Makale

Hayatımızın Can Damarı Camilerimiz

Hayatımızın Can Damarı Camilerimiz

Dr. Bünyamin Okumuş
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

I. Plan
a) İbadet mekânları olarak cami ve mescitler.
b) Camilerin ilk örneği olarak Kâbe.
c) İlk inşa edilen mescit ve Mescid-i Nebevi/Peygamber Mescidi örneği
d) İlk dönemlerde cami ve mescitlerin çok yönlü işlevi.
e) Eğitim ve öğrenim mekânı olarak camiler ve medreselerin ortaya çıkışı.
f) Selatin camileri ve cami mimarisi.
g) Sosyalleşme yardımlaşma ve dayanışma mekânı olarak camiler.
II. İşleniş
Vaazın giriş bölümünde kısaca ibadet ve ibadethane ilişkisi üzerinde durularak ilk ortaya çıkışı itibarıyla camilerin/mescitlerin icra ettikleri sosyal fonksiyonlar üzerinde durulur. Cami ve Mescit kelimeleri kısaca açıklanır. Bu mekânların inşasında birinci maksadın Allah (c.c.)’ın vahdaniyetini vurgulamak ve ibadeti ona has kılmak olduğu açıklanır. Bu bağlamda Hz. İbrahim (a.s.)’a atfen Kâbe ve Hz. Peygamber (s.a.s.)’e atfen de Mescid-i Nebevi zikredilir. Kur’an-ı Kerim’de mescitlerle birlikte kilise ve havralara da birer ibadet mekânı ve korunması gereken yerler olarak dikkat çekildiği hatırlatılır. Bununla İslam’da inanç ve ibadet özgürlüğüne verilen ehemmiyet vurgulanır.
Camilerin kuruluş gayesini sadece ibadetle sınırlandırmanın yetersiz bir tanımlama olacağı belirtilir. Zira özellikle Mescid-i Nebevî ve ilk dönemlerdeki diğer mescitlerde görülen ilim halkalarında olduğu gibi camilerin aynı zamanda eğitim ve öğretim müessesesi olduğu hatırlatılır. Bununla birlikte zamanla ihtiyaçlara bağlı olarak eğitim ve sosyal hizmet kurumlarının müstakil mekânlar olarak ortaya çıktığı belirtilir.
Herkesin ve her şeyin birbirine yabancılaştığı günümüzde sosyal ve manevi ihtiyaçların karşılanması için camilerin sohbet mekânlarına ve bilgi alışveriş merkezlerine nasıl dönüştürülebileceği üzerinde durulur.
III. Özet sunum
Medeni/sosyal bir varlık olarak insan, maddi ihtiyaçları yanında manevi olarak da dayanışmaya muhtaçtır. İşte bunun bir göstergesi olarak inşa edilen mabetleri/ibadethaneleri toplumsallaşmanın, bir arada yaşamanın ve inancı paylaşmanın merkezleri olarak nitelendirmek mümkündür. Nasıl ki inanma/inanç her insanda fıtri/yaratılıştan gelen bir ihtiyaç ise, bir mabet de her toplumda toplumsallaşmanın beraberinde getirdiği manevi bir ihtiyaç ve manevi bir güçtür.
Bireyin neşe, sevinç ve mutluluğunu paylaşma ihtiyacı gibi zor anında, darda, sıkıntıda kaldığı zamanlarda keder ve acısını da paylaşma ihtiyacı doğal bir hadisedir. Camiler her iki durumda da toplumsal paylaşıma cevap veren kutsi mekânlardır. İslam toplumlarında bunun örneğini daha ilk inşa döneminde görüyoruz. Müslümanların en zor günleri İslam vahyinin Hz. Muhammed’e indirildiği ve onu tebliğ etmekle görevlendirildiği günlerdi. Bu zor günleri aşmak için Hz. Muhammed (s.a.s.) ashabıyla birlikte Mekke’den Medine’ye hicret etmek üzere yola çıkar. Bu esnada ilk günde bir ibadethane “Kuba mescidi” tesis edilir. Bu mescit Kur’an-ı Kerim’de “takva üzere tesis edilen bir mescit” olarak övülür. Kuba mescidi bir mescidin, ibadethane ve caminin hangi amaç ve özelliği haiz olması gerektiği konusunda önemli bir arka plana sahiptir. Her şeyden önce camiler, takva üzere inşa edilir. Yani imar işi inançla ve gönül ilişkisiyle başlamaktadır. Birlik ve beraberliğin ortak paydası Allah inancı ve takvadır. Yürekler aynı amaç, aynı hedef için çarpmaktadır; dirlik, birlik ve ahlak-ı hamideler hâkim kılınmalı, fitne, fesat ve fücur yok edilmeli. Bunun için “mescid-i dırar” ayrıştırıcı bir mekân olması hasebiyle kınanır. Bu demektir ki mekân ve mimaride asıl olan madden ve manen müminlerin birliğine, dayanışmaya ve yekvücut olmalarına hizmet etmesidir. Yani bir mekânı eşyayı konuşturan ve anlamlı kılan, ona değer yükleyen insandır. İnsanın niyetindeki ve eylemlerindeki doğruluk ve tutarlılık o mekânı değerli kılar.
Bu bağlamda Mehmet Akif Ersoy’un “Safahat” adlı eserinden Fatih camii hakkındaki şiirden, Yahya Kemal Beyatlı’nın “Süleymaniye’de Bayram Sabahı” ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Bursa’da Zaman” adlı şiirlerden örnekler verilebilir.
Bunun için mescitler, kişinin kendi maneviyatında Allah ile olduğu gibi insanlar arası ilişkilerde de bir ıslah ve imar görevi icra etmelidir.
IV. Konu ile ilgili bazı ayetler
“Şüphesiz mescitler, Allah’ındır. O hâlde, Allah ile birlikte hiç kimseye kulluk etmeyin.” (Cin, 72/18.)
“Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâbe’dir.” (Al-i İmran, 3/96.)
“Onun içinde ebediyen namaz kılma. İlk günden beri takva üzere müesses olan bir mescit, elbette onun içinde namaz kılman daha layıktır. Onun içinde öyle birtakım rical vardır ki, tertemiz olmayı severler, Allah Teala da çok temizlenenleri sever.” (Tevbe, 9/108.)
“Allah’a ortak koşanların, inkârlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez.”, “Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder.”, “Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ın bakım ve onarımını, Allah’a ve ahiret gününe iman edip Allah yolunda cihat eden kimse(lerin amelleri) gibi mi tuttunuz?...” (Tevbe, 9/17-19.)
“…Eğer Allah’ın, insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi…” (Hac, 22/40.)
V. Konu ile ilgili bazı hadisler
“Her kim Allah’ın rızasını isteyerek bir mescit bina ederse, Allah da ona cennette onun gibi bir ev bina eder.”, “Hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir yemek yememiştir…” (Buhari, Kitabu’s-Salat 96; Müslim, Kitabu’l-Mesacid 4/24.)
VI. Konu ile ilgili bazı hikmetli sözler
Ulu mâbed! Seni ancak bu sabah anlıyorum;
Ben de bir vârisin olmakla bugün mağrurum;
Bir zaman hendeseden âbide zannettimdi;
Kubben altında bu cumhura bakarken şimdi,
Senelerden beri rüyada görüp özlediğim
Cedlerin mağfiret iklimine girmiş gibiyim.
(Yahya Kemal Beyatlı)
Bursa’da bir eski cami avlusu,
Küçük şadırvanda şakırdayan su;
Orhan zamanından kalma bir duvar...
Onunla bir yaşta ihtiyar çınar
Eliyor dört yana sakin bir günü.
Bir rüyadan arta kalmanın hüznü
İçinde gülüyor bana derinden.
Yüzlerce çeşmenin serinliğinden
Ovanın yeşili göğün mavisi
Ve mimarilerin en ilahîsi.
(Ahmet Hamdi Tanpınar)
VII. Verilebilecek mesajlar
Camilerin inşasından asıl maksat Yüce Allah’ın vahdaniyetinin bir gereği olarak Müslümanlar arasında vahdeti/birliği, yardımlaşma ve tesanütü sağlamaktır.
Camiler cemaatle kılınan namaz mekânları olmakla birlikte, cemaatten asıl maksat sosyalleşme ve tearüf/bilişip tanışmadır. Bu açıdan cami ve cemaate devam, sadece ibadet etmenin ötesinde bir bilinç ve yardımlaşmaya mekân olmalıdır.
Camiler aynı zamanda sanat ve estetiğin, ses ve musikinin cisimleşmiş mekânları olmalıdır.
Huzur ve barış, sadece maddi ihtiyaçların karşılanmasıyla sağlanmaz, manevi uyum ve gönül huzuruyla tesis edilir.
VIII. Yararlanılabilecek diğer bazı kaynaklar
* Elmalılı, M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, İstanbul 1979.
* Kur’an Yolu, Komisyon, DİB Yayını, Ankara 2006.
* Hadislerle İslam, DİB Yayını, Ankara 2013.
* Riyazu’s-salihin, DİB Yayını, İstanbul 2012.