Makale

Editörden...

Editörden...

Yaratılmışların en saygını olan insan, aynı zamanda pek çok zaaflarla yüklü bir varlıktır. İnsanoğlunun mutluluk arayışına karşın, hayatı boyunca devam eden zihinsel ve fiziksel aksiyonlarındaki zıtlıklar arasında gidip gelmesi ve çalkantılı hâli de bundan kaynaklanmaktadır.
Ne var ki, baş döndürücü bir hızla gelişen bilimsel ve teknolojik atılımlar bile günümüz insanını özlediği mutluluğa kavuşturamamıştır. İnsanlığın içinde bulunduğu sıkıntı ve huzursuzluk sarmalından kurtuluş arayışında "gönül huzuru" yeniden keşfedilmeyi bekleyen bir değer olarak görünmektedir.
İslam kültüründe gönül, Yüce Yaratıcı’nın tecellî mekânı, manevî zenginliklerin ve insanın duygu dünyasının odak noktasıdır. Bu yüzden İslam, gönlü merkeze alan, böylelikle de önce kişiyi gönül huzuruna kavuşturmayı, sonra da bu mutluluğu dalga dalga toplumun bütün bireylerine yansıtmayı ilke edinen bir dindir. Dilimizdeki "gönül yapma", "gönül zenginliği", "gönül huzuru", "gönül kırma" gibi pek çok kavram, aslında gönül olgusunun kültürümüzde ne kadar yer ettiğinin bir göstergesidir.
Saf gönülde berraklık ve duruluk hakimdir. Hesabîlik değil hasbîlik vardır. Gönül kaynaklı davranışlardaki saflık ve beklentisizlik, aslında Peygamberi bir duruştur ve bütün peygamberlerin ortak tavrıdır. Çünkü onların bir tek istekleri vardır, o da Yüce Allah’ın rızasıdır. Bu ilkenin Hz. Peygamber’in hâl ve kâlinde ortaya çıkışı, İslam’ın kısa zamanda binlerce kişinin gönlünde taht kurmasında, huzur ve emniyet toplum- ları oluşmasında önemli bir etken olmuştur.
Bugün, insanın özlediği huzura ermesi için; gönül kapılarını imana, sahih bilgiye ve İlâhî rızaya aralaması gerekir. İslam’ın manevî ikliminde kendimizi sorgulamamız, bir tefekkür seyahati yapmamız ve istikamet kazanmamız gerekir. Bu huzuru bütün topluma yaymak için de aramızdaki çekişmeleri, kin ve kırgınlıkları, şahsî menfaat hesaplarını bertaraf etmeye, dinimizin bizden istediği sevgi ve hoşgörü ortamının kurulmasına, kardeşlik ve beraberliğimizi güçlendirmeye, İnsanî ve ahlâkî meziyetlerimizi yaygınlaştırarak hep birlikte gönülden çalışmaya ihtiyacımız vardır. Çünkü gönül huzurunun, kişinin kendinden başlayarak yaşadığı tüm çevreyi kapsayan, hatta ürettiği iş ve hizmetlere kadar varan olumlu yansımaları bulunmaktadır.
Sizleri "gönül insanı olabilme"nin bireysel ve toplumsal yansımalarından gönül ferahlığı ve darlığının anlamına ve din hizmetlerinde gönül insanı olabilmeye kadar geniş bir yelpazeyi içine alan gönül merkezli, birbirinden güzel yazılarla baş başa bırakırken, gönüllerin coştuğu ve samimiyetin ön plâna çıktığı kutsal hac yolculuğuna çıkan bütün hacı adaylarımızın manevî kazanımlarla ve sağlık içinde bu görevi ifa etmelerini diliyorum.
Kalplerimizdeki imanın, eylemlerimizdeki ahlâkın ve içimizde yeşerttiğimiz huzurun bütün insanlık ailesini kaplamasını temenni ediyor, 2007 yılında yeni konularla tekrar buluşmayı umuyoruz. .
Yüksel Salman