Makale

Gecenin Mucizesi İsra ve Mirac

Gecenin Mucizesi
İsâ ve Mirac

Halit GÜLER
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı

Üçayların birincisi olan Recep ayının ilk Cuma gecesi Regaib Kandili, 29. gecesi ise İsra ve Miraç Kandilidir.
İsrâ ve Miraç Mucizesi, İslâm Dini’nin Mekke devrinin 11. yılı Recep ayının 27. gecesi, Hicretten bir veya birbuçuk yıl kadar önce geceleyin vuku bulmuştur.
İsrâ, gece yolculuğu ve gece yürüyüşü; Miraç, yükseğe çıkma ve yükselme aracı demektir.
Akılların kavramakta hâlâ güçlük çektiği bu ulvi yolculuk, gecenin bir bölümünde gerçekleştirildiği için bu hikmetle seyahata İsrâ ve Miraç denilmiştir.
Allah’ın Resulü Muhammed Mustafa (S.A.S.) bu gece semela- ra yükseltilmiş yüce makamlara eriştirilmiş ve ilahi nimetlere kavuşturulmuştur.
Hz. Muhammed (S A S.) Milâdi 621 yılında Allah’dan gelen bir emirle geceleyin, Mekke’deki Mescid-i Haram’dan alınarak, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmüştür. İsrâ Sure- si’nin birinci ayetinde bu yolculuktan bahisle mealen şöyle buyurulur.
"Kendisine bazı ayetlerimizi göstermek için kulu Muhammed’i geceleyin Mescid-i Haram’dan; etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şânı yücedir. Her şeyi duyan ve her şeyi gören O’dur."
Resül-i Ekrem’in Mescid’i Haram’dan Mescid-i Aksaya kadar olan yolculuğu ayet-i kerime ile sabittir. Mescid-i Aksa’dan semalara yükselişini ve yüce makamlara kabul edilişini ise hadis-i şeriflerden öğreniyoruz. (1)
İslâm tarihçileri İsrâ ve Miraç
Mucizesinin oluş sebeplerini aşağıdaki sebeplerle izah ederler. O sebepler doğrudur. Bir başka doğru da sebeplerden ziyade neticelerin bizi ilgilendirdiğidir.
Allah-ü Teâlâ mükafatlandıracağı kullarını, bu mükafatı ihsan etmeden önce çetin imtihanlardan geçirmiştir.
Peygamber Efendimiz de bu- çetin imtihanlara tâbi tutulmuştur.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.S.) aralıksız üç sene büyük felaketlere, korkunç takip ve işkencelere maruz kalmış, açlığa ve yokluğa mahkum edilmiştir. Yalnız kendisi değil, aile ve ashabıyla birlikte.
İslâm’ın yayılmasına ve Müslümanların çoğalmasına bir türlü mani olamayan müşrikler, Peygamberimizin kabilesini boykota karar verdiler. Bu kararı zalimce uyguladılar. Çok tabiî ihtiyaçların giderilmesine ve yaşama haklarının kullanılmasına mani olacak ölçüde korkunç ve katı yasaklar koydular.
Bu felaket kesintisiz üç yıl sürdü. Bu acı yetmiyormuş gibi, Peygamberimiz iki büyük acı ile daha karşılaştı.
Önce Sevgili hanımı Hz. Hatice, sonra amcası Ebu Talip vefat etti. Bu iki önemli kayıp neticesinde Hz. Peygamberin ızdırabı çok büyük oldu.
Peygamber Efendimiz bütün bu imtihanlara metanetle göğüs gerdi. İslâm’ı yaymaktan geri kalmadı.
Bu çetin imtihanı sabırla karşılayan ve başarı ile atlatan Hz. Muhammed (S.A.S.), çok güç durumda kaldığı bir anda yücelerde ilâhi huzurla ferahlamak için bu gece yolculuğuna lâyık görüldü.
İslâm Peygamberi Hz. Muhammed (S.A.S.) i tebrik ve taltif etmek için Allah’ın gerçekleştirdiği Miraç Mucizesi, Müslümanlann haklı olarak iftihar ettikleri belli başlı olaylardan birini teşkil eder. Tabiatıyla bu hadiseye karşı duyulan derin hayranlık, çeşitli kesimlerde büyük gelişmelere ve önemli buluşlara yol açmıştır. Göklerde cereyan eden bu olay, ilim adamlarının dikkatlerini fezaya çevirmelerine sebep olmuştur. İsrâ ve Miraç Mucizesi tecelli etmeseydi, insanlık, kim bilir daha kaç asır yer yüzeyine çakılıp kalacaktı !
İsrâ ve Miraç Mucizesi Mü’min gönüllerde, ferahlık araştırıcısı insanlarda merak uyandırmıştır. Bu seyahatin manevî tecelli ile dolu her noktasının geleceğe ışık tutucu hikmetler taşıdığı düşünülmeli. Bu seyahat yaşayışımıza yön verecek projeleri ve işaretleri ortaya koyucu bir derinlikte incelenmeli.
Bu yücelerden de yüce seyahat karşısında bizim görevimiz Peygamber Efendimizin semalara yükselişini hayran hayran dinlemekten veya siyer kitaplarında gözyaşı dökerek okumaktan ibaret değildir. Bu olay, Allah’a kulluk görevlerimizin ifasında dikkat etmemiz gereken önemli hususların bulunup bulunmadığı açısından da incelenmelidir.
Allah-ü Tealâ kulu ve resulü Hz. Muhammed (S.A.S.)’ i bu yolculuğa neden lâyık gördü ve kendisini böylesine bir manevi ziyafetle neden ağırladı? Bu düşünceden hareketle bizim de kul düzeyinde bir takım maddi ve manevî nimetlere ve hatta mertebelere lâyık görülebileceğimiz gltfT neticeler çıkabilir.
Biz de hergün yüzlerce imtihanla karşılaşıyoruz. Acaba bu zorluklar ve imtihanlar karşısında cesaretimizi kaybetmeden sabredebiliyor muyuz? Eğer sabırla ve metanetle, Peygamberimizin sünnetine uygun bir tavırla mücadeleyi sürdürürsek birtakım mükâfatlara kavuşacağımız umulur. Bundan şüphe edenler İsrâ ve Miraç Mucizesinin hikmetini iyi anlayamamışlar demektir.
Sevgili Peygamberimiz sükunetin ortalığı kapladığı, kuşların sustuğu, develerin uyukladığı, rüzgarların dindiği, çölün dinlendiği ve göklerin açıldığı bir gecede yaptığı yolculuktan güzel hediyeler ve rahmet dolu müjdelerle dönmüştür.
Bu hediyelerin başında Mü’minlerin miracı olan namaz gelmektedir. Beş vakit namaz, bu gece farz kılınmıştır.
Mirac’da Peygamber Efendimize namazdan başka iki hediye daha verildi.
Bakara Sûresi’nin son iki ayeti. Peygamberimizin ümmetinden şirk koşmayanların Cennete gireceği.
Yüce Peygamberimiz, her zaman her yerde olduğu gibi Mirac’da da Allah’dan insanların mutluluğunu istemeyi unutmamış, ümmetine olan düşkünlüğünü ve merhametini yaratanın huzurunda dile getirmekten kendini alamamıştır.
Her zaman olduğu gibi İsrâ ve Miraç Gecesinde de camilere koşmalı, küsler banşmalı, dargınlar konuşmalı, büyükler ziyaret edilmeli, gençlere ve çocuklara değer verilmeli, fakirlere, öksüzlere, hastalara yabancılara, dul ve yetimlere, sakatlara dua ve yardım edilmeli.
Bu mutlu gün ve gecelerden gereği gibi yararlanmalıyız. Şanlı geçmişimizi, tarihi zenginliğimizi düşünmeli, bütün şehit ve gazilerimizi rahmet ve şükranla anmalıyız.
Vatanımızın bölünmezliği, milletimizin bütünlüğü, ülkemizin kalkınması, inancımızın korunması, bayrağımızın şerefle dalgalanması, ordumuzun ve güvenlik kuvvetlerimizin iç ve dış düşmanları mağlup etmesi, gençlerimizin vatanperver yetişmeleri için Allah’a yalvarmalıyız. Dilimiz yoruluncaya , gözümüz yaşlarla doluncaya, sesimiz kısılıncaya ve avuçlarımız kapanıncaya kadar.
Bu arada Bosna-Hersek’te, Dağlık Karabağ’da, Filistin’de, Keşmir’de hürriyetleri için çarpışan din kardeşlerimizi, Batı Trakya’da haksızlığa mahkum edilen soydaşlarımızı da düşünmeli ve onlar için de dua etmeliyiz.
Dinî ve millî duyguların güçlendirilmesi için mübarek gün ve geceler en elverişli ve en feyizli günlerimizdir. Bayramlar bizi Bedir’e, Uhud’a, Malazgirt’e Çanakkale’ye ve Sakarya’ya götürür. Kandiller bizi, kardeşliğe, sevgiye, yardımlaşmaya götürür ve ibadete alıştırır. Bayramlarda vatan aşkı, millet kaynaşması, kandillerde insan sevgisi var.
Bayramlar ve kandiller bizi yeryüzünde yaşayan Müslümanların gönül dünyalarına ulaştırır.
Bütün bunları hissederek ve düşünerek ibadet ve ta- atla Cenâb-ı Hakk’a yönelir ve dua ederiz.
Bu güzel vesileler ile dua ve niyazlarımızı çoğaltmalıyız. Günahlarımızın bağışlanması için bol bol tevbe ve istiğfarda bulunmalıyız. Bu kutsal gecede Allah’ın rahmetini, Resullullah’ın şefaatini, vatanımızın huzurunu, milletimizin saadetini, bütün insanların hidayetini dilemeliyiz.
İsrâ ve Mirac’ın Mescid-i Haram’dan başlayıp, Mescid-i Aka’dan semalara devam ettiğini ve göklerden namazla dönüldüğünü düşünerek buradan cami, cemaat ve ibadet gerçeği üzerinde durmalıyız.
Namaz, Mü’minin Miracıdır.
Her türlü kötülüğün kaynağı alkol olduğu gibi her türlü iyiliğin kapısı da namazdır. Bu gerçeği de unutmayalım.
(1) Sahih-i Buhâri Muhtasarı Tecrîd-i Sarih Tercemesi ve Şerhi isimli 12 ciltlik eserin 10. cildinde yer alan 1551 numaralı hâdis-i şerifte isrâ ve Miraç Mucizesi, 5 sayfa tutacak bir uzunlukta, olayı bizzat yaşayan Peygamberimizin dilinden anlatılmaktadır. İlgi duyanlar oradan okuyabilirler.
* * *