Makale

Varlıktan hiçliğe akmak

Varlıktan hiçliğe akmak

Dr. Ömer Menekşe
DİB Derleme ve Yayın Şubesi Müdürü

Kâbe: Kıblegah
Masiva ile mavera arasındaki sınır çizgisidir Kâbe... Yüzümüzü beş vakit dönerken içimizin aydınlandığı yerdir. Yolunu şaşırmışların yönünü bulmakta zorlanmadıkları merkezdir Kâbe... Kuzey ve güney kollar onu... Doğu ve batı bekler onu... Bütün yönleri kuşatandır, yön gösteren kılavuzdur Kâbe...

Kâbe:, Beytullah
Kâbe, Beytullah... Yani Allah’ın evi... mü’minlerin kalbinin müşterek attığı bir mihrap ve “İnsanlar için vaz’edilen ilk ev...” takdir ve tebciliyle yüceltilmiş ilk mabed...
Kâbe... Temellerini Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in birlikte yükselttiği yüce mabed...
Kâbe... Müslümanların kıblesi... bütün camilerin merkezi, temsilcisi ... Gözlerin ve gönüllerin hedefi...milyarlarca insanın vuslat için, ona kavuşup eteğine tutunarak gözyaşı dökmek için, etrafında büyük bir aşkla dönmek için can attığı kutsal mekân...

Kesrette Vahdet
Kâbe, siyah örtüsüyle, beyazlara bürünmüş insanları kendine çeken, cazibesiyle etrafında döndüren, kesrette vahdeti sağlayan mekan...

Kâbe... Varlıktan hiçliğe akmak, hiçlikte yine kendini bulmaktır. Orada açılır kilidi üstümüze kapanan kapıların... Kâbe’de açılır kapısı gönül saraylarının... En zifiri karanlıklar Kâbe’de aydınlanır. Gönül dünyamızdaki karmaşa ve gerginliklerden kurtulup huzura erdiğimiz yerdir Kâbe...

Irkları, renkleri, milliyetleri, dilleri, sosyal statüleri farklı, fakat gayeleri ve hedefleri aynı milyonlarca Müslüman aynı heyecan, aynı amaç ve aynı aşkla hareket etmekte ve Kâbe’ye ulaşarak aynı düşünce ve ruh birliğiyle tavafa girmektedir. Bu bakımdan Kâbe, İslam kardeşliğinin canlı bir şekilde kendini gösterdiği tabloları içeren sahnelerle doludur. Kâbe’nin etrafında tavaf edenlerin Harem-i Şerifteki muhteşem manzaraları bunun fiili olarak sahnelendiği bir alandır. Orada tevhidin simgesi olan birlik vardır. Çoklukta birlik olmak... Birlikte kendini yeniden bulmak... Müminler denizinde kaybolmak ne büyük saadettir.

Kalp ve Kâbe
Teslimiyetin yeridir Kâbe, kâinatın kalbinin attığı yerdir. Allah’a bütün dış yönelişlerin merkezi nasıl Kâbe ise, iç yönelişlerin merkezileştiği yer de kalptir. Birisi maddî, diğeri manevî Kâbe’dir. Allah’a kulluk için kurulan (vaz’edilen) ev nasıl Kâbe ise, Allah’a iman için insanın özünü teşkil eden yön de gönül evi olan kalptir.

Kâinatın kalbi Kâbe ile kalbin kâbesi iman buluştuğunda hakikat yörüngesine varılmış olunur. Uzağın ve yakının yakın olduğu bir vuslattır bu...

Kâbe, zamanımıza kadar çeşitli nedenlerle yıkılmış, fakat insan eliyle yeniden yapılmıştır. Kalp öyle mi? Sonlu somutun (Kâbe) inşası kolay; sonsuz soyutun (kalbin) inşası zordur. Bu yüzden Allah sevgisi için yaratılmış bu kutsal mekâna, gönüle zarar vermek, onu incitmek, kırmak bir bedbahtlıktır.

Gönül Kâbesinin ne denli önemli olduğunu gönüller sultanı Mevlâna şöyle dile getirir:
“Eğer senin gönlün varsa, gönül Kâbe’sini tavaf et. Topraktan yapılmış sandığın Kâbe’nin mânâsı gönüldür. Cenâb-ı Hak görünen, bilinen sûret Kâbe’sini tavaf etmeyi, kirliliklerden temizlenmiş, arınmış bir gönül Kâbe’si elde edesin diye sana farz kılmıştır.”(Divan-ı Kebir. 3/430, Ötüken Neşriyat, trc. Şefik Can)

Tavaf
Tavaf, Hacerü’l-Esved’in hizasından başlayarak Kâbe’nin etrafında yedi defa dönmek...
Nazargâh-ı ilahi olan kalbimiz Beytullah’a dönükken başlar tavaf...Ben-merkezimizin yörüngesinden çıkıp, Rabbimizin rızası dairesine girip ibadet aşkıyla dönmenin adıdır tavaf...

Dönerken Beytullah’ın etrafında, önce kendi özüne dönmektir tavaf...
Aynı mana etrafında döner milyonlarca insan... Bir kutlu dönüş ki saat yönünün tersine... Zamana meydan okurcasına...
Tavaf, zerreden kürreye bütün bir âlemin zikrine dahil olmaktır. Kâbe etrafında öteler ötesine süzülüşün adıdır tavaf... Bedenin yükünü hafifletmektir. İnsanların nura koşan pervaneler gibi Kâbe’nin etrafında uçuşmasıdır tavaf... Deryaya düşen damlalar gibi aynı girdap içinde dönmektir.

Yürekten bağlılığın sembolüdür tavaf... Her şeyi feda edebileceğimizi göstermektir yaratıcıya... O’ndan başkasına boyun eğmeyeceğimizin, yalnız O’na sığınacağımızın, O’ndan başkasına ibadet için yönelmeyeceğimizin işaretidir tavaf... Tavaf ilahi iradeye boyun eğmektir. “Teslim oldum Allah’ım, buyur, emrindeyim” demektir.

Tavaf ve Dönüş
Kâinatta her şey tavaf hâlinde... Zerreden kürreye her şey dönüyor...
Elektron çekirdeğin etrafında, ay dünyanın, dünya güneşin, güneş sistemi saman yolunun merkezi etrafında durmadan dönüyor.... Dönme ve değişimle ayaktadır kâinat...

Anlam denizi, hikmet deryaları da böyle değil mi? Düşünce çekirdeği etrafında döner duygular, ikisinin denge bütünlüğü sağlandığında anlam vücut bulur, hikmet taşları oluşur. Düşüncenin duyguyla buluşmasından doğan şevkin terkibiyle şekillenir anlamlar...
Uzun bir süreçtir kâinatın kurulması...Hikmet gergef gergef dokumuştur onu... Atomun yaratılması, moleküllerin oluşması... Nice devirlerin dönmesiyle gün yüzüne çıkmıştır dünya günü...

Kalbimiz kâinattan küçük ve kıymetsiz mi? Onun kurulumu için de kâinatı izlememiz gerekmiyor mu? Kâinatın özü insan, insanın modeli kâinatsa birbirimize bakarak öğreneceğimiz çok şey var.

Güzellik, kâinatın kapılarını kalple, kalbin kapılarını kâinatla açmakla kendini gösterir, hayat lezzete döner. Kapılar karşılıklı kapalıysa her yer karanlıktır. Gönül kapılarını açmak gerek...