Makale

Ramazan ve Düşündürdükleri


Ramazan ve Düşündürdükleri

Doç. Dr. Hüseyin Algül
Uludağ Üniv. İlahiyat Fak. Öğretim Üyesi

Ramazan orucu, faziletine inanarak tutan kişi için kâmil bir mürebbî vazifesini görür. Çünkü Ramazan, afv, mağfiret, lütuf ve ihsan ayıdır. Bu ayda ellerini Cenâb-ı Hakk’ın diva-nına içtenlikle açan ve tevbe eden kişinin günahları bağışlanacak, gönlü mutlulukla dolacak, yüzlerde tebessüm, ellerde cömertlik dalgaları eksik olmayacaktır. Bu ayda iftarın sevinç ve huzuru sahurun bereketi vardır ve bu huzurla bereketi yudum yudum tadan, hisseden mü’min vardır, kutlu zaman diliminde ruhî sürura erişen, gönlünü de bu sürür içinde eriten oruçlu vardır. Ve mü’minin orucu Allah içindir; bu münasebetle, hesapsız derecede ecrini de Allah Te-âlâ verecektir. Müslüman bu yöneliş, bu niyet ve bu duygu derinliği içinde mutludur, bahtiyardır bu ayda.. Mü’min bilir ki, cennet kapıları açılmıştır bu ayda.. Cehennem kapıları kapanmış, şeytanlar da bağlanmıştır. Şeytanlar, inançlı gönülleri hilelerine âlet etmek için ne kadar ihtiras gösterseler de elleri boş kalacaktır. Mü’minin firaset ve basireti şeytanın tuzakla-rını birer birer bozacaktır bu ayda.. Çünkü meleksî hislerle doludur mü’min. Meleklerle içiçedir bu ayda.. Bu anlamda insan, yaratılmışların en şereflisi, Ramazan da ayların en faziletlisidir. İnsan, yeryüzünde Cenâb-ı Hakk’ın halifesi, Ramazan ise ayların sultanıdır.. O halde zaman, bu ayda, faziletli ile şereflinin, halife ile sultanın kaynaşmasına, iç içeliğine şahid olacaktır.
Ramazan ayında orucunu içtenlikle tutanlar için günah duyguları kurumuş, sevap duyguları coşmuştur. Bu coşku içinde mü’min hayra koşar da koşar. Şer tükenmiştir, bitmiştir.. Oruç bir kalkandır, anlayan için en mükemmel muhafızdır. Kim istemez sürekli güzelliklere koşturan, kötülüklerden sakındıran bir koruyucuya, bir kılavuza sahip olmayı? Saadete çağıran bu sesi duymayan, felaha götüren bu manevî parıltıyı görmeyen, gönülleri manevî hazla doldu-ran bu yolda yürümeyen aldanmaz mı?
Sahur yemeğini müteakip imsaktan iftara kadar kişi, gizlide ve açıkta, halk arasında ve tenhada orucu fık-hen bozan şeylerden ve faziletini eksiltip manen zedeleyen kötü huylardan korunmakla nefsini ne güzel terbiye etmektedir!. Bu, soyut bir teori değil, somut bir hâldir, can diliyle nefeslenen, yaşanan bir hazdır.
Ramazan’da kalpler diril-miş, gönüller aydınlanmış, zihinler durulmuş, idrak sayfaları temizlenmiş ve iradeler bileylenmiştir. Hiçbir düşmanın bu ayda mü’mini yakalaması, hiçbir günahın bu ayda mü’mini peşinde koşturması mümkün değil.
Bu ayda akıl da aydınlanmıştır vahyin sönmeyen ışığı ile, Kur’an’ın nuru ve Sünnet’in şefkatli kucaklayışı ile.. Bu nur ve aydınlık deryasında hangi akıl sapıtır?
Ramazan’da acaba sadece mideler mi aç kalacak? Orucun anlamı bu mu? Mide aç-susuz kalırken dil yalan-dolanla, küfürle, iftira ile, dedikodu ile, onu bunu çekiştirme ile zehir tıkınmaya devam edecekse; îman mahalli olan kalp felah ve sürür yuvası olmaktan çıkıp fitne -fesat ocağı haline gelecekse böyle aç kalmanın kişiye açlık ve ızdıraptan başka nesi kalacaktır? Ama gerçek oruçlu böyle olmayacak! Onun dili ya hayır söyleyecek, ya da susacak, ya zikir, ya tevbe ya da duâ edecek. Selâm verip selâm alacak, "Merhaba" deyip hal-hatır soracak.. Hülâsa, oruçlunun dilinde binbir renkli çiçekler, yüzünde şefkat ve merhamet hislerinin gülücükleri açacak... Oruçlunun kalbinden vehimler, şüpheler, vesveseler çıkıp kaçacak; bunların yerini inançta şuur, ahlâkta olgunluk, davranışta tutarlılık alacak.. Zihinlerden bencillik, kendini beğenmişlik duyguları uzaklaşacak, çıkarcılık ve menfaatperestlik kokan her türlü bozguncu düşünce gidecek... Yerini, berraklık, safiyet ve duruluk alacak.. Böylece, midesiyle birlikte kalbi ve diliyle de oruç tutma şuurunu derûnî bir hazla hisseden insan, orucun hikmetini bilecek, değerini kavrayacak, amacını benimseyecek...
Oruç, bir nefis muhasebesi (oto-kritik) kaynağıdır, tefekkür atmosferidir.. Mübarek Ramazan’ın seması duâlı bulutlarla doludur. Her zaman rahmet olarak yağmaya hazır bulutlar.. Öyle ki, çorak gönüller bu rahmetle sulanır, bu ilâhî rahmet deryasında yeşerir.. El, dil ve gönül, rahmet bulutları altında işbirliği için buluşur, kaynaşır..
Ramazan, iç bünyedeki arızaları gidermek, onarmak için de eşsiz bir fırsat sayılır. Yorgun beden organları bir aylık istirahata çekilirken, ellerde cömertlik rüzgârları eser, öksüzler güler, yoksullar sevinir, dedeler-nineler mutlu, çocuklar umutlu olur. Ezan sesi, kandiller, davullar, mahyalar, manilerle bu ay, çocukların dünyasını ayrı bir içtenlikle sarar.. Ve onlar, müjde ve muştulara gar-kolurlar.. "Donandı her yer kandiller ile / Doldu camiler mü’minler ile" diyerek babalarıyla-dedeleriyle teravihe koşarlar, güzel sesli hafızların: "Hoş geldin Ramazan!" ve "Elveda ey Mâh-ı gufran!" nağmelerine kulak verirler. O küçücük yüreklerine çok derin, çok yüklü hatıralar gömerler. Yüreklerindeki bu güzel Ramazan hatıraları bir ömür boyu sürer...
İç dünyasında dirliği ve nizamı kuran mü’min bu ayda elini gariplere, yolda kalmışlara, muhtaçlara, mazlumlara, bakıma muhtaç yaşlılara uzatır.
Bütün dertlerin devasıdır Ramazan! İç sıkıntıların tabibi, irfan dünyasının hakîmi-, dir, dünyevî meşgalelere fazlaca dalıp gitmekten ötürü muhasebe keyfiyetini ihmâletmiş kalplerin gecesin-deki yıldızlı şemadır Ramazan! Yalansız, dolansız, hilesiz, dedikodusuz, şefkatli, merhametli ve sevimli takipçileriyle yaşayan bir ahlâktır. Ne mutlu bu canlı ahlâk denizinde yüzebilene, bu güzel ahlâk sergisinden yeteri kadar alabilene!
Ramazan, manevî ışığını, el sıkılığı yapmaksızın güneş gibi etrafa uzatmakta! Ne mutlu yolunu bu ışıkla aydınlatabilene!
Şükür Mevlâ’ya, binlerce şükür. İlâhî bağışa erişme ve cehennemden âzad yolunda ümitlendik bu ayda.. Fakirin, miskinin, açta açıkta kalan kimsesizin elinden tutmaya çalıştık, zekât verdik, fıtır sadakası dağıttık Allah kabul eder ümidiyle.. Gülmeyen bir yüz, ferahlanmayan bir ev halkı kalmasın diye.. Millî ve manevî dertlerimiz için ağladık; Karabağ, Bos-na-Hersek ve Filistin Müslümanları için gözyaşı döktük bu ayda.. Duâ ve niyazımız, hicabı aşabildi mi acaba? Aşabildi diye ümitlendik bu ayda..
Her şeye rağmen görmez-hissetmezler var ise Yunus’un; "Kördür münkirin gözü, âlem münevver ise!" mısraını tekrarladık bu ayda.. Hâlâ gaflette olanlar için hayıflandık, tasalandık bu ayda!..
Evet!.. Yediden yetmişe, çobandan sürü sahibine, öğrenciden öğretmene, üniversite talebesinden öğretim elemanına, işçiden işverene, köylüden kentliye hülâsa zerreden kürreye her can bu aydan içtenliği nisbetinde bir nasip üzre! Her can, nasibini arayıp bulacak diye ferahlandık bu ayda...
Ramazan! Ailede dirlik, gönüllerde birlik, toplumda iyilik ayı!