Makale

İslâm Mistik Düşüncesi Üzerine Makaleler

Kitaplık

Mehmet Erdoğan

İslâm Mistik Düşüncesi Üzerine Makaleler
Toshihiko Izutsu Türkçesi: Dr. Ramazan Öztürk Anka Yayınları İstanbul, 2001, 208 s.
Toshihiko Izutsu, otuzun üzerinde dili sorunsuz ve akıcı bir şekilde konuşup anlayan, otoritesi dünyaca kabul edilmiş Japon asıllı bir bilim adamıdır. Bu yeteneği sayesinde uzak doğu, batı ve İslâm düşünce sistemlerini yakından inceleme fırsatı bulan Prof. Izutsu, bu düşünce sistemlerini karşılaştırmalıı bir felsefe anlayışı ile ele alarak değerlendirmektedir.
Bu kitapta yazarın mistik İslâm düşüncesi üzerine yazdığı en önemli makaleleri bir araya getirilmektedir. Makalelerde vahdet-i vücud, her an ve sürekli yaratma, tecelli ve varoluş gibi anahtar kavramlar çerçevesinde mistik iç görünün derunî yapısını deşifre etmektedir. Parçalı analizler yaparken bütünü gözden uzak tutmamaktadır. Yazar, bu analizlerinde anlamın döngüselliği veya yorum dairesi olarak bilenen hermeneutik yöntemini çok iyi işlemektedir. Yani bu analizlerde parça bütün içerisinde ve bütün de parça sayesinde anlaşılmakta ve anlamlandırılmaktadır.
Türk okuyucu Izutsu’yu daha önce Türkçe’ye çevrilmiş olan Kur’an’da Dinî ve Ahlâkî Kavramlar, Kur’an ’da Allah ve İnsan ve Islâm Düşüncesinde İman Kavramı adlı eseriyle tanımaktadır.

Osmanlılarda Ulaşım ve Haberleşme (Menziller)
Yusuf Halaçoğlu PTT Genel Müdürlüğü Yayınları
Ankara, 2002, 258 s.

Osmanlı Devletinde resmî haberleşmenin gerçekleştirildiği menzil teşkilâtı ve bununla bağlantılı diğer kurumlan araştırmak, devlet yapısının anlaşılması açısından çok önemlidir. Zira Osmanlı merkez teşkilâtında yer alan mü- esseselerin merkezî otoriteyi temsilleri ölçüsünde, taşranın kontrol altında tutulduğu ve devletin iyi idare edildiği varsayıla gelmiştir. Buna karşılık taşra teşkilât unsurlarının merkezî idareyi, kendi içlerinde iyi işleyen kurumlar olmak suretiyle desteklemesi, devletin gücünü artıran bir unsur olmuştur, işte Osmanlı menzil teşkilâtı da bu kabilden bir fonksiyonu yerine getiren bir hüviyet taşımaktadır.
Yollar ve yol sistemi, bugün olduğu gibi tarih boyunca bütün devletler için her zaman büyük bir önem taşımıştır. Çünkü ticarî ve ekonomik faaliyetler, haberleşme işleri, ulaşım, nakil ve askerî gayelere hizmet gibi hususlar, düzenli bir yol sistemiyle gerçekleşebilmiştir. Üç kıtada çok geniş bir coğrafyaya yayılmış bulunan Osmanlı Devleti, ihtiyaca bağlı olarak ana yollar ve tali yollar yaparak bunlar üzerinde emirlerin ve diğer haberleşmenin çabuk ve emin bir şekilde yerine ulaştırılması ve tebliği için çeşitli mesafelerde konak yerleri (menzil- hane) tesis etmiştir.
Prof. Halaçoğlu bu çalışmasında, Osmanlı Devletinin Anadolu ve Rumeli topraklarındaki ana ve tali yollar ile bunlar üzerindeki menzilleri ele almış, olayı haberleşme teşkilâtı ve askerî önem açısından incelemiştir. Menziller, Osmanlı teşkilâtçılığının dehasının görülmesi açısından iyi bir örnektir. Osmanlı Devletini içten okuyarak anlamaya çalıştığımız zaman hayran kalmamak ve günümüzle romantik kıyaslara girmemek mümkün değildir.

İslâm ve Demokrasi
(Sempozyum Bildirileri)
Yayma Hazırlayan: Ömer Turan Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları 2. Baskı, 1999, s. 536
Türkiye’de, İslâm ve demokrasi üzerine yazılan kitap ve makalelerde son çeyrek yüzyılda belli bir artış olduğu gözlemlenmektedir. Türkçede konuyla ilgili ilk ciddî literatür olan ve 1934’te yayımlanan Mehmet Ali Ay- ni’nin Demokrasi Nedir / Tarihi ve Felsefesi adlı risalesinden sonra köprünün altından çok sular akmıştır.
Öte taraftan günümüzde, siyasal gelişmelere bağlı olarak İslâm ve demokrasi ilişkisinden çok din ve lâiklik konusu revaçta olmuştur. Ülkemizde demokrasi kültürünün yerleşmesinde din-lâiklik polemiklerinden çok, İslâm- demokrasi ilişkisinin sağlam zeminlere kavuşturulmasının daha verimli sonuçlar doğuracağı kesindir. Ne var ki konjonktür denilen sihirli olgu buna imkân tanımamaktadır.
Türkiye Diyanet Vakfı, ülkemizin bu temel meselesinde insanımızın kafasındaki birçok soruya cevap bulmak ve asıl meseleyi gündeme taşımak amacıyla Islâm ve demokrasi ilişkisi üzerine kapsamlı bir sempozyum düzenlemiştir. Ardından sempozyuma sunulan bildiriler bir kitapta toplanmış, okuyucunun ve araştırmacıların istifadesine sunulmuştur.
Konu, önce Müslüman toplumlar- da birlikte yaşama tecrübeleri bağlamında ele alınmıştır. Bu başlık altında Dört Halife, Emevî, Abbasî, Endülüs, Babürlü-Hint ve Osmanlı dönemleri birlikte yaşama tecrübeleri açısından incelenmiştir. Ardından demokrasinin doğuşu ve bazı batı ülkelerindeki uygulamaları ile günümüz Müslüman ülkelerinin yönetim modelleri değerlendirilmiş ve temel konuya geçilmiştir. Temel konunun çerçevesi, sosyal bünye ve siyasî prensipler açısından İslâm ve demokrasi ilişkisi şeklinde belirlenmiştir. Son olarak yeni bir modele doğru başlığı altında İslâmiyet ve demokrasi, İslâm dünyasında demokratikleşme sancıları ve İslâm’ın içerdiği çağdaş siyasî ve İnsanî değerler konuları etraflıca tartışılmıştır.
Konuyla ilgili Atatürk’ün 19 Ocak 1923’te İzmit’te halka yaptığı konuşmada dile getirdiği yaklaşım biçimi, üzerinde durulması ve yeniden değerlendirilmesi gereken bir husustur: "Esas-ı dinde hükümetin şu veya bu şekilde olacağına dair hiçbir ifade-i kat’iye mevcut değildir. Yalnız hükümetin hangi esaslara ibtina etmesi lâzım geleceği sarihtir, vazıhtır, kat’idir. O esaslardan biri şuradır. Şura en kuvvetli bir esastır. Bu esas doğrudan doğruya taraf-ı Barîden peygamberi olan Muhammed Mustafa’ya dahi emrolunmuştur. Peygamber olan zat-ı zişan kendiliğinden iş yapmayacaktı. Müşavere ile yapacaktı. Bu böyle olunca, ondan sonra ehl-i İslâm’ın riyasetine geçenleri aynı esasa tebaiyyet etmek mecburiyetinde olacakları şüphesizdir. Çünkü emr-i İlâhî böyledir.
Diğer bir esas da adalet esasıdır. Şura muamelât-ı nası ifa ederken adilâne ifa edecektir. Çünkü adaletten mücerret olan şura Allah’ın emrettiği bir şura olamaz. O şuranın bihakkın tevzi-i adalete muktedir olabilmesi için de mütehassıs olması, vâkıf olması lâzımdır. Ancak vâkıf olan, mütehassıs olan insanlardan teşekkül eden hükümet, makbul ve muteber olur ve ancak öyle bir şuraya tevzi-i adalette emniyet ve itimat edilebilir."