetimi, Anadolu’yu uluslararası ticaretin en güvenli merkezlerinden biri haline getirdi. Güvence ve teşvik sistemleri geliştirildi. Türklerin İslam dünyasındaki liderliğini pekiştiren en önemli olaylardan biri olan Malazgirt Zaferi’ni, Anadolu’nun coğrafyadan vatana dönüşmesinin de başlangıcı olan tarihi bir dönemeç olarak idrak ediyor ve kutluyoruz.
Ağustos 1922’de kazanılan, Yunanlıların Anadolu’dan atılmasını sağlayan ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde gerçekleştirilen Büyük Taarruz’un da İslam-Türk tarihi açısından çok büyük ve ayrı bir önemi vardır. 1683 ikinci Viyana Bozgunu’ndan itibaren gerileme ve küçülme sürecine giren Osmanlı Türk Devleti; 1914-1918 yılları arasında, emr-i vakiler sonucu girdiği Harb-i Umumi sonunda mütareke imzalayarak savaştan çekilmek zorunda kalmıştır. Mütarekenin bazı maddelerini bahane eden itilaf Devletleri, harb esnasında işgal ettikleri bölgelerin yanı sıra Anadolu’yu da işgal etmeye yönelmişler, gayr-i müslim azınlıkları kışkırtıcı politikalar izlemeye başlamışlardır. İstanbul’un önce fiilen, sonra resmen işgali sonunda, Osmanlı Hükümeti’nin ve Meclis-i Mebusan’ın yetkisiz duruma düşmesi sonunda, Anadolu’nun ortasında, ahilik kültürünün merkezi olan Ankara’da toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi, ülkenin istiklalinin korunmasını bizzat eline almış ve yabancı işgallere karşı koymak üzere yeni idari ve askeri düzenlemelere gidilmiştir. Binbir türlü mahrumiyet ve zorluklara katlanılarak kazanılan 30 Ağustos 1922 tarihli Büyük Taarruz, son üç asırdan beri sürekli toprak kaybeden, hatta Anadolu’yu bile kaybetmek tehlikesi yaşayan müslüman milletimizin “şark meselesi" adıyla emperyalist bir politika izleyen Batılı devletlere verdiği kesin bir cevap, milli bir direniş ve silkiniş hareketidir. 19 Mayıs 1919’da Mirliva (Tümgeneral) Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde girişilen bu hareket, İslam dünyasında da desteklenmiştir.
Şair Yahya Kemal Beyatlı (18841958) Büyük Taarruz öncesinde Türk ordusu için şu duayı yapıyordu;
“Şu kopan fırtına Türk ordusudur, Ya Rabbi!
Senin uğrunda ölen ordu budur, Ya Rabbi!
Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın,
Galib et! Çünkü bu son ordusudur, İslam’ın”
Malazgirt’ten Büyük Taarruza kadar geçen yaklaşık on asır boyunca Anadolu’yu coğrafyadan vatana dönüştüren kahraman ecdadımızı rahmetle ve minnetle anıyor, yeni yetişen çocuklarımızı onlara layık nesiller olmaya, anne ve babaları da onların yetişmesinde üzerlerine düşen sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyorum.