Makale

Kur’an’da Beş Vakit Namaz Var mı?

din işleri yüksek kurulundan

Kur’an’da
Beş Vakit Namaz Var mı?

Doç. Dr. İsmail Karagöz
Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi

Kur’an’da namaz kılınması ısrarla emredilmiş ancak nasıl kılınacağı, namazların ilk ve son vakitleri ve rekat sayıları açıkça beyan edilmemiş, bu görev, Hz. Peygamberimize bırakılmıştır. Peygamberimiz (a.s.) beş vakit namazın ilk ve son vakitlerini ve namazların nasıl kılınacağını ashabına öğretmiştir. "... Güvene erdiğinizde bilmediğiniz şeyleri, onun (Peygamberin) size öğrettiği şekilde Allah’ı anın / namaz kılın" (Bakara, 239) âyetinin hükmü gereğince Müslümanlar namazlarını, Peygamberin öğrettiği şekilde kılmak durumundadırlar. Bununla birlikte Kur’ân’da beş vakit namaza Bakara suresinin 238, Tâhâ suresinin 130, Rûm suresinin 7-18, Nûr suresinin 58, Kâf suresinin 39-40. âyetlerinde işaret edilmektedir.
"Akşama girerken ve sabaha ererken Allah’ı teşbih edin (namaz kılın). Göklerde ve yerde hamd ü senâ ancak O’na mahsustur, ikindi ve öğle vakitlerinde (O’nu teşbih edin, namaz kılın)." (Rûm, 17-18)
Abdullah İbn Abbas (ö.58/687), "Beş vakit namaz, Kur’ân’da vardır" demiş, kendisine "nerede" diye sorulduğunda şu cevabı vermiştir: "Fesübhânellâhi hîne tümsûne", akşam ve yatsı namazları; "ve hîne tüsbihûne", sabah namazı; "aşiyyen", ikindi namazı; "hîne tüzhırûne" öğle namazıdır". (Aldürrazzak ibn Hemmâm, Musannef, I, 454. Beyrut 1969. Kurtubî, el-Câmi Li Ahkâmi’l-Kur’an, XIV, 14. bk. Hatîb Şirbînî, Muhammed, Muğnî’l-Muhtâc İlâ Ma’rifeti Elfâzı’l-Minhâc, I, 129. Mekke tarihsiz. Dehhak ve Said b. Cübeyr de aynı şeyi söylemiştir)
Bu âyetlerde; "sabah", (hîne tüsbihûne); "öğle", (hîne tuzhirûne); "ikindi", (aşiyyen); "akşam" (hîne tümsûne) namazları açıkça zikredilmiştir. "Hîne tümsûne" ifadesine "yatsı namazı" da dahil olabilir. Akşam ve yatsı namazlarına Tâhâ suresi 130. ayette "ânâel-leyl", Hûd sûresi 114. Âyette "zülefen mine’l-leyl" (gecenin saatlerinde) ifadeleriyle işaret edilmiştir.
"...Güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabb’ini överek teşbih et (namaz kıl). Gecenin saatlerinden bir kısmında ve gündüzün etrafında (Onu) teşbih et (namaz kıl)." (Tâhâ, 130) Ayette geçen "kable tulû’ı’ş-şemsi", sabah namazıdır. "Kabie ğurûbihâ" ile murat, ikindi (Tabe- rî, Muhammed b. Cerîr, Câmi’u’l-Beyân an Te’vîli Âyi’l- Kur’ân, IX, 16/233. Beyrut, 1988. Kurtubî, VI, 261) veya ikindi ile öğle namazlarıdır. (Nesefî, Ebû’l-Berekât, Medâriku’t-Tenzîl ve Hakâiku’t-Te’vîl, IV, 229. (Mecmû- atün Mine’t-Tefâsîr). Çağrı Yay. 1st. 1981. Peygamberimiz (s.a.s.), "güneşin doğmasından ve batmasından önceki namazların sabah ve ikindi namazları olduğunu" bildirmiştir. Müslim, Mesâcid, 211. (I, 439) "Min ânâi’l-leyl" ile murat; yatsı (Taberî, IX, 16/261. Beydâvî, Abdullah b. Ömer, Envâru’t-Tenzîl ve Esrâru’t-Te’vîl, IV, 229. (Mec- mûatün Mine’t-Tefâsîr). Çağrı Yay. 1st. 1981) veya akşam ile yatsı namazlarıdır. (Beydâvî, IV, 229) "Etrâ- fe’n-nehâri" ile murat; öğle (Beydâvî, IV, 229) veya öğle ile ikindi (Kurtubî, VI, 261) veya öğle ile akşam (Taberî, IX, 16/233) veya sabah ile akşam namazlarıdır. (Beydâvî, IV, 229)
"Gündüzün etrafı", sabah ve akşam namazları olabileceği gibi öğle ve ikindi namazları da olabilir. Sadece öğle namazı da olabilir. Öğle vakti; günün ilk yarısının sonu ve son yarısının evveli olduğu için "günün etrafı"na dahil edilmiştir. (Hazin, Ali b. Muhammed, Libâbü’t-Te’vil fî Meâni’t-Tenzîl, IV, 229. (Mecmûatün Mine’t-Tefâsîr). İstanbul, 1981)
Bu âyette "etrâf" şeklinde çoğul olarak zikredilen bu kelime Hûd sûresinin 114. âyetinde "tara- fey" şeklinde ikil olarak geçmiştir. "Min ânâi’l- leyl" ifadesine mukabil, Hud 114 de "zülefen mine’l-leyl" ifadesi kullanılmıştır. Tâhâ suresinin 1 30. âyetinde "sebbih" fiili ile ifade edilen "namaz" Hud suresinin 114. âyetinde "ekımi’s-salâ- te" cümlesi ile emredilmiştir.
Yukarıda geçen iki âyetteki "sebbih" kelimesi "salli" anlamındadır. Kurtubî, el-Câmi li- Ahkâ- mi’l-Kur’ân, Vehbe Zühaylî, et-Tefsîrü’l-Münîr, Ahmed b. Yusuf, Umdetü’l-Huffâz adlı eserlerinde "sebbih" kelimesinin "salli" anlamında olduğunu ifade etmişlerdir. Hadislerde de "Sebbeha-yü- sebbihu" fiili, Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, O’nu yüceltmek anlamında kullanıldığı gibi (Meselâ bk. Ahmed, VI, 297. Ümmü Seleme,, Rasûlüllah, yatsı namazını kılar (yusallî), sonra Allah’ı teşbih eder (yü- sebbihu) sonra tekrar dilediği kadar namaz kılardı (yüsallî) hadisinde yüsebbihu bu anlamda kullanılmıştır.) namaz kılmak anlamında da kullanılmıştır. Mesela, "Rasûlüllah binek üzerinde nafile namaz kılardı..." anlamındaki hadis; İbn Ömer’den "kâne yüsebbihu alâ’r-râhileti", Cabir ibn Abdillah’tan ise "kâne yüsallî alâ râhiletihi" lafzıyla rivayet edilmiştir. (Buhârî, Taksîru’s-Salâti, 9. II, 37. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salat, 68. Tatavvu’, 12. Müslim, Müsâfirîn, 39, 277) Allah’ı teşbih etmenin belirli bir zaman, mekan ve şekli yoktur. Her zaman ve mekanda Allah teşbih edilebilir. Halbuki yukarıdaki âyetlerde Allah’ın belirli zamanlarda "teşbih" edilmesi istenmektedir ki, bu da âyetlerdeki "teşbih" ile maksadın namaz olduğunu ortaya koymaktadır.
Ayrıca Kur’an’da namaz, "salat" ve "teşbih" kelimeleriyle ifade edildiği gibi "ibadet" (Hac, 77) "kıyam", (Hac, 26, Zümer, 9) "kıraat/Kur’an", (Isrâ, 78, Müzemmil, 20) "rükû", (Bakara, 43, Maide, 55, Hac, 77) "secde" (Bakara, 125, Al-i Imrân, 43. Tevbe, 112, Hac, 77) ve "zikir" (Bakara, 239, Nur, 36, İnsan, 26) kelimeleriyle de ifade edilmiştir:
"Gündüzün iki tarafında ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namaz kıl.." (Hûd, 114)
Bu âyette geçen "tarafeyi’n-nehâr" ile murat; sabah ve ikindi, (Taberî, VII, 12/127. Kurtubî, IX, 110. Beydâvî, a., Ill, 369. Mücahid ve Dehhâk da bu görüştedir.) veya sabah, öğle ve ikindi (Taberî, vil, 12/127129. Kurtubî, IX, 109. İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm, (muhatasar), II, 235. Iht. Muhammed Ali Sâbûnî. Beyrut, 1981. Muhammed b. Ka’b el-Kurazî ve Mücahid bu görüştedir) veya sabah ve öğle (Hâzin, ıv, 369) veya sabah ve akşam (Taberî, VII, 12/127. Kurtubî XI, 109. İbn Abbas, Haşan Basrî ve İbn Zeyd bu görüştedir. Taberî, bu görüşü tercih etmiştir. A.g.e., VII, 12/129. Ibnü’l-Arabî, ” Taberî’nin bu görüşüne hayret ettiğini ve akşam ile sabah namazlarının ”tarafeyi’n-nehâr’’ın iki tarafı olduğunu" söylemiştir. Kurtubî, XI, 109) veya öğle ile ikindi namaz- larıdır.(Taberî, VII, 12/127. ibn Kesîr, II, 235) "Zülefen mine’l-leyl" ile murat ise; yatsı (Taberî, VII, 12/130. Kurtubî, IX, 110. İbn Kesîr,, II, 235. Hâzin,, IV, 369. İbn Abbas, Mücahid ve Haşan Basri bu görüştedir) veya akşam ile yatsı (Taberî, VII, 12/1 30. Kurtubî, IX, 110. İbn kesîr, II, 235. Beydâvî, a.g.e., IV, 369. Mücahid ve Dehhak bu görüştedir) veya akşam, yatsı ve sabah namazları da olabilir. (Kurtubî, IX, 110. Hâzin, IV, 369) Fakat her hâlükârda bu âyet beş vakit namazı ifade etmektedir. "Tarafeyi’n-nehâr" ve "zülefen mine’l- leyl" ile hangi namaz vakitlerinin kastedildiği kesin olarak belli olmadığı için bu ihtilafa düşülmüştür. Sabah namazı şer’an gündüz, fecr-i sadık’tan (Fecr-i sadık’ın anlamı ileride izah edilecektir) sonra başladığı için "tarafeyi’n-nehâr"a , güneş doğmadan önce kılındığı için "zülefen mine’l-leyl"e dahil edilmiştir. (Hamdi Yazır, Hak Dîni Kur’ân Dili, IV, 2831. Eser Neşriyat, 1st. 1971) "Günün iki tarafı", sabah ile akşam veya sabah ile ikindi namazları olabileceği gibi sabah ile öğle bir taraf, ikindi ile akşam bir taraf olabilir. "Gecenin (gündüze) yakın saatleri" ise sadece sabah namazı olabileceği gibi akşam, yatsı ve sabah namazları da olabilir.
"Güneşin zevalinden gecenin karanlığına kadar namaz kıl ve sabahın Kur’an’ını (sabah namazını da kıl). Çünkü sabah namazı (melekler tarafından) müşahede edilir." (Isra, 78)
Ayette geçen "Kur’âne’l-fecri", sabah namazı demektir.(lbn Kesîr, II, 391. Beydâvî, IV, 59) "Dülûk" kelimesinin iki anlamı vardır. 1. Güneşin semanın ortasından meyletmesi (zeval). (Kurtubî, X, 3030304. Haşan Basrî, Dehhâk, Katâde, Ömer, İbn Ömer, Ebû Hüreyre, İbn Abbas, Cabir ibn Abdillah, Atâ ve tabiîlerin çoğu bu görüştedir. Taberî, Beydâvî ve Hâzin bu görüşü tercih etmişlerdir. Taberî, X, 15/135-136. Hâzin, IV, 59. Kurtubî, X, 303-304) 2. Güneşin batması (ğurûb). (Taberî, X, 15/135-136. İbn Kesîr, II, 391. Beydâvî, IV, 59. İbn Mes’ûd (Ö.32/652), Mücahid, ibn Zeyd (Ö.100/218), Ali, Übey İbn Ka’b, Mukatil, Dehhâk ve Süddî bu görüştedir) Bu kelimenin asıl/kök anlamı "meylet- mek"tir. (Taberî, X, 15/135) Kurtubî (ö. 671/1272), "Dülûk’ün evveli zeval, sonu güneşin batmasıdır. Güneşin zeval vaktinden batmasına kadar olan zamana "dülûk" ismi verilir. Çünkü, bu zamanda güneş, meyil ve intikal halindedir." demiştir. (Kurtubî, X, 303-304) Bu kelime her iki anlamı da içerir. (Hâzin, IV, 59) "Ğasekı’l-leyl" ise, "gecenin karanlığı" demektir. (Beydâvî, IV, 59) Buna göre "dülûkü’ş- şems" ile murat; öğle, ikindi ve akşam (Kurtubî, X, 303-304) veya öğle ve ikindi (Nesefî, IV, 59. Hâzin, a.g.e., IV, 59) veya akşam (Taberî, X, 15/135-136) veya öğle namazlarıdır. (Taberî, X, 15/135-136. Taberî, bunu tercih etmiştir) "Gasekı’l-leyl" ile murat; akşam ile yatsı (Hâzin, IV, 59) veya yatsı namazlarıdır.(Kur- tubî, X, 303-304)
(Ekım’s-salate li dülûki’ş-şemsi ila ğasekı’l-ley- li) "güneşin zevalinden gecenin karanlığına kadar namaz kıl" emri ile öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarına; (Kur’âne’l-fecr) ile, sabah namazına işaret eden âyet, farz namazların bütün vakitlerini içermektedir. (Ibn Kesir, II, 391. Yazır, V, 3193. Kâ- sânî, Ebû Bekr b. Mes’ûd, Bedâyi’u’s-Sanâyi Fî Tedrtîbi’ş- Şerâi’, I, 121-122. Beyrut, trhsz.)
Günde beş vakit namaza işaret eden ayetlerden birisi de şu ayettir:
"Namazları ve orta namazı koruyun, gönülden bağlılık ve saygı ile Allah’ın huzuruna durun." (Bakara, 238)
Âyette geçen ""es-Salavât", kelimesi,"es-salât" kelimesinin çoğuludur. Arap dilinde çoğulun en azı üçtür. "es-Salâtü’l-vüstâ", "orta namazı" demektir. Bu orta namazı "es-salavât"ın dışında bir namaz kabul edersek, âyette zikredilen namaz sayısı dört olur. Dört sayısının ortası yoktur. Şu halde orta namaz olması için namazların en az beş vakit olması gerekir. Dolayısıyla bu âyet beş vakit namazı ifade etmektedir. (Serahsî, Şemsü’l- Eimme, el-Mebsût, I, 141. Mısır, 1324. Hârezmî Mevlânâ Celâlüddîn, Kifâye Şerhu Hidâye, I, 191. Beyrut, tarihsiz) Âyette geçen ""el-vüstâ" kelimesi, "elevsat" kelimesinin müennesi olup ism-i tafdîldir. "Efdal" veya "orta" anlamındadır. Orta namazı; sabah, öğle, akşam ve yatsı; sabah ve ikindi, sabah ve yatsı; cuma namazı ve beş vakit namazın tamamıdır denilmişse de, sahih olan bu namazın ikindi namazı olmasıdır. (Taberî, a.g.e., II, 2/554-568. Kurtubî, a.g.e., II, 209. Beydâvî, a.g.e., I, 366-367. Yazır,
a.g.e., II, 810-811. Sahabe ve tabiîlerin çoğunluğu bu görüştedir. Ibn Kesîr, a.g.e., I, 218. Ibn Kudâme, Abdurrahman b. Amr, eş-Şerhu’l-Kebîr alâ Metnî’l-Mukni’, I, 468. Beyrut, 1984. Şevkânî, Muhammed b. Ali , Neylü’l-Evtâr Min Esrârı Müntekâ’l-Ahbâr, I, 298-304. Baskı yeri ve tarihi yok. Hamişinde Sıddık b. Hasan’ın Avnü’l-Bârî li Halli Edilleti’l-Buhârî adlı eseri var) Çünkü "Ahzâb" savaşı günü Peygamber (s.a.s.) müşriklere şöyle beddua etmiştir: "Bizi orta (fazîletli) namazdan (yani) ikindi namazından alıkoydular. Allah onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun". (Müslim, Mesâcid, 206. (I, 437). Bkz. Buhârî, Cihad, 98. (II, 233). Tirmi- zî, Tefsîr, Sure 2, 31. Nesâî, Salat, 14. Ibn Mâce, Salat, 6. Ahmed, I, 79, 81, 113. Ebû Dâvûd, Salat,5, (I, 287) Peygamber (s.a.s.) bu bedduadan sonra ikindi namazını akşam ile yatsı arasında kaza etmiştir. Bir başka hadiste ise Peygamber (s.a.s.), "Orta namaz, ikindi namazıdır" demiştir. (Tirmizî, Salat, 133. (I, 340). Mevâkît, 19, Tefsîr, Sure2, 30-33. Ahmed, I, 153.)
İkindi namazı vakti, sabah ile öğle, akşam ile yatsı arasında orta vakittir. (Taberî, II, 2/568) Çünkü evvelinde iki gündüz namazı (sabah ile öğle), sonrasında da iki gece namazı (akşam ile yatsı) vardır. (Kurtubî, II, 209-212)
Şu âyetler de beş vakit namaza işaret etmektedir:
"Güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabb’ini teşbih et (namaz kıl). Gecenin bir kısmında (namaz kıl) ve secdelerin arkasında O’nu teşbih et". (Kâf, 39-40)
Ayette geçen "kable tulû’ı’ş-şemsi" ile murat; sabah namazı; "kable’l-ğurûb" ile murat; ikindi (Kurtubî, XVII, 25) veya öğle ile ikindi (Kurtubî, XVII, 25. Beydâvî, VI, 71. ibn Abbas bu görüştedir) namazları; "mine’l-leyl" ile murat ise; akşam ile yatsı (Kurtubî, xvıı, 24) veya sadece yatsı (Kurtubî, xvıı, 24. Ibn Zeyd, bu görüştedir) namazıdır.
Yukarıda zikredilen altı ayetin dışında Meryem, 11, Nûr, 36, Ahzâb, 42, Mü’min, 55 ve Feth, 9 ayetlerinde geçen "bükra" (çoğulu, eb- kâr), (Al-i imrân, 41. Meryem, 11, Ahzâb, 42. Mü’min, 55. Fetih, 9. İnşân, 25) "esîl" (çoğulu, âsâl), (Nûr, 36, Ahzâb, 42, Fetih, 9; İnsan, 25) "aşiyy" (Âl-i Imran, 41. Meryem, 11. Rûm, 18. Sâd, 18. Mü’min, 55) ve "ğu- düvv" (Nûr, 36) kelimeleri ile sabah, ikindi ve öğle namazları zikredilmiştir. "el-Gudüvv" ve "el-Bük- ra" kelimeleri gündüzün evveli, gecenin sonu demektir (Râğıb el-lsfehânî, el-Müfradât Fî Ğarîbi’l-Kur’ân, s. 19, 57. Kurtubî, a.g.e., XIV,198, 262) ki bunlarla kastedilen sabah namazıdır. (Isfehânî, a.g.e., s.335. Kurtubî, a.g.e., XII, 276) "el-’Aşiyy" ve "el-Esîl" kelimeleri ise gündüzün sonu, gecenin evveli demektir (Kurtubî, a.g.e., Vll, 276. XIV, 267) ki bunlarla kastedilen ikindi veya öğle ile ikindi namazlarıdır. (Kurtubî, a.g.e., VII, 2. XIV, 198)
Yukarıda tahlil etmeye çalıştığımız âyetleri birlikte değerlendirdiğimiz zaman açıkça sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarının vakitlerinin zikredildiğini görürüz. Ancak âyetlerde sadece sabah namazının son vakti (güneşin doğmasından önce), öğlenin ilk vakti (zevalden sonra), ikindinin son vakti (güneşin batmasından önce) ve akşamın ilk vakti (güneşin batmasından sonra) zikredilmiş fakat sabah, ikindi ve yatsının ilk vakitleri ile öğle, akşam ve yatsının son vakitleri beyan edilmemiştir.
Namazların nasıl kılınacağını öğreten Peygamber (s.a.s.) olduğu gibi namazların ilk ve son vakitlerini bildiren de Peygamber (s.a.s.)dir. Ona da Cibril (a.s.) öğretmiştir. Peygamber (s.a.s.)’in hadislerini kâle almadan namaz vakitlerinin başlayış ve bitişlerini, Kur’an âyetlerinden kesin çizgilerle tespit etmek mümkün değildir. Namaz vakitlerini beyan eden birçok sahih hadis vardır. Bunlardan ikisinin anlamı şöyledir:
İbn Abbas (ö.68/687), Peygamber (s.a.s.); "Cibril (a.s.), Kâbe’nin yanında bana iki kez imam oldu. Birincisinde öğle namazını zevalden sonra, güneşin gölgesi nalın tasması kadar iken kıldırdı. Sonra ikindiyi her şeyin gölgesi bir misli olunca kıldırdı. Sonra akşamı güneş battığı ve oruçlu orucunu açtığı zamanda kıldırdı. Sonra yatsıyı şafak batınca kıldırdı. Sonra sabahı fecrin doğduğu ve oruç tutana yemek haram olduğu vakitte kıldırdı. İkinci defasında öğleyi her şeyin gölgesi bir misli olunca ve bir gün önceki ikindi vaktinde kıldırdı. Sonra ikindiyi her şeyin gölgesi iki misli olunca kıldırdı. Sonra akşamı bir önceki vakitte (güneş batınca) kıldırdı. Sonra yatsıyı gecenin üçte biri geçtiği vakitte kıldırdı. Sonra sabahı ortalık ağarınca kıldırdı. Sonra Cibril, bana yöneldi ve, "Ya Muhammed! işte bu vakitler senden önceki peygamberlerin namaz vakitleridir ve (namazların) vakti bu iki vakit arasıdır" dedi, demiştir. (Tirmizî, Salat, 1. (I, 279). Ebû Dâvûd, Salat, 2. (I, 274). Müslim, Mesâcîd, 166. (I, 425). İbn Mâce, Salat, 1. (I, 220). Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 6. (IV, 81). Nesâî, Mevâkît,
6. (I, 249). Tirmizî, bu hadis için hasen-sahih demiştir) Aynı hadisi Cabir ibn Abdillah da rivayet etmiştir. Cabir’in rivayetinde "dünkü ikindi vaktinde " ifadesi yoktur. (Tirmizî, Salat, (I, 281); Nesâî, Mevâkît, 10. (I, 255). Ahmed, VI, 330. Tirmizî, bu hadisin hasen-sahih- garîb olduğunu söylemiştir. Bk. Tirmizî, Salat, 1. (I, 283284))
SONUÇ
Islâm’ın beş temel esasından biri olan, (Buhârî, îmân, 5, l, 8) müminlere vakitli olarak farz kılınan (Nisa, 103) ve dosdoğru kılınması emredilen (Bakara, 43) namaz, Kur’ân’da muhtelif âyetlerde 5 vakit olarak zikredilmiş ancak vakitlerin sınırları, rekat sayıları ve nasıl kılınacağı beyan edilmemiştir. Namazın detayları, Kur’ân’ı tebliğ etme görevi bulunan (Nahl, 44, 46) Peygamberimiz tarafından açıklanmıştır. "Benim kıldığım gibi namaz kılın" (Buhârî, Ezan, 18) buyuran Peygamberimiz (s.a.s.), ashabına beş vakit namazın nasıl kılınacağını uygulamalı olarak öğretmiştir. (Bk. Müslim, Mesâcid, 176-178. I, 428. Tirmizî, Salat, 1. I, 286. Nesâî, Mevâkît, 7, 12. I, 251, 258)
Namazlar, Peygamberimizin öğrettiği şekilde farz kılındığından günümüze kadar müslümanlar tarafından 5 vakit olarak kılınmaktadır. Bu kadar müslümanın, yanlış üzerinde ittifak etmeleri mümkün değildir. Günde beş vakit namaz kılmak, sosyolojik bir olgu haline gelmiş ve yaşayan sünnet olmuştur. Beş vakit namazın beş ayrı vakitte kılınması konusunda müslümanların kâhir çoğunluğu görüş birliği halindedirler.
"Kur’ân’da namaz, beş vakit değil üç vakittir" (Mesela bk. Vatan Gazetesi, 13-18/06/2003. S. 17 ve 19. Hürriyet Gazetesi, 24/06/2003. S. 1) şeklindeki söylemler, kişisel ve indî yorumlardan öteye geçemez. Bu tür yorum yapanlar, manevî tevatür derecesine ulaşan konu ile ilgili hadisleri göz ardı etmiş olurlar. Hadisleri göz ardı edenlerin, sadece Kur’an âyetleriyle bir sonuca varamayacakları ve namazların nasıl kılınacağını ortaya koyamayacakları açıktır.
Allah’a kulluk yapmak, O’nun sevgi ve hoşnutluğunu kazanmak isteyen müminler, kendilerine Peygamberimizi örnek ve rehber edinirler ve namazlarını beş vakit olarak kılarlar. Yolculuk ile zaruret ve ihtiyaç halinde Peygamberimizin bu konudaki hadislerine (bk. Müslim, Salâtü’l-Müsâfirîn,
52. I, 490. Buhârî, Taksîru’s-Salâti, 13. II, 39. İbn Mâce, Ikâmetü’s-Salâti, 74. I, 340. Nesâî, Mevâkît, 47. I, 290. Bu konuda geniş bilgi için bkz. İsmail KARAGÖZ, Namazların Kısaltılarak ve Birleştirilerek Kılınması (Seferilik ve Hükümleri)^. 181 ve devamı. Hakses Yayınları, Ankara, 1999) dayanarak öğle ile ikindi namazlarını öğle veya ikindi vaktinde, akşam ile yatsı namazlarını akşam veya yatsı vaktinde birleştirerek kılabilirler. Ama bunun bir ruhsat olduğunu, asıl olanın günde beş vakit namazı beş ayrı vakitte kılmanın farz olduğunu bilirler.