Makale

Berat Gecesi

Berat Gecesi

Dr. Mehmet Canbulat
DİB Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

Kuşkusuz, millet olarak büyük bir coşku ve sevinç içinde kutladığımız mübarek kandil gecelerimizden birisi de Berat gecesidir. Berat, Arapça berae/beraet kelimesinin Türkçeleşmiş şeklidir. Beraet kelimesi sözlükte, "kişinin borçtan, suç ve cezadan, hastalıktan, yükümlülükten kurtulması veya yükümlü olmaması" anlamına gelir. Beraet kelimesinin ifade ettiği bu anlamlarla da bağlantılı olarak, Şaban ayının 15. gecesinde Müslümanların Allah’ın affı ve bağışlaması ile günah yüklerinden kurtulacakları umularak bu geceye Berat (Kurtuluş) Gecesi denilmiştir. Kameri aya göre Şaban ayının 14’ ünü 15’ine bağlayan bu gece 10 Ekim’i 11 Ekim’e bağlayan geceye tesadüf etmektedir. Bu geceye Mübarek Gece, Berat gecesi, Belge gecesi ve Rahmet gecesi gibi farklı isimler verilmektedir.
Berat gecesi, öteden beri Müslümanlarca kutsal sayılan bir gece olarak kabul edilmiş, bu gecenin diğer gecelerden farklı bir şekilde geçirilmesi, bu gecede daha fazla ibadet ve taat- te bulunularak ihya edilmesi adet halini almıştır. Bu gece ile ilgili olarak Hz. Peygamber, şöyle buyurmuşlardır: "Allah Teâlâ Şâban ayının on beşinci gecesi dünya semasında -rahmetiyle- tecelli eder ve Kelb kabilesi koyunlarının kılları sayısından daha fazla kişiyi bağışlar. Fakat bu gece, Allah müşriklerin, kin ve husumet besleyenlerin, yakınlarıyla münasebeti kesenlerin, hayat ve ihtişamlarına mağrur olanların, anne ve babalarına karşı gelenlerin ve içki düşkünlerinin yüzlerine bakmaz." Bilindiği gibi, kul hakkı, sahibine iâde edilmedikçe veya hak sahibi tarafından affedilmedikçe silinmez. Allah hakkı ise, işlenen günahtan dolayı pişmanlık duyup tövbe etmekle ve işlenen günahı terk etmekle af edilebilir. İşte bundan dolayıdır ki, bu hadis-i şerifte, sıla-i rahimi tek etmek, ana babaya âsi olmak ve insanlara karşı böbürlenmek gibi genel olarak kul hakkına giren hususlar, istisna olunmuşlardır. Buna göre, haksız yere adam öldürme, başkasının ailesiyle zina etme ve hırsızlık gibi büyük günahlardan olduğu halde, hadis-i şerifte affedilmeyecek günahlar arasında sayılmayan pek çok günah vardır ki, bu günahlar, her ne kadar açıkça affedilmeyecek günahlar arasında zikredilmemiş olsalar bile, gerçekte affedilmeyecekleri konusunda hadisin kapsamına dahildirler. Şu halde vaktiyle bu günahları işlemiş olanların, söz konusu günahlarının affı için tövbe etmeleri yeterli olmaz; ayrıca, hak sahiplerinden helallik de dilemeleri gerekir.
Başka bir rivayette ise, "Şaban ayının ortasında gece ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve tan yeri ağarana kadar, ’Yok mu benden af dileyen, onu affedeyim. Yok mu benden rızık isteyen, ona rızık vereyim. Yok mu bir musîbete uğrayan ona afiyet vereyim. Yok mu şöyle, yok mu böyle...’ der" buyurmuştur.
Hz. Aişe’nin (r.a.) rivayetine göre, Peygamber Efendimiz , Berat gecesini ibadetle geçirmiş ve kıldığı namazın secdesinde şöyle dua etmiştir; "Allah’ım! Azabından affına, gazabından rızana sığınıyorum. Ya Rabbi! Senden yine sana iltica ediyorum. Sen yücelerden yücesin, seni layık olduğun şekilde medh-ü sena edemiyorum. Sana gereği gibi hamdetmekten acizim.Sen ancak kendini övdüğün gibisin" .
Bazı âlimlere göre, hicretin ikinci yılında cereyan eden, kıblenin, Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan, Mekke’deki Kâbe istikametine çevrilmesi olayı, Berat gecesinde meydana gelmiştir. Kuşkusuz, bu olay da geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.
Gerek yukarıda sözünü ettiğimiz bu rivayetleri, gerekse Hz. Peygamber’in Şaban ayma ve özellikle bu ayın on beşinci gecesine ayrı bir önem vererek onu ihya ettiğine ilişkin diğer rivayetleri göz önüne alan İslâm bilginleri, bu geceyi namaz kılarak, Kur’an-ı Kerim okuyarak, tevbe, istiğfar ve duâ ederek geçirmenin sevaba ve günahların bağışlanmasına vesile olacağını, bu geceye mahsus olmak üzere belli bazı ibadet ve kutlama şekilleri ihdas etmenin dinde yeri bulunmadığını söylemişlerdir. Kaynaklarımızda belirtildiği üzere Berat gecesine ait özel bir namaz yoktur. İmam Gazâli, bu gece her rek’atında Fâtiha’dan sonra on bir kere İhlas suresi okunmak suretiyle kılınacak yüz rek’at veya her rek’atında Fâtiha’dan sonra yüz kere ihlas suresi okunan on rek’at namazın çok sevap olduğuna ilişkin bir rivayet nakletmektedir. Ancak Zeynüddin el-lrâki, İmam Nevevi ve Ali el- Kârî gibi hadis otoriteleri bunun aslının olmadığını söylemişlerdir.
Duhan sûresinde, "Hâ Mîm. Apaçık olan Ki- tab’a andolsun ki, biz onu mübârek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir..." buyurmuştur. İslâm alimlerinin çoğunluğuna göre ayette geçen "Mübarek Ge- ce"den maksat Kadir gecesidir. Çünkü diğer ayetlerde Kur’an’ın Ramazan ayında (Bakara, 185) ve Kadir gecesinde (Kadr, 1) indirildiği bildirilmektedir. İkrime’nin de içinde yer aldığı bir grup alim ise bu ayette işaret olunan gecenin Berat gecesi olduğu kanaatindedirler. Bu iki yoruma ilave olarak, Kur’an-ı Kerim’in tamamının Berat gecesi Levh-i Mahfuzdan dünya semasına indiği, Kadir gecesinde de ayetlerin peyderpey inmeye başladığı şeklinde üçüncü bir yorum daha yapılmıştır.
Böylece Duhan sûresinin ilk ayetlerinde bu gecenin belirgin üç temel özelliğinin öne çıkarıldığını görmekteyiz. Bunlar: 1- Bu gecenin mübarek bir gece olması. Dolayısıyla bu gece,
Allah’ın kullarına bol bol ikramlarda bulunduğu, onların tevbelerini kabul ederek günahlarını bağışladığı eşsiz bir gecedir. Nitekim yukarıda zikri geçen rivayetler, bu gecenin biz kullar için ne büyük bir anlam ifade ettiğini ortaya koymaktadır. 2- Son ilahi mesaj olan Kur’an-ı Kerim’in, Hz. Peygamber’e indirilmeye başlandığı gecedir. 3- Bir yıl süreyle olacak hadiselerin, amellerin, rızıkların, ecellerin, hastalıkların vs. karara bağlandığı ve ilgili meleklere teslim edildiği gecedir.
Rahmeti gazabını geçen Yüce Rabbimiz’in hayır ve bereketini, af ve mağfiretini sağanak sağanak yağmur gibi üzerimize gönderdiği bu mübarek geceyi fırsat bilip; ibadet, taat, dua, tövbe ve niyaz ile geçirmeli; bu İlâhî ziyafetten yararlanmak için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz. Bu mübarek geceyi vesile ederek başta şirk (Allah’a ortak koşmak) olmak üzere yalan söylemek, hased etmek, kin ve düşmanlık beslemek, kibir ve gurur içinde olmak, içki ve uyuşturucu kullanmak, zina etmek, akraba ve komşularla ilişkiyi kesmek, ana-baba haklarına riayet etmemek gibi günahlar terk edilmelidir. Zira, bütün bu günahları işlemekte ısrar edenler bilmelidirler ki, günahlarındaki ısrarlarının karşılığında Allah’ın af ve mağfiretinden mahrum kalacaklar ve bu gecenin feyiz ve bereketinden yararlanamayacaklardır.
Sonuç olarak denilebilir ki, Berat gecesi, dua ve isteklerin kabul edildiği, günahların bağışlandığı müstesna ve mübarek bir gecedir. Esasen zamanlar birdir. Ancak Cenab-ı Hak, kullarına bir lütuf olarak zamanların bazısını diğer zamanlara nispetle daha faziletli kılmıştır. Böylece onların ibadetlerini kat kat mükafatlandırmak, dua ve isteklerini kabul etmek, bağışlanmalarına imkan tanımak üzere bazı zamanları kendileri için bir fırsat olarak bahşetmiştir. Bunun içindir ki, Berat gecesinde doğan bu fırsatı değerlendirerek manevi hastalıklardan, kalplerimizi karartan günah kirlerinden arınmaya çalışmalıyız. Başta anne-babalarımız olmak üzere büyüklerimizin, akrabalarımızın, komşularımızın Berat Gecelerini tebrik etmeli, saygı ve şefkatte kusur etmemeliyiz. Bu geceyi evinde eşi ve çocuklarıyla mutlu ve huzurlu bir ortamda geçirme fırsatı bulamayan hastalarımızı ziyaret etmeli, fakirlere, öksüz ve yetimlere yardım elimizi uzatarak onları sevindirmeliyiz. Kazaya kalmış namazlarımız varsa bunları kaza ederek, Kur’an-ı Kerim okuyarak, salavat-ı şerife getirerek, zikir ve tesbihatta bulunarak, işlediğimiz günahlardan dolayı onların affı için samimi gözyaşları dökerek bu geceyi ihya etmeliyiz. Berat gecesinin milletimize ve bütün İslam alemine huzur ve mutluluklar getirmesini diler, bizleri sağlık ve afiyet içinde Ramazan ayına kavuşturmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim.