Makale

BU NASIL MEDENİYET?

BU NASIL MEDENİYET?

ErdoğanAKDEMİR

Avrupalılar, kadını güzel yapmak ister. Reklam aracı olarak kullanılan kadının güzel olması gerekirmiş!... Reklamcılar böyle ister.. Çeşitli ürünlerin pazarlanmasında kadınlar reklam aracı olarak kullanılıyor. Güzellik malzemelerinin yapımında insan ve hayvan ceninleri kullanılıyor.
Hayvanlara acı çektirmekten zevk alan batılı yobazlar, onları güzellik sanayiinde kullanıyorlar.
Merhemlerin, güneşten koruma malzemelerinin, makyaj, yüz kremi, rimel, ruj, oje, şampuan, sprey, deodorant ve diğer kozmetik ürünlerinin neye malolduğunu, onları kullanan kadınlar biliyor mu acaba? Sadece ABD’de yılda 50 bin kedi, 61 bin maymun, 180 bin köpek, 554 bin tavşan ve milyonlarca fare bu "lüks" için katlediliyor. Deneyler için her yıl 300 milyon hayvanın katledildiğini söylersek, güzelleşme uğruna işlenen cinayetlerin boyutu, kendiliğinden ortaya çıkar.
Böylesine bir vahşet sonrasında elde edilen kozmetik ürünlerinin sarıp sarmaladığı, makyajladığı ve ger-•jk benliğinden uzaklaştırdığı kadın, cazibe" sini kullanmaya hazırdır artık 0)
Aile ve manevî değerleri yıkma hareketinin, bir taraftan da kürtaj cinayetinin, "meşrulaştırılması" üzerinde neden bu kadar ısrarla durduğu nihayet anlaşıldı. Ortaya çıkan gerçekler, tek kelime ile dehşet verici.
Kozmetik firmalarında üretilen güzellik kremlerinde hayvan ve kürtaj plesantaları kullanılıyor. Bilindiği gibi, plesanta, ana rahminde ceninin korunup geliştirildiği özel muhafaza, yani "eş". Kürtajla rahimden kazınarak alınan bu plesantaların tonlaması, Rusya’dan geliyor. St. Petersburg’daki hastahane IS adlı kürtaj kliniğinden bir doktor, yalnızca kendi kliniğinin geçen yıl Fransa’ya tam 34.400 kürtaj plesantası sattığını söylüyor. Fransa’da bu plesantaları kozmetik firmalarına satan Institut Merieux yetkilileri İse dünyanın çeşitli ülkelerinden günde tam 19 ton plesanta satın aldıklarını açıklıyorlar. Böylece daha doğmadan öldürülen yüzbinlerce minik insan namzedi, bir avuç güzellik meraklısının daha yumuşak ve pürüzsüz, bir cilde sahip olması için kullanılıyor. Bu akıl olmaz iğrençlik ve vahşet, "güzellik" ve çağdaşlık merkezi altında gizlenen çirkinlikleri bir defa daha bütün çıplaklığı ile ortaya koyuyor. Yapılan iş o kadar dehşet verici ki, Cosmopolitan dergisi editörü Marcelle d’Argy’nin olayı öğrendiğinde ağzından dökülen "Bulandırıcı" sözleri çok ama çok hafif kalıyor. (2)
"Genç kalın, güzel olun. Çirkin kadın yoktur, kendine bakmayan kadın vardır." gibi sloganlarla kadınları hassas bir noktadan yakalayan kozmetik firmaları, ürünlerini su gibi satıp devasa kârlara ulaşırken işin perde arkasında ne gibi çirkinlikler işledikleri de yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Birbirleriyle rekabette insanî hususları iyice kenara iten bu firmaların güzellik kremleri ve makyaj malzemelerinden hammadde olarak kürtaj sonucu düşürülen bebekleri kullandıkları belirlendi.
Bu korkunç hadiseyi ortaya çıkaran -ilk olarak- Alman politikacı il-lerst Hasse, insan embriyosunun kozmetik ürünlerinde kullanıldığını ve bu embriyoların milletlerarası bir ticarî sektör oluşturduğuna dikkat çekerek, 1985 yılında Strasbourg’da toplanan Avrupa Konseyi Toplantısında üye ülkelere "Ticaret endüstrisinde kullanılan embriyolar" konusunda bir görüşme yapılması çağrısında bulunmuştu. Hasse’nin bu girişiminden sonra harekete geçen Amerikan polisi, Kaliforniya’da kozmetik sanayiinde kullanılmak üzere saklanan 500 adet kürtaj sonucu alınan bebek ele geçirdi. Polis İsviçre-Fransa sınırında da Orta Avrupa’dan gelen bir kamyona doldurulmuş doğmamış bebekler ele geçirdi.
Olaydan sonra bir açıklama yapan polis yetkilileri, doğmamış bebeklerin Fransız kozmetik firmalarının laboratuvariarına gitmekte olduğunu tesbit ettiklerini söyledi. Konuya geniş yer veren Fransa’nın ciddi gazetelerinden Gazette Du Palais, insanları gençleştirdiği iddia edilen bu doğmamış bebeklerin Fransa’da kozmetik firmalarına yüksek fiyatlarla satıldığını açıkladı. Bu konuda görüşleri alınan uzmanlar, kozmetik sanayiinin merkezi olan Fransa’da güzellik kremlerinin afişlerinde, "cildinizi genç ve yaşayan hücrelerle gençleştirin" ifadesinin yer aldığına dikkat çekerek, "İşte insanı gençleştiren bu genç ve yaşayan hücreler kürtajla alınan doğmamış bebeklerden oluşuyor" diye konuştular.
"The Washington Post " gazetesi Kolombiya Genel Hastahaneslnin yeni ölü veya az gelişmiş olarak doğan veya kürtajla düşürülen bebeklerin satışı ile çok büyük gelir elde ettiğini yazdı. Gene Ail About Issues adlı bir Amerikan magazin dergisi de kürtajla alınan bebeklerin kozmetik ürünlerinde kullanıldığını duyurduğunda büyük yankı uyandırdı.
Şu anda aynı tehlikenin ülkemiz insanlarını da tehdit ettiğine dikkat çeken uzmanlar, "sırf güzelleşmek ve genç kalmak bahanesiyle yapılan reklâmlara kanan insanlarımız bilmeden bu maddeleri yüzlerine sürüyorlar. Oysa tıbben biliniyor ki, güzellik maddeleri insanın yüzüne ciddi zararlar veriyor. Fakat maalesef kozmetik ürünlerinin ithali son sürat devam ediyor. Yılda milyonlarca dolar güzellik kremlerinin, makyaj malzemelerinin ülkemize girişi için heba ediliyor. Bu konuda tedbir alınmalı ve halkımızın kandırılmasına daha fazla göz yumulmamalıdır" diyorlar.
Güzelleşme sevdalıları oldukça katliam da devam edecek anlaşılan. (3)
"Para için bebek katliamı" bu başlıkda çok dehşet verici bir gazete haberi.
Moskova’dakl Uluslararası Tıp Biyoloji Enstitüsü’nde’5 aylık hamileyken kürtaj yaptıran Sweta adlı Rus kadının fotoğrafları tümdünyada büyük şok yarattı. 5 aylık bebeğini 8 bin dolara satan Sweta, hayat pahalılığından şikayet ediyor ve: "Zaten 2 çocuğum vardı. 3 çocuğa baka-mazdık. Mecburdum." diyerek kendini savunuyor ama kürtajla karnından alınan bebeğin canlı olduğunu ve hareket ettiğini görünce de dehşete kapılıp ağlamaya başlıyor. Burası ameliyat odasından çok, bir mezbahaya benziyor.
Moskova’daki birçok klinikte, 5 aylık bebekler, batılı zenginlerin hayatını kurtarabilmek için resmen öldürülüyorlar. Batılı ülkelerde, ameliyatta kullanılacak 5 aylık bir bebek 50 bin dolara alıcı bulurken, bu rakam Moskova’da 8 bin doları aşmıyor.
Rus kadınlar, sırf bebeklerini satmak için hamile kalıyor ve 5 aylık olunca onu kürtajla aldırıp satıyorlar. 450 gramı geçmeyen bebekler önce parçalanıyor ve doku nakli için "canlı ilaç" olarak kullanılıyor.
Aslında 4.5 aylık doğan bebekler bile yaşatılabiliyor. Ancak bu küçük yavru biraz sonra öldürülecek ve bir zenginin hayatını kurtaracak (!). Rusya’da resmi rakamlara göre geçen yıl 3 milyon 680 bin kürtaj yapıldığını belirtiliyor. Bu rakam aynı yıl içinde doğan bebek sayısının iki katını buluyor. Bu ülkede 3 aylığa kadar kürtaj serbest. Ancak 7 aylık bebekler bile alınıyor. Hele işin içine "Dolar" girince Rus doktorlar kasap kesiliyor. (5)
Batının ne kadar medenî olduğu (!) yukarıda yazılanlardan da anlaşılıyor.
Şimdi anlaşıldı Vehbi’nin kerrakesi misali, Bosna-Hersek olaylarında niçin bu kadar sessiz kaldıklarının sırrı. Genelde batılıların mayasında var insafsızlık, vahşet. Hasis menfaatleri için yapmıyacakları şey yoktur.
İslam’ın azılı düşmanlarından Fransa hakkında basında çıkan işte bir iki başlık:
"Fransa, İslâm’a en kapalı ülke." (6)
"Fransa’da İslâm korkusu." (7) "Fransa’da türban tartışması alevlendi." (8)
"Müslüman olan Fransız Profesörü ülkesinde TV’ye çıkartmıyorlar." (9)
Rusya’nın 70 yıldır islâm’a ve Müslümanlara yaptığı zulümler malûm, bunu herkes biliyor.
inşaallah insanlığın kurtuluşuna islâm vesile olacak. Geçenlerde gazeteler yazdı. "50 bin Alman kadın müslüman oldu" diye. (10)
Cahiliye devrinde kız çocuklarını diri diri toprağa gömen Arapları, İslâmiyet nasıl karıncayı dahi incitmez hale getirmişse, inşaallah 20 yy.’ın renk körü Batılıları da insafa ve olgunluğa eriştirecektir.
1- Türkiye - Pazar
2- Y.Asya-12.11.1992
3- Bizim Aile Ocak 1993 4-Zaman 4.12.1992
5- Bugün 10.2.1993
6- Yeni Asya 31.10.1992
7- Sabah 22.11.1992
8-Sabah 11.11.1992
9- Hürriyet 25.2.1992 10-Bugün 24.2.1992