Makale

Kur’an İkliminde Yenilenmek

BAŞYAZI

Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU
Diyanet İşleri Başkanı

Kur’an İkliminde Yenilenmek

Gerek İslam’ın iki temel kaynağı Kur’an ve sünnet, gerekse sahih dinî gelenek, tarih boyunca Müslümanların yeni ve değişen şartlara intibakının ve bu yöndeki dinamizminin imkânı ve kaynağı olduğu gibi, aynı zamanda değişim rüzgârının dinin ana çizgisini tahrip edip buharlaştırmasını önleyici bir role de sahip olmuştur.

İslam’ın ana kaynaklarının ihtiva ettiği apaçık bilgi ve çağrı tarih boyunca Müslüman toplumların geleneğini, kültür ve medeniyetini, aile yapısını, bireysel ve sosyal hayatını yakından etkileyen, hatta belirleyen bir role sahip olmuş, bu bilgi ve çağrının yorumu ve güncelleştirilmesi de dönemlere, içinde bulunulan şartlara ve sahip olunan kültürel birikimlere göre belli farklılıklar gösterebilmiştir. Bu nedenle ilk dönemden itibaren İslam toplumlarında Müslümanlar arasında metinleri anlama, yorumlama ve aynı metinden farklı anlamlar üretme faaliyeti hiç eksik olmamış, daha Peygamber Efendimizin zamanından itibaren Müslümanlar aynı hadiseye, aynı lafza farklı farklı anlamlar yükleyebilmişlerdir. Ancak, bu farklılık birbirinden uç, birbirinden çok uzak noktada yorumlar da olmamıştır. Kur’an ve sünnet metinlerinin toplayıcılığı, metinlerin anlam çerçevesinin bağlayıcılığı ile Müslümanların ortak sağduyusu, metinler etrafında yapılan yorumların belli bir çerçeve içinde kalmasını sağlamış ve bu farklılıkların birbirleriyle çelişen uç noktalara gitmesini engellemiştir.

İslam’ın günümüze kadar korunarak gelen ana kaynaklarının çizdiği din çerçevesi çok belirgin olduğundan, Müslüman toplumların tarihsel süreçte ulaştığı farklı yorumlar ve yaşayış biçimleri hep İslam içi zenginlikler olarak kalmış, bu, dinin ana çizgisini tarihin ve yerel kültürün istilasına uğramaktan korumuştur.

Yaşadığımız toplumsal hayat, sürekli bir değişiklik göstermektedir. Sosyal bilimciler hep “Değişmeyen bir şey varsa, o da hayatın sürekli değiştiği gerçeğidir.” kaidesini ifade ederler. Nitekim sosyal yapılar, aile hayatı, şehirleşme hayatı, şehirleşme hayatının şartları, ihtiyaçları değişmektedir. Özellikle çağımızda ekonomik ilişkiler, teknolojik gelişmelere de dayalı olarak çok ciddi ölçüde değişmiştir. Teknoloji ve tıp artık günümüzde tahminlerin ötesinde yeni imkânlara doğru koşmakta ve bütün bunların her biri doğrudan olmasa bile dolaylı şekilde bizim Müslümanlığı nasıl anladığımızı ve İslamî değerleri bu değişen şartlar içerisinde nasıl korumamız gerektiğini öyle veya böyle ilgilendirmektedir. Bu alanlardaki gelişme ve değişim elbette dinî problem değildir. Ancak “Biz bütün bu değişen şartlar içerisinde İslam’ın genel veya özel prensiplerini, ilkelerini, değerlerini ve kendi dindarlığımızı, kendi dinî hassasiyetlerimizi nasıl koruyabiliriz veya şekillendirebiliriz?” sorusunu sormak suretiyle, bu gelişim ve değişimlerin ortaya çıkardığı yeni durum ve imkânların dinî hayata bir etkisinin olup olmadığını izlemek ve varsa tartışmak zorundayız.

Bu çerçevede İslam’ın tarihsel ve gündelik gerçekliğinden hareketle, toplumsal sorunlar karşısında dinin aslına uygun yeni bilgiler ve çözüm yolları üretmek, temel İslam kaynaklarından yola çıkarak güncel sorunlara dair ikna edici çözümler ortaya koymak ve yeni metodolojiler geliştirmek, her şeyin hızla değiştiği günümüzde zaruri bir hâldir.