Makale

Nevruz Şenlikleri Ve Ergenekon Bayramı

Nevruz Şenlikleri ve Ergenekon Bayramı

Abdullah CEYHAN
Dini Yayınlar Dairesi Başkanı

Değişme, gelişme ve yenileşme özellikleri taşıyan ve dinamik bir yapıya sahip olan kültür, milletleri meydana getiren ana unsurlardandır. Bir milleti diğer milletlerden ayıran ruh, o millete has duygu ve düşünce birliğidir.
Kanun hükmünde olmayıp, alışkanlık sebebiyle yapılmakta olan adetler, töreler ve gelenekler cemiyet içerisinde varlığını kuvvetle hissettirirler. Cemiyetler bu adetleri bir davranış biçimi olarak değil, toplumun düzenleyicisi olarak telakki ederlerse, artık bunlar kanun hükmünde örf halini almış demektir. Türklerin Ergenekon’dan çıkış günü olan ve Türk dünyasında "Sultan Nevruz" adı ile kutlanılan "Yılbaşı Bayramı" da bu adetlerden birisidir.
Doğu Türkistan’dan Balkanlar’a kadar Türk topluluklarınca bin yıldır kutlanılan ve kutlanmakta olan Nevruz nedir, ne değildir? Araştırmak gerekmektedir. Sağlıklı sonuç ancak bu şekilde elde edilebilecektir.
NEVRUZ GELENEĞİNİN ASLI NEDİR?
Farsça bir sözcük olan "Nevruz" un Türkçe karşılığı "Yeni Gün" demektir. Ayrıca "Nevruz", güneşin Koç Burcuna girdiği gün olup, Rumi Takvim’de Mart ayının 9’una (Miladi Takvime göre 21 Mart) denk düşmektedir. İlkbaharın başlangıcı ve Celali Takviml’ne göre de yılbaşıdır. Bu tarihte gece ile gündüz süre olarak eşitlenir.
Türk toplumlarında Bahar Bayramları ile ilgili gelenekler ve bu geleneklerle ilgili pek çok rivayetler mevcuttur.
İlk ansiklopedik Türk Lügati olan "Divân-ı Lügati’t-Türk" te, ayrıca "Kutadgu Bilig" isimli eserde, baharın gelişi ile tabiattaki canlanma, değişiklik bayram havası içinde anlatılmaktadır. Baharın özellik ve güzellikleri ayrı bir coşku ve heyecanla izah edilmektedir. Bundan dolayıdır ki, Orta Asya ve Balkan-lar’da Türkler arasında kutlanılan bahar bayramlarına Hızır, Hızır Nebi, Saya Bayramı, Çiğdem Eğlencesi, Cemre gibi isimler verilmiştir. İslamiyet’i kabul etmiş olan İlk konar-göçer Türk toplumları toy, şölen, sürgün gibi geleneklerini devam ettirmişler, Yeni yıl, Yılbaşı, Yeni Gün "Nevruz" gibi isimlerle anlatılan bahar bayramları ve âdetleri Türkler arasında coşkulu bir biçimde kutlana gelmiştir.
Nevrûz’un İranlılar tarafından da kutlanması ve kelimenin Farsça olması bazı soruları akla getirmektedir. Türk ve Iran milletlerinde ortak bir unsur olarak görülen Nevruz Bayramı, Türklerde bir diriliş, kurtuluş ve tabiat bayramı olarak kutlanmaktadır. Nevrûz’u İranlıların bayramıdır demek, aslı itibarı ile yanlıştır.
Nevruz kutlamaları ile ilgili efsanelerin menşeinde Zerdüştlüğün izlerine rastlanır. Eski İran’da şahlar, Nevrûz’da ihtiyaç içinde olanlara yardım ederler, hapishanedekileri serbest bırakırlardı. İçki ve eğlence ile vakit geçirirlerdi. Bu günlerde macunlar yenir, kırlara çıkılırdı. Ateşler yakılır, etrafında oynanırdı.
İslamiyet geldikten sonra ve Abbasiler devrinde Nevruz, bayram olarak kutlanılmaya devam edildi. Selçuklu Veziri Nizamülmülk, astronomlara hazırlattığı ve Sultan Melikşah’a sunduğu Celali takviminde (Güneş takvimi), eski geleneğe uyarak Nevruz’u birinci gün olarak tesbit ettirmiştir. Vergilerin birinci taksidi, yılın bu ilk gününde toplanıyor, ikinci taksit ise hasat mevsimi sonuna bırakılıyordu. Böylece vergi toplamadaki kargaşa ortadan kalkmış oluyordu. Bu sistem büyük Selçuklulardan sonra bölgeye hakim olan bütün devletlerce de tatbik edilmiştir. Osmanlılar da, Doğu ve Güney-Doğu Anadolu’da Akkoyunlulardan devren aynı kanunları uygulamış ve bazı vergileri, Nevruz tarihine bağlamışlardır.
Sâsâniler, Safaviler, Osmanlılar, Büyük Selçuklular, Abbasiler ve Moğollar döneminde İran’dan Mısır’a kadar pek çok ülkede Nevruz ve onu takip eden bir hafta bayram olarak kutlanmıştır. Bu gün ve haftasında halk, sokaklarda şenlik ve gösteriler yaparak, fener alayları düzenleyerek, at yarışları tertip ederek, güreşler yaptırarak eğlenirlerdi. Aynı günlerde ateş yakmak, birbirlerine su serpmek âdeti mevcuttu. Is-lamiyeffen sonra bu âdet ve töreler bazı ülkelerde aynen devam etmiştir.
İran’da icra edilen tören ve âdetler zamanla dini hüviyete büründürülmüştür. Bayramlaşma, büyükleri ziyaret etme, Nevrûz’a yani 21 Mart’a bazı kudsiyetler izafe edilmiştir.
Nevruz, sadece İranlılar için değil, Türkler ve Türk toplulukları için de büyük önem taşımaktadır.
Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde Nevruz, genel hatlarıyla fazla farklı olmayan şekillerde kutlanılmaktadır. Zira Nevruz, İranlıların anladığı manada dini bir bayram değildir. O sadece baharı karşılama ve Ergenekon’dan çıkışın neticesi bir sevinç bayramıdır. Kökleri Türk tarihinin derinliklerinden gelmektedir. Bu durum uzun süre takvimlere de menşe olmuştur.
ERGENEKON BAYRAMI
Orta Asya’dan Anadolu’ya, buradan Balkan Türklerine kadar Nevruz, Ergenekon, Çağan gibi isimlerle kutlanılan bu bayram, çok eski bir geleneğin ifadesidir. Uzun süre dört tarafı yüksek dağlarla çevrili bir vadide kalan Türkler, nüfuslarının artması sebebiyle bu vadiye sığmamışlar, çıkış yolu aramışlardır. Bunun için de yoğun gayret ve çaba göstermişlerdir. Yüksek dağları aşabilmek için etraflarına ateşler yakmışlar, dağları eritmek suretiyle bulundukları yerden çıkabilmişlerdir. İşte bu târihi ve milli gün 21 Mart’ta gerçekleşmiş, dolayısıyla bu tarih Ergenekon Bayramı olarak kutlanılmaya başlanmıştır.
Bu bayram, dini bir bayram olmayıp, milli-folklorik özellik arzeden ve kökleri çok eskilere dayanan iki yönlü Türk bayramıdır. Birincisi bu tarih, baharın başlangıcı olduğu, ikincisi de Ergenekon’dan çıkış ve kurtuluş günü olması dolayısıyla bayram yapılmıştır.
MİLLİ KÜLTÜRÜMÜZ İÇİNDE NEVRÛZ’UN YERİ
Nevruz, bin yıldan beri Anadolu’nun hemen hemen her yerinde, değişik şekil ve biçimlerde kutlanmaktadır. Bu bayram, eskiden kalma dini inanç kırıntıları taşısa bile, dini bir bayram değildir. Sırf Anadolu’ya has bir bayram da değildir. Bütün Türklerde, Türk boylarında Nevruz kutlana gelmiştir. Milli ve folklorik özellik taşımaktadır. Kutlamalarda müşterek husus çeşitli eğlence ve oyunların tertip edilmiş olmasıdır. Daha özet bir ifade ile baharın karşılanması bayramıdır.
Nevruz kutlamaları bizim milli geleneklerimizdendir. Müşterek oyun ve eğlenceler, birlikte ziyaret ve geziler yapmak, insanımızın birbirine karşı sevgisinin, saygısının oluşmasına sebeb olması bakımından önemlidir.