Makale

Gramer Bilgini ve Kayıkçı

MESNEVİ’DEN

Dr. Mehmet Önder

Gramer Bilgini ve Kayıkçı

Birgün, mağrur bir gramer bilgini, sahilde duran bir kayığa binip karşı sahile geçmek isler. Kıyıda müşteri bekleyen kayıkçılardan birine seslenir. Kayık yanaşır, bilgin de kayığa atlar. Kayık, denizin üzerinde seyretmekte iken bilgin kayıkçıya sorar:
- Sen hiç gramer okudun mu?
- Hayır! Ben cahil bir kayıkçıyım. Bilgin:
- Vah vah, çok üzüldüm. Demek yarı ömrün boşa gitmiş...
Diye, acıyarak kayıkçıya bakar. Tam bu sırada, bir fırtına kopar. Kayık denizin ortasında yalpalar yapmakta, kayıkçı bütün gücüyle tehlikeyi atlatmak için çalışmaktadır. Fırtına gittikçe artar, kayık batmak üzeredir. O zaman kayıkçı karşısında korkudan tirtir titreyen bilgine:
- Ey, her şeyi bilen âlim dostum. Şimdi ben sana soruyorum. Yüzme bilir misin?
- Hayır.
Cevabını alınca, kayıkçı:
- Vah vah, sen ömrünü boşuna harcamışsın. Şimdi, bütün ömrün gitti. Çünkü, biraz sonra kayığım batacak... iyi bil, şimdi burada nahiv (gramer) bilgisi değil, mahiv (Allah katında yok olmak) bilgisi lâzım... Eğer mahiv bilgisini biliyorsan tehlikesizce denize dal!
Diye cevap verir.
MESNEVİ: - İstersen dünyada zamanın allâmesi ol, ama, dünyanın yokluğunu da gör, zamanın yokluğunu da...
Gramerciyi size, yok olma gramerini öğretmek için hikâye arasında hikâye ettik.
Fıkıhı bilmeyi de yok olmada bulursan, nahvi tahsil etmeyi de, sarftaki değişiklikleri de (Beyit: 2845).
Herkesin hareketi ve görüşü, bulunduğu makama uyar. Herkes âlemi kendi görüş çevresinden görür.
Can gözü açık olmayan, ancak sakal ve sarığı görür. Adamın ileri veya geri oluşunu, onu tarif edenden öğren (Beyit: 2862).