Makale

Muhabbetle pişen yemeklerden muhabbet hasıl olur

Gülay Sormageç

muhabbetle pişen
yemeklerden
muhabbet hasıl olur

Ak yazmalı analarımızın dua ile maharetlerini yoğurduğu, her yanına mana sinmiş zengin ve enfes bir mutfağımız vardır. Sevgi vardır yemeğin harcında, evlatlar için nice hayır dualar vardır.
Yemek yeme, su içme insanoğlunun biyolojik ihtiyacı olmakla birlikte sofrada
paylaşılan zamanların mutluluğudur kültürümüzde. Rezzak olana şükür fırsatıdır. Her türlü rızkı vereni bilmek ve tanımak lazım.
"...Gökten su indirip onunla size rızık olmak üzere ürünler meydana getirdi..." (Bakara, 22)
"Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların iyi ve temiz olanlarından yiyin." (Bakara, 1 72)
Helal lokma hassasiyeti ile mutfağa gelenlerden olur en leziz yemekler. Aşına haram karışmamış olanlar için damak tadı helal lokmada aranır. Aşınan ömrün ışıyan güzelliği; helal bir lokma bir yudum su değil mi? Ancak helal ile doyabilir, doyurabiliriz. Yediğimize içtiğimize "Besmele" ile bereket katabiliriz. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Ömer b. Ebi Sele- me’ye tavsiyesinde olduğu gibi; "Bismillah de, sağ elinle ye" (Müslim, Eşribe, 108) BeSmelesiz lokmalar boğazımıza takılır sanki; aile büyüğümüz sofradakilerin işitebileceği gibi "Bismillah" der ki unutulmasın!
Sağlıklı kalmak için yeriz, ibadet edebilmek için yeriz,
Sorumluluklarımızı yerine getirmek için yeriz. Tokluk hissi için yeriz. Kişinin karnının tok, sırtının pek olması önemlidir ama en helâlin- den. Orhun abidelerinde Bilge Kağan da: "Açları doyurdum çıplakları giydirdim..." der.
Aç gözlülüğü ve oburluğu hoş karşılayamayız.
"...Yeyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez. (A’raf, 31) Ailenin "ocak" olduğu yerdir sofralarımız, birer sevgi çeşmesi gibidir; içenlerin kandığı...
Güzel konuşulur, güler yüzlü oluruz; hele de misafir ağırlıyorsak soframızda daha özen gösterilir.
Mutfağımızda ekmeğin ayrıcalığı vardır. Ona saygıyı önemseriz. Hz. peygamber (s.a.s.)’in "Ekmeğe saygı österiniz." (Keşfu’l-Hafa, c.1, s, 170) Sözü ne kadar da işlemiştir ruhumuza... Ekmek aziz nimettir. Kırıntısının dökülmesi bereketsizlik sayılır. Sofra bezine dökülenler dahi ziyan edilmez bir başka canlının rızkı olur.
İkram edilen su için ağzı dualı milletimiz "su gibi aziz olasın" demeyi edepten sayar. İkram eden de "ab-ı hayat olsun" demeyi ihmal etmez.
Maharetli elleri, engin gönülleriyle yemeklerimizi hazırlayanlara da "ellerine sağlık, elin, kolun dert görmesin" demek vefa borcu olarak görülür, esirgenmez. Sofra sahibine "Allah bereketinizi artırsın, hacı sofrası olsun inşallah" diye dua etmek tüm yorgunlukları alır. Hemen mübarek yolun hasreti hazan olur yüzde, boyun bükülür ince ince.
Şükür esastır nimeti verene. "Öyle ise, kendilerini açken doyuran..." (Kureyş, 3) unutulmamalıdır. Peygamberimizin de yemekten sonra: "Bizi yediren, içiren ve Müslüman olarak yaratan Allah’a hamdolsun dediği hatırdan uzak tutulmaz.
Dualar edilir içtenlikle. Horasan erenlerinden günümüze ulaşan dilimize yerleşmiş hoş sofra dualarımız vardır:
"Sofra doluluğu için Nimet bolluğu için Kazananların kesesine Halil İbrahim bereketi için Ahd için aman için Son nefeste iman için" diye; içimizi ısıtan.
Muhabbetle pişen yemeklerden muhabbet hasıl olur yiyenlerde.