Makale

Kubbenin altında kadınlara yer açmak

Kubbenin altında kadınlara yer açmak

Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz
Cumhuriyet Üniv. İlahiyat Fak.
hyilmaz@cumhuriyet.edu.tr

İslam toplumlarında camiler, her yaş ve seviyeden insanları bir araya getiren, onları Allah’a kulluk bilinci ile kaynaştıran, ibadetlerin usulüne uygun olarak yerine getirilmesini ve dinî bilgilerin öğrenilmesini sağlayan bir kurumdur. Kurulduğu dönemden itibaren bünyesinde dinî, idari, sosyal, kültürel ve eğitsel nitelikli pek çok hizmetin yürütülmesine zemin teşkil eden camiler, tarih boyunca İslam medeniyetinin oluşup gelişmesinde önemli rol oynamıştır.
Bilindiği gibi, Hz. Peygamber döneminde genç-yaşlı, kadın-erkek bütün Müslümanlar camiye gidiyordu. Erkekler gibi kadınlar da Mescid-i Nebevi’de kılınan vakit, cuma ve bayram namazlarına katılıyor, orada sunulan eğitim etkinliklerinden yararlanıyorlardı. “Kadınlarınızı mescitlerden alıkoymayınız.” (Buhari, Nikâh 116.) buyuran Hz. Peygamber, bu konuda yasaklama eğiliminde olan erkekleri uyarmıştır.
Kadınların camiyle yakın ilişkisi, dört halife döneminde de devam etmiştir. Hz. Ömer ile bir kadın arasında yaşanan ve asırlardır dilden dile anlatılan meşhur diyalogdan da bunu anlamak mümkündür. Rivayete göre Hz. Ömer’in evlenilecek kadına verilecek mihrin miktarını konu alan hutbesini dinleyen bir kadın, oturduğu yerden Nisa suresinin 20. ayetini okuyarak Hz. Ömer’e itiraz etmiştir. Bu itirazdan sonra Hz. Ömer görüşünde yanıldığını söyleyerek kadını haklı bulmuştur.
Hz. Peygamber döneminde kadınlarla erkekler camide karma değil, ayrı ayrı yerlerde oturuyorlardı. Caminin ibadet edilen kısmının (harim) geri tarafında kadınlara özel bir bölüm ayrılmıştı. Ancak Mescid-i Nebevi’nin kadınlar kısmının günümüzdeki bazı camilerde olduğu gibi, erkeklerin namaz kıldıkları yerden duvar ya da perdeyle ayrıldığı konusunda herhangi bir rivayete rastlanılmamıştır. Dolayısıyla kadınların, kendilerine ayrılan ancak arada herhangi bir engel bulunmayan bölümde namaz kıldıkları, hutbe, vaaz ve sohbetleri rahatlıkla dinleyip eğitim öğretim etkinliklerine katıldıkları anlaşılmaktadır.
Hz. Peygamber, camide kadınların rahat edebilmeleri için bazı tedbirler almıştır. Öncelikle camiye rahat girip çıkmaları için gerekli kolaylığın sağlanmasını istemiştir. Daha sonra bu isteği yerine getiren Hz. Ömer, kapılardan birini kadınlara tahsis etmiştir.
Kadınlar camide ibadet yanında eğitim etkinliklerine de katılırlardı. O dönemde eğitim daha çok Hz. Peygamber’in sunduğu dinî sohbetler şeklinde gerçekleşiyordu. Bu sohbetlerde kadınlar sadece dinleyici konumunda değillerdi; bazen soru sorarak, iyice anlayamadıkları konunun açıklığa kavuşturulmasını istiyor ve böylece cami eğitimine aktif olarak katılıyorlardı. Bu gayretlerin sonucu olarak, o dönemde dini çok iyi bilen, erkeklerin hata ve yanlışlıklarını çekinmeden eleştirebilen, kendilerine danışılıp istişare edilen ve insanlara yol gösteren kadın bilginler yetişmiştir.
Hz. Peygamber ve dört halife dönemindeki gelenek zaman içerisinde değişime uğramış ve Emevilerden sonra kadınların sosyal, siyasal, ekonomik ve dinî hayattaki yeri tekrar sorun hâline gelmiştir. Kadınların camiye gitmelerini hoş karşılamayan anlayış, bazı rivayetlerle temellendirilmeye çalışılmıştır. Rivayetlerden birine göre; bazı kadınların giyim kuşamını ve camiye giriş çıkış sırasındaki tavırlarını yadırgayan Hz. Ayşe; “Eğer Allah Rasulü kadınların kendisinden sonra mescitlerde neler ihdas edeceklerini bilseydi, İsrailoğulları gibi, o da onların mescitlere girmelerini yasaklardı.” (Buhari, Ezan, 163.) şeklinde bir serzenişte bulunmuştur.
Konuyla ilgili başka bir rivayet de Ümmü Humeyd adındaki kadın sahabiden nakledilmektedir. Ümmü Humeyd Hz. Peygamber’e; “Ey Allah’ın Rasulü, kocalarımız sizinle beraber namaz kılmamıza engel oluyorlar. Oysa biz sizinle namaz kılmayı çok istiyoruz.” (Buhari, Ezan, 163.) diye şikâyette bulununca Hz. Peygamber, Ümmü Humeyd’e namazları evinde kılmasını tavsiye etmiştir.
Camiye gitmek isteyen kadınlara izin verilmesini isteyen Hz. Peygamber’in yukarıdaki rivayette Ümmü Humeyd’e evde ibadet etmeyi tavsiye etmesi bir çelişki değildir. Hz. Peygamber, kendisine gelerek kocasını şikâyet eden kadının aile içerisindeki konumunu dikkate alarak ve ailede huzursuzluk çıkabileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak böylesi bir tavsiyede bulunmuş olabilir.
Rivayetler tarafsız bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde kadınların camiden uzak durmalarını gerektirecek herhangi bir hüküm bulunmadığı hâlde, bazı bilginler, “fitneye neden olacağı” gerekçesiyle kadınların camiye gitmelerini mekruh olarak değerlendirip hoş karşılamamışlardır.
Ülkemizde cuma, bayram ve vakit namazlarını camide kılmayan kadınların ramazan ayında teravih namazı için camiye gittikleri görülmektedir. Onların bu kararlarında dinden ziyade geleneğin etkili olduğu söylenebilir. Kılınması sünnet olan teravih namazlarında cemaate katılmayı gelenek hâline getiren kadınların dinen daha bağlayıcı bir hüküm içeren cuma, bayram ve vakit namazlarına gitmemeleri önemli bir eksikliktir.
Kur’an’da ve Hz. Peygamber’in uygulamalarında kadınların camiye gelmelerini engellemeye yönelik herhangi bir hüküm bulunmadığına göre, onların camiden ve cemaatten uzak durmalarına dinî hükümler dayanak gösterilemez. Kaldı ki kadınları camiden uzak tutmak, kadın erkek herkesi muhatap alan Kur’an’ın ve sünnetin ruhuna da aykırıdır. Öyleyse, “Kadınlarınızı mescitlerden men etmeyiniz.” (Buhari, Nikâh, 116.) buyuran Hz. Peygamber ve O’nu takip eden raşit halifeler dönemindeki kadınların cemaate katılma geleneğini tekrar canlandırmak, Müslüman toplumun faydasına olacaktır.
Günümüzde kadınların camiye devam etmelerini özendirmek amacıyla şunlar önerilebilir:
1. Dinin cinsiyet farklılığına dayalı özellikleri kabul ettiği, ancak cinsiyet ayrımcılığını reddettiği Müslüman topluma anlatılmalıdır. Özellikle bazı kaynaklarda yer alan kadın aleyhtarı rivayetler yeniden değerlendirilmeli ve bu rivayetlerin uydurma olanları belirtilmelidir.
2. Kadınların camilerde rahatlıkla bulunabilmelerini kolaylaştıracak bazı fiziki düzenlemeler yapılmalıdır. Camilerin üst veya alt katları kadınlara tahsis edilip, onlar için camiye giriş çıkış kolaylığı sağlamak üzere ayrı kapılar açılmalıdır. Yeni cami projelerinde kadın cemaat de göz önünde bulundurulmalı, onlara has lavabolar, abdesthaneler, sosyal ve kültürel amaçlı mekânlar oluşturulmalıdır.
3. Merkezi ve büyük camilerde kadınlara yönelik hizmet veren kadın din hizmetleri uzmanı bulundurulmalıdır. İlgili din hizmetleri uzmanına cami bünyesinde bir büro tahsis edilebilir. Bu büroda kitaplık, bilgisayar, internet ve telefon gibi iletişim imkânlarına yer verilmelidir. Söz konusu uzman, kendisine gelen kadınların dinî sorularını cevaplayarak onlara rehberlik ve danışmanlık hizmeti sunabilir ve haftanın belli günlerinde camide vaaz ve sohbet programları düzenleyebilir.
4. Kadın vaiz kadrosunun bulunmadığı ilçe ve köylere gezici kadın vaizlerin görevlendirilip camilerde düzenlenecek vaaz ve sohbet programlarıyla eğitim imkânından yoksun kadınların yaygın din eğitimi hizmeti almaları sağlanmalıdır.