Makale

İSLÂM'DA ŞİRKET

İSLÂM’DA
ŞİRKET

İbrahim URAL
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

"Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
Biribirlerine ihanet etmedikleri sürece,
iki ortağın üçüncüsü benim,
içlerinden biri diğerine
hâinlik ettiği takdirde,
ben, aralarından çıkarım."
Hadis-i Kudsî


Şirket; lügatte ortaklık, ortak olmak, birden fazla şeyin biribirine karışması demektir. Hukukî-iktisadî bir terim olarak şirket; birden çok kişinin meşru bir üretim veya ticaret için müşterek bir sermayede ve girişimde ortak olmalarıdır.
Ortaklık şeklinde çalışmanın sahih ve geçerli olduğu Kur’an-ı Kerim, Sünnet ve İcma ile sabittir. İslâmın doğuşu sırasında yoğun bir ticarî hayata sahne olan Arabistan’da çeşitli ortaklık türleri vardı. Mudârebe (emek- sermaye) şirketi bunlar arasında en ilginç bir kuruluştur. Hz. Peygamberin, Hz.Hatice ile evlenmeden önce, onunla bu tür bir ticari ortaklık kurduğu ve onun itimadını kazandığı bilinmektedir. İslâmiyet, zuhûru sırasında mevcut ortaklık ve iş birliği çeşitlerinin kimini aynen kabul etmiş, kimini ıslah ederek benimsemiş, kimini ise reddetmiştir. Fıkıh ve hadis kitaplarında bununla ilgili geniş bahisler yer almıştır. Özellikle Müzârea bahsinde çeşitli şart ve kayıtlar getirilmiştir.
Peygamberimiz, hayatının heralanında olduğu gibi, ticari hayatında da dürüstlüğü ve güvenilirliği ile tanınmış, ortaklık tesis etmiş olduğu kişilerle uyum halinde yaşamıştır. Hz. Peygamberin lisanından ifade olunmuş olan şu söz bir hadis-i kudsîdir: "Yüce Allah şöyle buyurmuştur. Biribirle- rine ihanet etmedikleri sürece, iki ortağın üçüncüsü benim. İçlerinden biri diğerine hâinlik ettiği takdirde, ben, aralarından çıkarım."
Dünya ticaret yollarının kesiştiği noktalara yakın merkezlerde doğup, büyümüş olan İslâm Medeniyeti, ticarî faaliyetlerin ve şirketlerin yoğun olarak etkin olduğu bir şehir uygarlığı olmuştur. Akid ve anlaşmaya dayanan ticari ortaklığın ayrıntılarıyla işlendiği fıkıh kaynaklarında şirketin teşekkülünde sermayenin önemi vurgulanmış, sermayenin altın, gümüş ve para cinsinden olması öngörülmüştür. Eşya mübadelesine ve takas ekonomisine dayanan bir ortamda parasal ekonomiye önem verilmesi İslâm Ekonomi Tarihinde büyük bir aşamadır. Şirket-i Mudârebe, İnan, Vücuh, Amel, Müfa- veda İslâm fıkhında kabul edilen belli başlı şirket türleridir. Moğol istilası döneminde İslam Dünyasında "Ortak" ismiyle bilinen müesseseler gelişti. Çin’den Anadolu’ya kadar geniş bir bölgede bu müesseseler faaliyet gösterdi. Ahilik teşkilatının zayıflaması, Asya Ticaretinin gerilemesi, Batı Avrupa Ülkelerinin kuvvetlenmesi İslâm Dünyasının iktisaden çökmeye başlamasının sebeplerindendir. Tanzimattan sonra Avrupalı tüccarlarla İslâm Dünyasındaki gayr-i müslim azınlıklar arasında oluşturulan ortaklıklar-özellikle-Osmanlı ülkesinin yarı sömürgeleşmesini doğurmuştur.
Şirket-i Hayriyye, geçen asırda Osmanlı Devleti nin bizzat ve resmen desteklediği bir ulaşım ortaklığıdır. Bu avantaja rağmen iç ve dış engellemeler yüzünden başarılı olamamıştır. Çok ortaklı ve sermayesi hisse senetlerine ayrılmış olan Şirket-i Hayriyye Marmara Denizindeki ulaşım ve taşıma hizmetlerinin gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Günümüzde sermayesi hisse senetlerinden oluşan ortaklıklara "şirket-i esham" denmektedir...
Çağımızda mudârebe (emek-sermaye) ortaklığı yeni ve geniş bir uygulama sahası bulmaktadır. İşletmeciliğin ve yöneticiliğin yeni bir meslek dalı ve de uzmanlık olarak gelişip, etkinleştiği günümüzde "mudârib” bu kavrama tekabül etmekte, hisse senedi sahipleri ise mal (sermaye) sahiplerini temsil etmektedir. Faizsiz Bankacılık uygulamaları da geniş ölçüde şirket-i mudârebe sistemine dayanmaktadır. Son yıllarda bazı teorisyen işletmeciler tarafından oluşturulmaya çalışılan "Risk Sermayesi" projesi de ana hatları itibariyle mudârebe şirketlerin-den esinlenmiştir.