Makale

Hac ve değişim

Hac ve değişim

Aydanur İmat
Amasya İl Müftülüğü
Hacı Tevfik Efendi Kız Kur’an Kursu Öğreticisi
aydanur_66@hotmail.com

İlk olarak göreve başladığım Kur’an kursunda eğitim ve öğretimle ilgili heyecanım yıllar sonra bile hiç eksilmemiş, her gün artmıştır. Şartlar bazen zor, bazen kolay olsa da Kur’an kursu öğreticiliği sorumluluk isteyen çok önemli bir görevdir. Her yıl yeni öğrencilerle her şeyi paylaşmak, ailelerdeki değişim ve gelişimi harekete geçirmek, dolayısıyla toplumun dinî anlayışına ve yaşayışına katkıda bulunmak bizim için önemli bir vazifedir.
Benim için hac görevi hayatımın dönüm noktası olmuştur. İlk olarak 2009 yılında hacca gitmek nasip oldu. Her şey yeni ve ilk olduğu için doyumsuz bir ziyaret yapmıştım. Geçtiğimiz yıl Rabbim yine nasip etti. Başkanlığımızın yeni uygulaması sonucu hac kafilesinde görevlendirildim. Bu sefer diğerinden daha farklı olarak hacılarla aynı odayı paylaşmak ve özellikle bayanlarla birebir sıcak ilişkiler kurarak bu görevi ifa etmeye çalışmak da daha hoş ve farklı bir duygu idi. Onlarla yaptığımız sohbetler neticesinde herkesin kendi içerisinde ilginç ve renkli hayat tarzlarına sahip olduklarını öğrenmek beni oldukça şaşırttı. Sonuçta onların bu kutsal mekânda olmalarının altında yatan farklı bir özelliklerinin olduğunu ve bunu araştırıp bulmam gerektiğini düşündüm.
Medine’de ilk Mescid-i Nebi ziyaretini unutamam. Sayılı günler çabuk geçti ve Medine’den ayrıldık.
“Mekke’deyiz. Umremizi yaparak otelimize yerleştik. Sabah namazından sonra hacı adayları kendi odalarında dinlenmeye çekildiler. Erken kalkarak bayanların kaldıkları odaları tespit edip tek tek ziyaret ettim. Herhangi bir ihtiyaçları olup olmadığını öğrenmek, onlarla birlikte olup neler hissettiklerini paylaşmak istedim.
Ziyaret sırasında bir odada problem olduğu söylendi. Otelin yeni kullanıma açılmış olması nedeniyle inşaat kalıntılarından dolayı kirli olduğu, lavaboların ve banyoların temizlenmemiş olduğu; Medine’deki otellere göre zayıf kaldığı söylendi.
Emekli öğretmen olduğunu sonradan öğrendiğim bir hacı adayımız, diğerlerinin şaşkın bakışları arasında oldukça gergin bir şekilde konuşarak, kurumla ilgili eleştirilerde bulundu. Gerilen ortamı rahatlatmam gerekiyordu. Sözünü kesmeden onu dinledim.
“Allah’ın sana verdiği değeri öğrenmek istersen, ne ile meşgul olduğuna bak!”
Kendisine sakin olmasını, nerede bulunduğunun bilincinde olmasını, zamanının kıymetini bilmesini, bu beldelere gelmek için gözyaşları içinde sıra bekleyen milyonlarca insanın şu anda onun yerinde olmak için neler verebileceklerini bir düşünmesini söyledim. Otelden dışarı çıkmasını, insanların arasına girerek Mekke’nin havasını teneffüs etmesini, Beytullah’ı hayranlıkla izleyerek, cennetini kaybetmiş Âdem misali tavaf etmesini, gözyaşları içinde yediden yetmişe dua eden, af dileyen milyonları izlemesini, hâlâ problemler olursa kendisine bizzat yardım edebileceğimi ifade ederek yanından ayrıldım.
Aradan geçen iki gün içerisinde kendilerinden hiç ses çıkmamış, oda ile ilgili problemden dolayı da benden yardım talebinde bulunmamışlardı. Merak edip kendilerini ziyaret etmek istedim fakat yandaki odadan onların tavafta olduklarını öğrendim.
Birkaç gün sonra tekrar oda ziyareti sırasında karşılaştık. Bir ihtiyaçları olup olmadığını, geçen sürede neler yaşadıklarını öğrenmek ve birazda sohbet etmek için uğradığımda, konuşmalarından ilgilerinin Kâbe’ye yöneldiğini, nasıl daha fazla ibadet edebiliriz telaşının hâkim olduğunu, otel ile ilgili ise, dikkate değer konuşacak bir şeyin olmadığını düşündüklerini gördüm. Odanın havası değişmiş, şikâyet etmek yerine hizmet yarışı içinde olan, bambaşka insanlar gelmişti. En ilgi çekici olanı emekli öğretmen olan bu kardeşim tavaftan artakalan zamanında, kendi imkânları ile arayıp bulduğu kırtasiyeden satın aldığı, Kur’an Okumaya Giriş kitabından, odasında bulunanlara Kur’an öğretimine başlamış, otelde hasta olanların tedavileriyle ilgilenip onları sağlık ocağına götürmüş, tavafa gitmek isteyenleri, kendisine öğrettiğimiz gibi, müsait zamanlarında tavafa götürmeye başlamıştı.
Dahası tavaf sırasında karşılaştığı bir zencinin kendisine nasıl yardım ettiğini, tavaftan sonra İran’lı bir kardeşimizle birbirlerine sarılarak gözyaşları içinde okudukları salavatı şerifeleri ve bu arada hissettiği o tadına doyulmaz İslam kardeşliğini yine gözyaşlarına boğularak anlatıyordu. Zamanın nasıl geçtiğini bile anlayamamıştık. Bu faaliyetleri onlardan dinlemek beni son derece mutlu etmişti. İçimden kim bilir belki de Hz. İbrahim’in duasından sende nasibini aldın diye geçirdim. Kendilerine teşekkür ederek odadan ayrıldım.
İç dünyamızda fırtınalar koparan, bize mahşeri yaşatan bu ibadetin akıtmadığı gözyaşı, yumuşatmadığı kalp yoktur. Hac ve Umre, Müslümanın hayatında ömürde bir kere de olsa en büyük değişimin yaşandığı dönemlerdir.
Ne mutlu ibadet şuuruna ererek affedilenlere… Rabbimden tekrar nasip etmesini niyaz eder, hacı olan kardeşlerimizi tebrik ederim.