Makale

Aile içi iletişimde temel değerler II: Saygı

Aile içi iletişimde temel değerler II: Saygı


Prof. Dr. Ertuğrul Yaman

İnsanoğlunun temel ihtiyaçlarını listeleyen 21. yüzyıl tasarımcıları, bireyin ve toplumun asli gereksinimleri olarak genellikle maddi gıdaları ve lüks teknolojik araçları ilk sıralara yerleştirmektedirler. Oysa, günümüz insanının en temel ihtiyacı sağlık, huzur ve mutluluktur. Bu yoldaki en besleyici gıdalar ise, -sanıldığı gibi- maddi gıdalar değil; daha öncelikli olarak olumlu duygu, düşünce ve davranışlardır.

İnsanın biyolojik varlığını sürdürebilmesi için, hiç şüphesiz yiyip içmesi gerekir. Ancak; sağlık, huzur, mutluluk ve hatta başarının en önemli güvencesi duygusal ve düşünsel doyumdur. Bireyin sağlık, huzur ve mutluluk içinde yaşayarak hayatı anlamlı kılabilmesi için, öncelikle bir yandan ruhundaki güzellikleri uyandırırken diğer yandan da ruhunu ayrık otları misali sıkıştıran o süfli, adi ve faydasız duyguları söküp ataması gerekir. Kalbin baş düşmanları olan kibir, ihtiras, açgözlülük, vurdumduymazlık, kabalık, yalancılık, sahtekârlık, cehalet, fesatlık gibi fena duygulardan kurtarılması maddi beslenmeden çok daha önemlidir.

Bunları ruhumuzdan kovmanın ilk adımı, bizlere sonsuz nimetleri bağışlamış olan Yüce Mevla’ya şükran duygularıyla dolmak; O’nun Yüce Rasulüne gönülden bağlanmak ve “eşref-i mahlûkât” olan insana ve emrine verilmiş olan bütün varlığa saygı duymak olabilir. Saygı; evvela kendimize, sonra da başkalarına değer vermek demektir.Yaratılan her varlık, Yaratan’dan ötürü değerlidir. Ana felsefe bu olmalıdır. Önce; bizi biz yapanı bilmeli sonra da kendimize saygı duymalıyız ki kendimizle barışık olabilelim. Güneşin, mahlûkâta faydası, her şeyden önce, “güneş” olmasındandır. O öz, cevher, ısı, enerji, yükseklik, ışık güneşte olmasaydı, neye, kime fayda sağlayabilirdi ki?

Öyleyse kendimize saygıyı; ilkeli, kararlı, vakarlı, tutarlı bir şekle soktuktan sonra, etrafımızdaki insanlara, âdeta bir güneş gibi, bu vasıflarımızı saygıyla ortaya koymalıyız. Bu tür tutum ve davranışlar bize, beraberinde saygınlığı, güveni, itibarı getirecektir. Bunlar ise, iç huzurunun teminatıdır.

Etrafımızdaki insanlara saygı göstermenin ilk adımı selamlaşmadır. İnsanlara vereceğimiz içten, güleryüzlü bir selam onlarla iletişim kurmak için önümüze altın yaldızlı, ışık dolu, çift kanatlı kapılar açacaktır. Selam, gönül ufuklarına atılan bir kulaçtır. Sonrası size kalmış. Gönül kapıları bir kez açıldı mı gir girebildiğince…

Tevazu, nezaket, vakar ve samimiyetle başlayan bir diyalog, fertleri, saygı sahillerinde tadına doyulmaz bir temaşaya sevk eder. Bunun için özümüzle (beden dili) sözümüz bir olmalıdır. Riyakâr, yapmacık davranışlar ve sözler, kar taneciklerinin ateş üzerine düşmesi gibi, etkisiz ve ömürsüz kalacaktır.

Samimi, içten, candan tavırlar, güzel sözle birleşmeli ve birtakım zararlı bitkiler gibi fena duygularla kuşatılmış gönül kalelerine güller, çiçekler atılmalıdır. Her güzel davranış ve söz, her türlü zırhla kaplanmış gönül kalelerinin kapılarını er veya geç açacaktır. Bundan asla şüpheniz olmasın; yeter ki siz tutarlı ve sabırlı olunuz!

Ağzınızdan çıkan iyi veya kötü her söz, sahibine aittir. Muhatap bunu duyar veya duymaz; hak eder veya etmez. Bundan daha önemlisi bizim ağzımızdan çıkan sözün, bizim iç dünyamızı yansıtmasıdır. O sebeple, öncelikle iç dünyamızı pir u pak eyledikten sonra, bunu sözlerimizle de pekiştirmeliyiz. Nitekim, atalar “Kötü söz sahibine aittir” demekle bu gerçeği vurgulamışlardır. Asla unutmayalım ki ağzımızdan çıkan sözler muhatabın değerini belirlemez. Gerçekte bu sözler, konuşanın kişiliğini, kimliğini ortaya koyar. Konuşmak, kendimizi oynamaktır, benliğimizi ifşa etmektir aslında.
Yine, ecdadımız, “Kibarın kelamı, kelamın kibarıdır” demekle muazzam ölçüyü koymuştur. Siz konuşurken kendinize olan saygıyı hiç kaybetmeyiniz. Karşınızdakine de hak etsin etmesin saygınızı esirgemeyin. Zira, sizin saygınız onu yüceltmediği gibi; saygısız tavır ve sözleriniz de onu küçültmez.

Aile içi iletişimde de saygı, en temel değerlerimizden olmalıdır. Birbirimizi sevdiğimiz kadar birbirimize saygı duymalıyız. Eşler arasındaki saygılı ölçüler, aile saadetinin en önemli belirleyicilerinden birisidir. Saygıya dayalı davranışlar, sevgiyi ve saygınlığı da beraberinde getirecektir. Çocuklarımızın da sevgi kadar saygıya da ihtiyaçları vardır. Çünkü; kişilik ve karakterin sağlamlığı için bu duygu temel bir değerdir.

Eğer aile içi iletişimde sağlık, huzur ve mutluluk aranıyorsa; aile içi diyaloglarda ve davranışlarda, her hâlükârda saygıyı esas almak gerekir. Davranışlar, nezaket timsali, hanımefendice ve beyefendice olursa, aile; huzur, refah ve bereketi yakalamış olacaktır. Aile içindeki bu dengeli ve ölçülü ilişki ağı sayesinde, gelecekte daha huzurlu bireyler yetiştirmek ve aileler kurmak ve en önemlisi de sağlıklı bir toplum oluşturmak için, emin adımlar atılmış olunacaktır.

Sonuç olarak saygı dolu her davranış ve her söz, karşımızdakileri mutlaka bir şekilde etkileyecektir. Sözlerin en güzelini, ifadelerin en güçlüsünü, sözlerin en parlağını söylemek, davranışların en sıcağını cömertçe sergilemek, iyi bir insan ve Mevla’ya yaraşır bir kul olarak en doğal vasfımız olmalıdır. Asla unutmayalım ki saygı gösterenler, saygı görürler. İki cihan saadeti bu sırda gizlidir.