Makale

VİYANA’DA TÜRK HATIRALARI

AVRUPA’DAN NOTLAR:

Hakkı MAVİŞ

(VİYANA)

VİYANA’DA TÜRK HATIRALARI

Viyana’yı 1683’te ikinci defa kuşatan Sadrâzam Kara Mustafa Paşa’yı Viyana’da yediden yetmişe bilmeyen yok­tur, Bâzı sokak, meydan ve caddelere hâtıra olmak üzere Türk isimleri konmuştur. Meselâ: Viyana’nın 18, dâiresin­de Türkenschanze (Türk Mevzileri), Türkenschanzplatz (Türk Mevzileri Meydanı), Türkenschanzstrasse (Türk Mevzileri Caddesi), Türkenschanzpark (Türk Mevzileri Parkı) ve yine Viyana’nın 9. dâiresindeki Türkenstrasse (Türkler Caddesi) gibi.

Geçenlerde Viyana’nın 7. dâiresinde Ziegler Gasse’deki Şapka Fabrikasında çalışan işçilerimizi ziyârete git­tiğimde Fabrikatör, İkinci Viyana Muhâsarası esnasında fabrikasına isabet eden bir top mermisini gösterdi ve onu hâtıra olarak olduğu gibi muhafaza ettiğini söyledi.

Yine Viyana’nın 1. dâiresinde Hofburg’da 1683 İkinci Viyana Muhasarasına âit bir de Meçhûl Asker Âbidesi var. Türkler muhasara esnasında Viyana’nın esas merke­zini ele geçirmek için buradan tazyik etmişler ve Avustur­yalılara büyük zayiat verdirmişler. İşte bunun için bura­da bir Meçhûl Asker Âbidesi inşâ etmişler. Dînî ve millî bayramlarda burası halka açık tutulur ve herkes çocuklariyle berâber gelerek ziyaretler ve dualar ederler. Ay­rıca bir bölük asker, başlarında kumandanları ve râhipleri olmak üzere Meçhûl Asker Âbidesinin önüne gelirler. As­kerler burada rahiplerinin ettiği vaazı huşu içerisinde din­lerler. Ayrıca bando refâkatinde koro hâlinde İlâhiler de okurlar.

Bunlardan başka şehrin merkezi olan 1. dâiresindeki Freyung denilen meydanın nihayetindeki Amhof’ta büyük bir apartmanın giriş kapısının tam üstünde bir yazı “Türken Kugel” yâni “Türk Kurşunu” yazılı. Bu yazının üstünde de yumruk büyüklüğünde bir top mermisi göze çarpmakta ve bu mermi aradan asırlar geçtiği halde hâ­lâ aynen muhafaza edilmektedir. Fakat asıl Türk hâtıra­ları “Heeres Geschitliches Museum” denilen Askerî Müze ile Viyana Historisches Museum’da muhâfaza edilmekte­dir.

Geçenlerde bir ana okulunu ziyaret etmiştim. Bura­da 3-6 yaşları arasındaki küçük çocuklar terbiye edilmek­tedir. Sınıfa girdiğimde çocuklar sandalyelerde oturuyor­lardı. Ben içeri girdikten bir müddet sonra öğretmenleri çocuklara, “Türken sitsen” yâni, Türkler gibi oturun, de­di. Bunun üzerine öğrenciler sandalyelerinden inip yere bağdaş kurup oturdular. Öyle anlaşılıyor ki Frenkler doğ­ru dürüst oturmayı bile bizden öğrenmişler.

Birçok Türkçe kelimeler ve âdetler de girmiş. Mese­lâ: Birisine tesadüf ettiğinizde “Selâmün aleyküm” (Tanrı’nın selâmı üzerinize olsun) mânâsına gelen “Grüss Gott” denir.

Atalarımız asırlarca önce at sırtında Viyana’ya ka­dar gelerek buralara hak, adalet, ilim, irfan, insâniyet, medeniyet, vicdan hürriyeti, güzel ahlâk ve kahramanlıklarını takdim etmişler. İşte bunun için Avusturya halkı Osmanlılardan müşteki değil, bilâkis müteşekkirdirler. Avusturyalılar Osmanlılar için, “Bugünkü medeniyeti biz onlara borçluyuz. Şayet onlar buraya gelmeselerdi biz ortaçağın karanlık taassubu içerisinde uyuyup geri kal­mıştık, onlar bizi uykudan uyardı ve onların getirdikleri medeniyeti inkişâf ettirerek bugünkü uygarlık seviyesine ulaştık.” diyorlar.

Atalarımızın buralarda bıraktıkları harikulade müs­bet intibâları insan gözleriyle gördükçe ve kulaklariyle işit­tikçe onlarla iftihar etmemek elden gelmiyor. Viyana Üni­versitesinde Türk Dili-Edebiyâtı ve Tarihi ile meşgul olan bütün öğretim üyeleri, asistanları ve talebelerine varınca­ya kadar hepsi aynı zamanda birer Müslüman-Türk dostu ve hayranıdırlar. İşte bunun içindir ki, 10 Mart 1968 Kur­ban Bayramı namazından önce, buralarda şehit düşen atalarımızın ruhları için bir hatim indirerek hediye ettik.

Ey Muhterem Şehitler! Kabriniz nûrlu, mekânınız Cennet olsun.