Makale

İSLAM NE DİYOR?

İSLAM NE DİYOR?

ALIM-SATIM YA DA KİRA AKİTLERİNDE PEY (KAPORA) ALIP VERMENİN HÜKMÜ

Pey, kapora yahut pey akçesi; genellikle satış ve kira akülerinde, yapılan akit uygulamaya konduğu takdirde ücret ve bedele mahsup edilmek ü-zere mal sahibine verilen meblağdır.
Pey akçesinin söz konusu olduğu akitlerde genellikle şu iki durum düşünülebilir:
a) Yapılan akdin uygulamaya konması, yani müşteri ya da kiracı, akde konu olan şeyi bir müddet sonra gelip alması halinde pey akçesi bedele sayılır, akdin uygulamaya konmaması durumunda ise, iade edilir.
Böyle bir işlemin yapılmasında dinen bir sakınca yoktur.
b) Akdin uygulamaya konması halinde pey akçesi birinci durumda olduğu gibi bedele sayılır; fakat akdin uygulamaya konmaması durumunda ise iade edilmez, mal sahibine kalır.
Bu ikinci uygulamanın hükmü konusunda iki farklı görüş bulunmaktadır. Hanefî, Malikî ve Şafiîlerin oluşturduğu çoğunluğun görüşüne göre böyle bir uygulama dinen caiz değildir. Zira:
a) Ebu Davûd ve Ibn Mâce’nin rivayet ettikleri bir hadis-i şerife göre Hz. Peygamber kaporalı alış verişi yasaklamıştır. (1)
b) Mal sahibinin lehine, karşılığı bulunmayan bir meblağ (pey akçesi) şart koşulmaktadır. Yani akid uygulanmadığı takdirde mal sahibi pey akçesine haksız olarak sahibolacaktır. Böyle bir şart, yapılan akdi geçersiz kılar.
c) Bu tür uygulamalarda sınır belli olmayan bir muhayyerlik sözkonusu olmaktadır ki, bu da akdin geçersizliğine bir sebeptir.
Ahmet Ibn Hanbel’in görüşüne göre ise, pey akçesinin sözkonusu olduğu her iki uygulamada caizdir. Çünkü:
a) Pey akçesinin sözkonusu olduğu bir akdin geçersiz olacağı konusunda delil getirilen hadis zayıftır; delil olarak kullanılamaz.
b) Hz. Ömer’in bunu caiz gördüğü ve uyguladığı bilinmektedir. (2)
Pey akçesini yasaklayan ve zayıf olduğu gerekçesiyle Hanbeli’lerce delil olarak kabul edilmeyen hadis bir yana bırakılsa bile, olumsuz görüşe sahip olanların delilleri İslâm’ın ruhuna daha uygun bulunmaktadır. Ancak, Hz. Ömer’in aksi istikametteki uygulaması da pey akçesini meşru kabul edenlerin görüşünü desteklemektedir. Kısaca pey akçesi konusundaki bu iki görüşten birini tercih etmek durumundayız.
Hanbeli alimlerinden Ibn Kudame, temel prensipler açısından bakıldığında çoğunluğun yasaklayıcı görüşünün benimsenmesi gerektiğini belirterek şöyle demektedir. "Bir kimse satıcıya: "Şu malı satma, onu ben satın almak istiyorum. Şu bir miktar parayı da al, daha sonra pazarlık yaptığımızda bedele sayarız. Anlaşamazsak paramı alırım" der de bilahare akdi ger-çekleştirirlerse, bunda bir sakınca yoktur. Hz. Ömer’in uygulamasının da bu yönde olduğunu kabul edecek olursak pey akçesini yasaklayan hadis ve çoğunluğun görüşü ile Hz. Ömer’in uygulaması arasında çelişki ortadan kalkmış olur." (3)
Ayrıca "bir konuda hem haram kılan hem de, helâl kılan delil bulunduğu zaman haram kılan delil tercih olunur." prensibi uyarınca pey akçesinin caiz olmadığı görüşünü benimsemek daha uygundur.

Halil ALTUNTAŞ
Din işleri Yüksek Kurulu uzmanı

(1) Ebû Dâvûd, K. Buyu’, 69; fen Mâce, Tcârât, Hadis No: 2192.
(2) Ibn Kudame, el-Muğni, IV, 257.
(3) Ibn Kudame, aynı eser, aynı yer.