Makale

Sosyal Barışın Simgesi Olan İftar Sofraları

Dr. İsa Kayaalp
İSAM

Sosyal Barışın Simgesi Olan
İftar Sofraları

İftar sofraları deyince, Allah’ın bol bol bahşettiği nimetler geliyor insanın aklına... Hayat biraz da onlar değil midir? Belli bir zaman dilimi içinde insanın nefsine karşı verdiği mücadele ve sonunda maddî varlığımızın devamı için nimetlerle baş başa olmak... "Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz" buyruğunun gereğinin yerine getirilmesi... Oruç ve iftar... Birbirinin mütemmimi iki kavram...
Müslümanı çok yakından ilgilendiren bu iki kavram, hayatımızın önemli bir yönünü oluşturmaktadır. Ramazan ve iftarlarla ilgili geçmişten günümüze kadar çok şey söylendi ve yazıldı. Herkes kendi gözünden gördü. Bu ayda, Müslüman nefis mücadelesi verirken, başkaları "başka" şeyler söylediler, hâlâ da söylemeye devam etmektedirler. "Meyveli ağaç taşlanır" diyerek günümüz iftarlarına ilişkin düşünceleri birlikte paylaşalım istedim.
Günümüzde "lüks otellerde verilen iftar sofraları çok eleştiriliyor. Geçmiş ile bugün mukayese edilmeye kalkıldığı için geçmişin mütevazı sofralarının özlemi duyuluyor nostaljik olarak. Oysa geçmişte yaşananlar geçmişe özgüdür. Okuduğumuz, öğrendiğimiz zaman o günün iftarlarını, iftar biçimlerini, insanların duygularını farklı bulduğumuz için bize ideal olan oymuş gibi geliyor, ideal olan, iftarın mâna ve ruhuna uygun olmasıdır, o da insanın kendi niyet ve eylemiyle doğru orantılıdır.
Geçmişin imkânlarıyla bugünün imkânları birbirinden çok farklıdır. Geçmişin yaşam biçimi ile bugünün hayat standartları birbirine benzememektedir. Biz kalkıp geçmişe gidemeyiz, geçmişi de bugüne getiremeyiz. Geçmişin şartlarında yaşamak için geçmişe gitmek gerekir, bu da mümkün değildir. Fakat bugünü, iftar niyet ve eylemi ile örtüştürmeyi, onun ruhuna uygun biçimde yaşamayı istememiz mümkündür. Geçmişte de gösteriş olsun diye iş yapanlar vardı, geçmişte de iyi niyetle iftar sofraları düzenleyenler vardı, geçmişte de "geçmiş"i özleyenler vardı, geçmişte de geçmişi ideal biçimde yaşayanlar vardı.
Bugün de gösteriş için yapanlar olabilir; bugün de iftar sofralarını iyi niyetle, kaynaşmaya, bilişmeye, buluşmaya vesile olması için düzenleyenler var, hem de geçmişten çok daha farklı bir hayatı yaşamalarına rağmen... Çünkü günümüz şartları insanların birbirini aramasına, hal hatır sormasına, sohbetler etmesine fırsat vermemektedir. Sırf bu amaçla, insanın insan olduğu için, inanmış bir mümin olduğu için, onların kaynaşması, birbirini görmesi, birbirine yakınlık duyması, geçmişteki kadar olmasa da kardeşlik duyguları beslemesi amacıyla yapılması, ifrat sofralarının mâna ve ruhuna uygundur diye düşünüyorum.
Geçmişte insanlar arasında maddî yakınlık olmamasına rağmen bu kadar mesafe de yoktu. Bu mesafelerin hiç olmazsa iftar sofralarında ortadan kalkması, kaldırılmasına vesile olunması fevkalâde önemlidir. İyilik adına kim ne yapıyorsa onu takdir etmek, ona omuz vermek gerekir. Tenkit etmek çok kolaydır, yıkmak çok kolaydır. İnsanları birbirine düşman etmek çok kolaydır. Fakat insanları bir araya getirmek, onların kaynaşmasını sağlamak insanca, müslümanca bir harekettir.
Büyük denizlerin dalgası büyük olur
Büyük denizin dalgası büyük olur. İyi imkânlar içinde olan ile imkânları kıt olanın yaşaması elbette birbirinden farklı olacaktır. Fakir birinin zengin gibi davranmaya kalkışması ve zengin birinin de fakir gibi yapması, yaşaması doğru olmaz. Çünkü Allah verdiği nimeti insanın üstünde görmek ister. Müslüman olmayanların hayatlarının her alanında yaptıkları israfı görüp de onlar gibi davranmaya çalışan Müslümanın müsrif tutumunu makul görmek mümkün değildir.
Efendim daha mütevazı yerlerde ziyafet verilemez mi? gibi söylemler herkesin neyin nasıl gördüğüne bağlıdır. Bir kısım insanların "lüks" bağlamında gördüğü bir şey başkası için sıradan bir şey olarak görülebilir. İnsan misafirini kendi hayat standardının ölçüleri içerisinde iyi bir şekilde ağırlamak ister.
İnsanlar gözlerinde bir mekânı, bir imkânı, bir eşyayı niçin bu kadar büyütüyorlar? Bir Müslüman için bir eşya, bir nesne niçin lüks olsun? Müslümanı niçin iyi şeylere lâyık görmüyorsunuz? Müslüman bu ve benzeri yerlerde hiç bulunmayacak mı? Oralara veya benzeri yerlere hiç gitmeyecek mi? Gelecekte her yer aynı şekilde böyle birinci sınıf yerler olursa, Müslüman içinde bulunduğu diyarı mı terkedecek? İmkânı daha kıt yerleri mi arayacak kendine mekân olarak?
Yenilen içilen şeyler israf oluyormuş, etmemek elimizde değil mi? İsraf etmeyelim. Her nerede olursa olsun yiyemeyeceğinizi almayınız. Yiyeceğiniz kadar isteyiniz, yiyeceğiniz kadar alınız. İrade, yemek içmek söz konusu olunca tatile mi çıkıyor? Bu da bir sınav değil midir? Birileri sınavı başara- mıyorsa, sınavsız bir hayata talip olmak ne kadar doğrudur?
Müslüman iyi şeylere lâyıktır. İster bu yemek içmek olsun, ister giyim kuşam olsun, ister yatılan kalkılan yer olsun.
Önemli olan bu imkânların kıymetini bilmek, ona göre hizmet çıtasını yükseltmektir. Hayatı doğallaştırmak, hayata sahip çıkmak Müslümanın temel görevi olmalıdır.
Biz bugünü yaşıyoruz, geçmişin özlemini çekmek yerine, önemli olan geçmişten dersler alarak geleceğe hatırlanacak, örnek alınacak iyi şeyler bırakmaktır.
Hayra vesile olmak gerek
Tenkit tenkit tenkit... Yeter artık tenkit... Bundan böyle yeni ve iyi şeyler yapmak gerekir. Gelenekleşecek, takdir edilecek, sahip çıkılacak, destek verilecek iyi şeylere imza atmak gerekir. Bu da kavga ederek, çekişerek, sürekli eleştirerek değil, yapıcı, uyarıcı, destek olucu davranışlarda bulunarak olur. Zaten benimsenmeyen, beğenilmeyen unutulur gider, önemli olan hâfızalarda kalacak, dua edilmesine vesile olacak hayırlara önder olmaktır. Bütün mesele örnek olmaktır. Örnek olacak davranışlarda bulunmaktır. Örnek olacak uygulamalara vesile olmaktır. Dünya küçük, ömür kısa, iyi şeyler yapmak lâzım, iyi şeyler söylemek, iyi şeyleri yaşatmak lâzım.
Yenilen içilen şeyler yenilmiş ve içilmiştir. Giyilen şeyler giyilmiş ve eskimiştir. Bir bakarsınız oturduğunuz evlerde, villalarda, yazlıklarda başkaları oturuyor, gülüyor, eğleniyor. Devran hep döner, çünkü devranın kuralı böyledir.
İftar soflarının dostluklara, kardeşliklere, kaynaşmalara vesile edilmesi erdemlice bir davranıştır. Kınayanın kınamasından Allah’a sığınarak iyi niyetinizi ortaya koyunuz, nekes davranmayınız, cömert olunuz, cimrinin cimriliğinden Allah’a sığınınız. Kimse parasını çöpe atmak istemez. Ne kadar zor kazanıldığını "kazanan"lar bilir. Züğürt çenesine sahip olmak yerine iyi şeyler söyleyiniz, çünkü kimsenin niyetini bilmiyoruz, niyet okuyucu da değiliz, olmaya da talip değiliz.
Şevsek de sevmesek de, istesek de istemesek de bu hayatı birlikte yaşıyoruz. Hayatın imkânlarından Müslümanı hep mahrum bırakarak ona imrendirmek yerine, bunları aşıp dünyayı kurtarmaya, dolayısıyla âhireti kurtarmaya tâlip olmak lâzımdır.
Her şey zamanla daha güzel olacak
İftarın sosyal hayatımızın içine girmesini istemeyenler, iftar sofralarını eleştiriyorlar, bu onların kendi bileceği bir iştir. Fakat bunlarla eleştiri noktasında kesişmek hiç de doğru olmasa gerek. Hiçbir şey birden mükemmel olmuyor. İyiyi, mükemmeli yakalayıncaya kadar elbette birtakım şeyler kırılacak dökülecek... Ama iyi niyetler, azimli davranışlar mükemmel şeylerin ortaya çıkmasına vesile olacaktır.
Bir Müslüman, bir mümin hiç olmazsa ramazanda bari Çırağan Sarayı’na bir girsin. Ayağı alışsın, gözünde büyütmesin böyle yerleri... Bilmeyen için, yemeyen için bazı şeyler hep ideal olarak kalır. Bu ve benzeri şeylerin ideal olmadığını görsün, o basamakları çabuk geçsin.
İftar sofraları toplumsal güzelliktir. İftar sofraları berekettir. İftar sofraları dostluktur, iftar sofraları israf değildir, iftar sofraları gösteriş değildir, olamaz, olmamalıdır. Sözlü ifadede de olsa olumsuz sıfatlarla "iftar"ı yan yana getirmek doğru değildir.
İftar sofraları milletimizin inancının hayatla bütünleşen en somut göstergesidir. Lütfen onu üzmeyiniz, onu örselemeyiniz, onu kötü niyetlere kurban etmeyiniz. Lütfen iftar sofralarını zenginlik düşmanlığına dönüştürmeyiniz. Allah’ın insanlar için yarattığı nimetleri ideal haline getirmeyiniz. Bırakınız vasıta, vasıta olarak kalsın... Nimetler birer imkândır, onları imkânın ötesine geçirip orucun sıhhatine zarar vermeyiniz.
İftar sofralarınız bereketli olsun; Allah kötü niyetleri hayra dönüştürsün. Oruca söz söyletmemek, oruca söz söylenmesine fırsat vermemek bu ramazan ayının şiarı olsun, inşallah.
"Bazı şeyler vardır ki hoşlanmazsınız, fakat hayırdır size. Bazı şeyler de vardır, hoşlanırsınız, şerdir size. Allah bilir siz bilmezsiniz." (Bakara, 216)