Makale

Yardımlaşma ve Dayanışma Örneği Olarak İçki Müptelâsı ve Madde Bağımlılarının Topluma Kazandırılmaları

Orhan Yılmaz
Çubuk ilçe Vaizi

Yardımlaşma ve Dayanışma Örneği Olarak
İçki Müptelâsı ve Madde Bağımlılarının
Topluma
Kazandırılmaları

Tarih boyunca hemen hemen her dönemde toplumun huzurunu bozan, insanları rahatsız eden sosyolojik suç sayılabilecek davranışlara rastlanmıştır. Hırsızlık, gasp, cinayet, kavga, terör taciz ve madde bağımlılığı bunlardan bazılarıdır. Her düzeydeki birey, aile ve topluluklar için büyük tehlike teşkil eden bu zararlı oluşumlara geçmişte olduğu gibi bugün de rastlanmaktadır. Toplumun birlik ve dirliğini bozan bu kötü davranışların birçoğunun kaynağı ve anası ise içkidir. Trafik kazaları başta olmak üzere pek çok felâkete yol açan bu illet yuvaları yıkmakta, kadınları dul, çocukları yetim bırakmaktadır.
Dünya sağlık örgütünün ülkemiz de dahil olmak üzere otuz ülkeyi kapsayan araştırma raporunda ortalama vukuat yüzdeleri şöyledir. Cinayetlerin %85’i, ırza tecavüzlerin %50’si, şiddet olaylarının %50’si, trafik kazalarının %60’ı, eşini dövenlerin %70’i, işe gitmeyenlerin %60’ı bu suçları alkollü iken işlemektedirler. intihar olaylarında da alkolün etkisi içmeyenlere oranla 58 kat daha fazladır. (Yeşilay Dergisi, Haziran 97, s. 18)
Bunca zararına rağmen maalesef ülkemizde her geçen gün içki tüketimi daha da artmaktadır. 1970 yılında kişi başına 1 litre alkollü içki düşerken, bu sayı, 1992’de 10, 1997’de 15 litreye çıkmıştır. Bu gün bu sayı daha da artmıştır. Yapılan çalışmalarda içki tüketiminin gençler arasında daha fazla olduğu ve bu oranın her geçen gün daha da arttığı acı bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır, (a.g.e., Kasım 1997, s. 5) Ayrıca içki tüketimi sırlamasında tüm ülkeler arasında üçüncü sırada yer almamız oldukça düşündürücü bir durumdur. (a.g.e., Mart 1997, s. 26)
İslam, Yüce Allah tarafından insanları dünyada ve ahi- rette mutlu etmek için gönderilmiş bir dindir. Bu dinin kaynağı olan Kur’an ve hadisler, öncelikle toplumda meydana gelebilecek hastalıkları önlemeye yönelik tedbirler sunarlar. Çeşitli emir ve yasaklar koyarak insanların o hastalığa yakalanmalarını engellemeye çalışırlar. Bu emir ve yasaklar ihlâl edilmiş ve rahatsız edici hastalıklar baş göstermişse, o zaman da bu hastalıkları tedavi etmeyi diğer insanlar kendilerine bir görev sayarlar.
Dinimizde her insanın kendine karşı sorumluluğu olduğu gibi başta ailesi olmak üzere diğer insanlara karşı da sorumluğu vardır. Bu sorumluluk yerine getirildiğinde toplum çeşitli illetlerden kurtulmuş olur. Böylece toplumu oluşturan birey ve aileler de mutlu ve huzurlu bir hayat sürdürür. Bu bağlamda içki müptelası olan kişileri o bataklıktan kurtarıp topluma kazandırmak toplumun bir yarasını sarmak bir acısını dindirmek demektir.
Yüce Allah, Maide suresinin 2. ayetinde "iyilik ve takva hususunda yardımlaşın" buyurarak faydalı ve güzel işler hususunda yardımlaşmayı emretmektedir. Yüce Allah bu ayette sosyal dayanışma emri ile, zenginlerle fakirler, güçlü- ler ile acizler, cahiller ile alimler gibi maddî ve manevî bakımdan yardımlaşmaları mümkün olan fertleri sosyal dayanışmaya davet etmektedir. Hz. Peygamber (s.a.s.) de; "Müminler bir bina gibidir. Bazıları bazılarını ayakta tutar." (Müslim, Birr, 65) buyurmuşlardır.
içki bağımlısı olan kişileri tedavi etmek için yardımlaşmak hem iyilikte yarışmak hem de toplumun bir yarasını sarmak demektir. Toplumun zarar veren, bu kitleyi ıslah edip topluma kazandırmak, dinimizin bizden istediği güzel bir dayanışma örneği olacaktır. Camiye gelmeyen, cemaate katılmayan, toplumdan uzak, eşinden boşanmış, çocuklarından ayrılmış, içki müptelâsı bu insanlara el uzatmak, sadece bu insanlara yapılan bir iyilik değil, aynı zamanda bu kişilerin, eşlerine çocuklarına, mahallelerine, yakın ve uzak akrabalarına, hatta tüm topluma yapılan bir iyiliktir.
Böylesine hayırlı bir hizmeti nasıl yapacağımız hususunda bize fikir vermesi bakımından ilçemiz Çubuk (Ankara) Kaymakamlığının şu günlerde yürütmekte olduğu bir çalışmayı kısaca anlatmak istiyorum.
Kaymakamlık bünyesinde çalışan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, eşinden boşanmış, çocuklarından ayrı yaşayan, çeşitli suçlara karışmış on bir içki müptelası ve madde bağımlısı işsiz insanı tespit etti. Görüşmeler neticesinde bu kişiler kendilerine uzatılan her türlü yardımı kabul edeceklerini söylediler. Kaymakamlık bu kişileri önce AMA- TEM’e (AMATEM: Bakırköy, Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesi bünyesinde bulunan Alkol ve Madde Bağımlıları Tedavi Merkezinin kısaltılmış adıdır) göndererek beş ay boyunca ücretsiz tedavi görmelerini sağladı. Tedavi sonrası evlerine dönen bu şahıslardan altısı bir müddet sonra maalesef yeniden eski yaşantısına döndü ve içki içmeye devam etti. Diğer beş kişi ise bir daha içki içmedi ve halen içmiyorlar. Bu kişiler bağımlılıklarından kurtuldukları için memnun olduklarını belirtiyor ve her gün Allah’a şükrettiklerini ifade ediyorlar. Her ay çeşitli maddî yardımlarla da desteklenen bu şahıslardan bazılarına şu anda çalışma imkanı da sağlanmış durumdadır. Kaymakamlığın görevlendirmesi neticesinde kendileri ile yaptığımız çeşitli sohbetler esnasında bu şahısların yakında eşleri ve çocukları ile yeniden bir araya gelip birlikte yaşayacakları müjdesini de almış bulunmaktayız. On ay gibi bir sürede on iki şahıstan beşini topluma kazandırmak hiç de küçümsenecek bir hizmet değildir.
Kaymakamlığımızın bu örnek projesi, müftülüklerimizin de uygulayabileceği bir mahiyet arz etmektedir. Yardımlaşma ve dayanışma hususunda yapılan vaazlar, bastırılan kitaplar, gerçekleştirilen televizyon ve radyo programlarına ilaveten pratik sonuçları bakımından daha etkili olan bu tür projelere yer verilmesi özellikle günümüzde önemli bir hizmet olarak görülmektedir.
Sonuç olarak, topluma fazla girmeyen, din kültürü almamış içki ve madde bağımlısı insanlarla aynı mekânları paylaşmadığımız için fazla tanımadığımız ve kendilerinin de bizi tanımadığı bu kesimlerle bir şekilde iletişim kurmak, onları ikna ederek bulundukları ortamdan çekip çıkarmak güzel bir dayanışma örneği olarak karşımıza çıkmaktadır.