Makale

Editörden

Editörden

Teşvik, motivasyon, ilgi, takdir... Bunlar başarının temel unsurlarındandır. Bu bağlamda sizlerden aldığımız takviyelerle yeni bir sayıyı daha ilginize sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Geçen sayımızda dindarlık konusunu ele almış ve dindarlığın geniş perspektiften nasıl algılanması gerektiği üzerinde yazarlarımızın görüşlerini sizlerle paylaşmıştık. Hem okuyucu kitlemizden hem de medya çevrelerinden olumlu tepkiler aldık. Dergimize yönelen medyatik ve entelektüel ilgi, doğrusu bizi sevindirmektedir. Bu pozitif yansımanın omuzlarımıza almış olduğumuz sorumluluk yükünü daha da ağırlaştırdığını ifade etmeliyim.
Milleti oluşturan unsurlar dil, din ve tarihte birlikte yaşanan serüvendir. Şüphesiz her toplum bu unsurlarla birlikte kendi serüvenini yaşar. Her millet, kendini millet yapan ve diğerlerinden farklı kılan dil, din, mimarî, gelenek, musikî gibi unsurlarla vardır. Bu kendine özgü unsurları bulanıklaşan ve silinmeye yüz tutan milletler tarih sahnesinden çekilmeye yüz tutarlar. Bu yüzden millet olma şuurunun canlı tutulmasının varoluşsal önemi bulumaktadır.
Bu noktadan yola çıkarak bu sayımızda değerli yazarlarımızla gündem olarak millet olma şuurunu ve buna İslâm’ın katkılarını irdelemeye çalıştık. Milleti vatan denilen coğrafya tarlasında tarih süreçlerinden geçerek yetişen bir behçeye benzeten Emin Işık, dinin bu bahçeyi sulayan ve onun yeşerip gelişmesini sağlayan temel rahmet unsuru olduğunu vurgulamakta, tarih mirasına sahip çıkmanın öneminin altını çizmektedir. Fazlı Arabacı ise toplumun üyelerini bir müzik parçasının notalarına benzeterek onların ancak birlik, dirlik ve beraberlik içinde olduklarında bir anlam ifade edeceklerini bu birliğin ise tevhid esasına dayanan İslâm dini ile gerçekleşeceğini ve milletler arasındaki farklılaşmanın bir ayrılık nedeni değil, küreselleşmenin sebebi olduğunu vurgulamaktadır.
Necdet Subaşı tarihe bakış perspektifi sunan bir yazıyla bu sayımızda yer almaktadır. Halil Altuntaş, millet kavramının etimolojisi üzerine yazdı- ği makalesinde önce din ve millet kavramlarını analiz etmekte, sonra Türkler için millet olma tabirinin anlamı ve önemi üzerinde durmaktadır. Ali Metin ise kültürün fonksiyonu, kültürel boşluğun yaşanmasıyla oluşan toplumsal çözülme, kapitalist zihniyet ve kültür endüstrisi üzerinde durmakta ve kültürel mirasın insanlığın ortak mirası sayılması ve bu sebeple korunması gerektiğini söylemektedir. Bu yazılar, milletimize tarihi sevdiren hocalarımızdan ilber Ortaylı’yla yapılan millet olma şuuru ve tarih bilinci üzerine bir söyleşiyle bütünleşmektedir.
Bu sayıda temel dinî kavramlarımızdan cihad, gaza ve fetihi ele aldık. Bekir Karlığa, cihadın savaş ve müdafaa boyutunun yanı sıra psikolojik, entelektüel ve sosyal boyutuna değinirken, Mehmet Özdemir de fetih kavramını tebliğ bağlamında ele almakta ve konuya farklı bir perspektif kazandırmaktadır.
Ayrıca bu sayımızda Devlet Bakanımız Prof. Dr. Mehmet Aydın ile Türk aile yapısının kendine özgü ve evrensel boyutları çerçevesinde yaptığımız bir söyleşiyi yayınlıyoruz. Her yazısı ve konuşmasında olduğu gibi, bu söyleşide de Sayın Bakanımız geniş bir perspektif çizerek Kur’an’da kadınla ilgili âyetlerin nasıl anlaşılması gerektiği hususu ile Türk ailesinin dayandığı temel değerleri irdelemektedir. Değişimi biz kalarak nasıl gerçekleştirebileceğimize dair oldukça ilginç açıklamalarda bulunan Sayın Aydın, toplumumuzun kadın nüfusunun Urfa toprağının suya mahrumiyetinden daha fazla mahrumiyet içinde kaldığını söyleyerek kadın ve aile konusundaki yapılacak çalışmaların önemini vurgulamaktadır.
Gelecek sayımızda kapak konusu olarak eğitim ve gençlik konularını ele alacağız. Bu vesile ile hepinize selâm ve saygılarımı iletiyorum.
Hoşça kalın.
Yaşar Çolak