Makale

EDİTÖRDEN

EDİTÖRDEN

Bu sayıda, Müslümanların büyük bir aşk ve heyecanla yerine getirdiği, uğrunda malından, canından sevdiklerinden vazgeçtiği kutlu bir ibadet olan haccı ele aldık. Hac; inançta ve amelde yenilenme, ruh ve bedende zindelik kazanma ve hayatta yeni bir sayfa açmaktır.

Hac tarihe bir yolculuktur. Hz. Âdem’den itibaren kutlu elçilerin, Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail’in hatırasını yeniden canlandırmak, Hz. Peygamber’in tebliğini ve tevhid mücadelesini yakından tanımak ve tarihle bütünleşmektir. Dünyanın dört bir ucundan bu topraklara davet edilen sınırlı sayıdaki temsilciden biri olmanın mutluluğunu yaşamak ve sorumluluğunu hissetmektir.

Hac, Allah’a ve O’nun gösterdiği hedeflere yürüyüştür. Hacı, Kâbe’nin etrafında dönerken, ilahi rahmet ve mağfiretin etrafında pervane olup dönmeyi, Arafat’ta marifeti, Müzdelife’de şeytanın hakimiyet gücünü kırmak için hazırlanmayı, cemeratta düşünce ve amelde bütün kötü söz ve davranışlardan uzaklaşmayı, mal, makam, mevki ve şöhret tutkularından kurtulmayı, kurban ile de Allah (c.c.)’ın verdiği nimetlere şükretmeyi, gerektiğinde bütün nimetleri O’nun yolunda feda etmeyi öğrenir. Benlik duygularından sıyrılıp "Biz olma" şuuruna erer. Hac vesilesiyle malını, mülkünü, makamını, sevdiklerini ve dünyalık adına ne varsa hepsini bırakıp Hakkın yoluna koyulan mü’minler "Rahman’ın Misafirleri" olma şerefine erer.

Hac tatlı bir disiplin ve rahmanî bir eğitimdir. Haccın tam bir ibadet ruhu ve kulluk şuuru içinde ilahî rızaya uygun şekilde eksiksiz ve kusursuz yapılabilmesi için hem ilim ve ihlas, hem de bu husustaki tecrübeleri dikkate almak gerekir. Bu yüzden hac, aynı zamanda bir eğitimdir.

Hac, Müslüman’ın malını ve canını Allah yolunda feda edebileceğini gösteren büyük bir kulluk ve teslimiyet tezahürüdür. Günlük giysilerini çıkararak ihrama giren bir mümin, dünyanın geçici olduğunu, makam, mevki, zenginlik gibi bütün geçici üstünlük sebeplerinin bir gün ortadan kalkacağını, ahirete sadece kefenle gideceğini yaşayarak hisseder. Manevî duyguları doruk noktasına ulaşır. “Lebbeyk”, buyur Allahım! emrine hazırım Allahım! diyerek, büyük bir teslimiyet içinde Yüce Rabbinden af ve mağfiret diler. Kâbe’de, Arafat’ta, Müzdelife’de, Mina’da, kendisi, ailesi ve bütün Müslümanlar için dua eder. İşte bu coşku ve heyecanla gözlerden akan yaşlar, günahları temizler, katılaşmış kalpleri yumuşatır, yüreklere sevgi ve merhamet aşılar.

Hac, aynı zamanda kötü huyların bırakıldığı, güzel hasletlerin ve erdemlerin kazanıldığı bir ibadettir. Bu sebeple, haccetme şerefini elde eden mü’minlerin, hayatı boyunca kötülüklerden sakınma ve iyiliklere koşma konusunda daha titiz olmaları ve elde ettikleri manevi kazanımları bir ömür boyunca muhafaza etmeye gayret etmeleri gerekir. Çünkü nebevî müjdenin ifadesiyle, Allah için haccetmenin mükâfatı, kişinin annesinden doğduğu günkü gibi günahlarından arınmasıdır. Yine makbul bir haccın karşılığı da cennettir. (Buhari, Umre, 1; Müslim, Hac, 437)

Bu vesileyle hac yolculuğuna çıkan bütün kardeşlerimizin ibadetlerinin makbul olmasını, hacca imkân bulamayanların da en kısa zamanda mukaddes beldeleri ziyaret etmesini diliyor, bütün Müslümanların Kurban Bayramını tebrik ediyorum.

Dr. Yüksel Salman