Makale

Batı Trakya Köylerinde Bayram

Batı Trakya Köylerinde Bayram
CİHAT AKINCI


Dinî Bayramların müslümanların yaşadığı her yerde aynı şekilde kutlandığı zannedilir. Bu böyle olmakla beraber, mahallin özelliklerine ve geleneklerine göre bazı farklılıklar göze çarpmaktadır. Bayramla ilgili dinî hükümlerin her İslâm ülkesinde aynıyla yerine getirildiği kesindir. Bazı yerlerde bayramın geleneğine uygun mahallî ilgiyi canlıca aksettiren ilâvelerin yapıldığını görüyoruz. Meselâ KIBRISTA dinî bayramlarda adada yaşayan müslümanlar mesafeyi dikkate almadan, Larnaka’daki Hala Sultan Türbesi’nin bulunduğu mahalde toplanır ve bu mübarek yerde topluca bayram namazı kılınır, kazanlar kaynar ve yemekler yenirmiş. Böylece adanın değişik yerleşim merkezlerinde yaşayan müslümanlar bir araya gelir, kucaklaşır, tebrikleşir, tanışır, kaynaşır ve moral bulurlarmış. Bu güzel adet ve bayrama yakışan bu buluşma maalesef bugün yapılamıyor. Gazi Baf’ta susan bayram davulları gibi. Minik tuz gölü kenarındaki Hala Sultan Türbesi, Gazi Baf’ta gümleyen davullar, coşkulu bayramların geri gelmesini hasret ve sabırla bekliyorlar.
Şu anda görmediğimiz Kıbrıs Hala Sultan Türbesi’ndeki bayram şenliklerinin benzerlerini, Batı Trakya Türk köylerinde de görmemiz mümkün. Nedense oralarda bayramlar bir başka canlılıkta kutlanıyor. Türklerin yaşadığı bütün ülkeleri görmedim ama oralarda da öyle olduğunu zannediyorum. Şu anda, 1988 yılı Ramazanında Batı Trakya’da yaşadığım köylerdeki bayram manzaraları gözümün önüne geliverdi. Sanki Batı Trakya’daki soydaşlarımız arasında buluverdim kendimi. Oralarda kutladığım bir bayramdan kesitler hatırladım.
Bayram namazını mütevazi bir Osmanlı şehri görünümünde olan Gümülcine’nin Eski Camii’nde kıldık. Cemaatle bayramlaştıktan sonra, Va’z İrşad Kurulu Üyesi Ahmet HACl OSMAN’ın evine bayram yemeğine gittik. Bayramımızı cemaatten sonra ilk tebrik eden Ahmat HAClOSMAN’ın beş yaşındaki oğlu Enes oldu.
HACOSMAN ailesiyle günün ilk çayını içerken, radyodaki Kerkük türküsü ilgimizi çekti. Bu türkünün sözleri bizleri Batı Trakya’dan Kerkük’e götürdü ve oradaki soydaşlarımızı da düşünmemize vesile oldu. Bu türküler, destanlar, masallar değil mi Batı Trakya’yı Kerkükle, Kerkük’ü Kıbrısla, Kıbrısı Kırımla, Kırımı Türkistan’la... hepsini Türkiye ile konuşturan...
Dışarı çıktığımız zaman sokaklarda sanki Anadolu’nun bir köşesindeymişiz gibi, yeni elbiseler içinde bayram gezen gruplarla karşılaştık.
Ziyaret maksadıyla uğradığımız bazı evlerin girişinde, içine çokça bozuk para konmuş bakır taslar gördük. Herhalde bu paralar bayram ziyaretine gelecek çocuklara verilmek için hazırlanmıştı. Keşke çocuk olup bu paralardan biz de nasibimizi alsaydık.
Va’z ve Irşad Heyetinin Boğaziçi Oteli’nde tertiplediği öğle yemeğine katıldıktan sonra Iskece’ye gittik. Iskece Müftüsü ve Türk azınlığın o zamanki lideri merhum Mustafa Hilmi’yi evinde ziyaret ettik. Kısa bir bayram ve azınlık sohbetinden sonra oradan ayrıldık.
Yol arkadaşlarım İbrahim, Şerif ve Ahmet HACIOSMAN Gümülcine’ye, Balkanların eteklerindeki yoldan dönmeyi uygun buldular. "Manzara güzel, dinleniriz ve köyleri de ziyaret ederiz" dediler. Gerçekten manzara güzeldi. Zaten Batı Trakya’da gözümüze çirkin görülen, gönlümüze hoş gelmeyen birşey yoktu. Hepsi güzelde, hepsinin üzerinde Batı Trakya Türklüğünün birlik ve beraberlik içinde olması daha güzel.
Bayram olduğu için olsa gerek, Türk köylerinde dikkat çeken bir canlılık vardı. Bayram-lıklarını giymiş çocuklar küme küme sokaklarda koşuşturuyor, gençler kalabalık gruplar halinde yol kenarlarında volta atıyorlardı. Köylerin dışında bayram kalabalığının daha da arttığı görülüyordu. Dağ eteklerine doğru uzanan köylüler, bayram sevincini hür bir ortamda yaşamak istiyorlardı. Acaba yalnız bu köy mü, diğer köylerde böyle mi diye merak ettik ve yolumuzu değiştirerek birkaç köye daha uğradık. Gördük ki diğer köyler de aynı durumda. Demek ki başka zaman toplu halde kırlara çıksa, pikniğe gitse sorguya çekilen, öz yurtlarında esir hayatı yaşayan bu insanlar, bayram münasebetiyle gösterilecek bir kaç günlük toleranstan faydalanmak istiyorlardı.
Ayrıca bayram olduğu için yakınlarını ziyarete gelenlere, Türkiye’de okuyupta köylerine dönenlere evler yetmiyordu. Yollara dizilen, ağaçlara yaslanan bu insanlarda bayram sevinciyle, esaret hüznünü beraberce görmek mümkündür.
Yollara dökülen, kırlara uzanan ve meydanları dolduran bu çilekeş insanların bayram sevinçlerini zaman zaman durarak, zaman zaman arabamızın içinde tebessüm ederek paylaştık. Köylerde oluşan bayram tablosunu geride bırakarak, Gümülci-ne’nin Kalkanca mahallesine geldik. Burasını da köy zannediyorduk ama değilmiş. Kendilerini Türk kabul eden esmer vatandaşların oturduğu bir mahalle imiş. Evlerine davet ettiler. Köylerdeki bayram sevinci orada da fazlasıyla vardı.
Şu anda yeryüzünü rahmete boğan bayramın kudsiyye-tinden feyz almak için, bütün müslümanlar aynı canlılığın içindedirler. Veya olmaları gerekir. Aralarında bayram yapma şerefine eremediğimiz diğer Türk illerinde de, durumun Batı Trakya’da gördüklerimizden farklı olacağını zannetmiyorum. Bizi, birbirimizi düşünmeye sevkedecek olan bu bayramlar ne kadar güzel ve hikmetli değil mi?
Batı Trakya’sıyla, Kıbrıs’ıyla, Azerbaycan’ıyla, Türkmenistan’ıyla, Bosna-Hersek’iyle nice bayramlara.