Makale

Yetim ve Yoksullara Yardım

Yetim ve Yoksullara Yardım

Dr. Zafer Koç
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

I. Plan
a) Yetim kavramı
b) Kur’an-ı Kerim’de yetim ve yoksullar
c) Hadis-i şeriflerde yetim ve yoksullar
d) Yetim ve yoksulu koruyup gözetmenin gereği
e) Yetimler dışında kalan yardıma muhtaç kimseler
f) İslam’da sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın önemi
II. İşleniş
“Yetim ve Yoksullara Yardım” adıyla hazırlanacak konuşmaya ilgili ayet ve hadisler derlenerek başlanabilir. Yetim, öksüz ve yoksul terimlerinin tanımı yapılır. Toplumu oluşturan bireylerin farklı statülerine işaret edilerek sosyal barış ve huzurun sağlanması için dayanışmanın önemine vurgu yapılır. Ayetlerin tefsirinden ve hadislerin açıklamalarından hareketle İslam’ın öngördüğü model toplumda yardımlaşama ve dayanışmayı sağlayan ahlaki ve hukuki yaptırımlar tespit edilir. Yetim ve yoksulu koruyup gözetmenin, onlara yardımcı olmanın gerekliliği ve sevabı üzerinde durulur. Yetimlere karşı duyarlı olmamanın dünyevi ve uhrevi sorumluluğu anlatılır. Kendisi de bir yetim olarak büyüyen Hz. Peygamber (s.a.s.)’in hayatından örnekler sunularak bu çerçevede Müslümanların tesis ettikleri sosyal düzenlemelere ve işleyişlerine yer verilir.
III. Özet sunum
Yetim, anneden veya babadan herhangi birisinin ölümü ile büyük bir acı yaşamakta veya bu yalnızlığa mecbur olmaktadır. Yetimlik Allah’ın takdiriyle oluşmaktadır. İlahî irade ile gerçekleşen bu olay karşısında maddi-manevi en büyük desteklerinden mahrum bir hayat sürmeye mecbur kalan yetimlerin, hem kendilerinin hem de mallarının korunmaya ihtiyacı vardır. Biçare yetimler asla istismar edilmemeli bilakis onların hak-hukukuna daha çok hassasiyet gösterilmelidir. Nitekim Yüce Allah insanları bu bağlamda sık sık uyarmış, Hz. Peygamber de hayatı boyunca daima yetimlerin yanında yer almış, Müslümanları yetimler hakkında dikkatli olmaya çağırmıştır. Toplumsal huzur ve barışı tehdit eden anarşi ve terörün en önemli nedenlerinden biri de insanların, yoksul ve yetimlere kucak açmamaları, onları yoksunluk ve yalnızlığa itmeleridir.
IV. Konuyla ilgili bazı ayetler
“…Bir de sana yetimleri soruyorlar. De ki, “Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlara karışır (birlikte yaşar)sanız (bir sakıncası yok. Onlar da) sizin kardeşlerinizdir. Allah bozguncuyu yapıcı olandan ayırır…” (Bakara, 2/220.)
“Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helali haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır.” (Nisa, 4/2.)
“Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşit olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeye) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter.” (Nisa, 4/6.)
“Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir.” (Nisa, 4/10.)
“Rüştüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın…” (En’am, 6/152.)
“O seni yetim bulup da barındırmadı mı? Öyleyse sakın yetimi ezme!” (Duha, 93/6, 9.)
Konuyla ilgili ayrıca şu ayetlere de bakılabilir: Bakara, 2/83, 177, 215; Nisa, 4/3, 8, 36, 127; Enfal, 8/41; İsra, 17/34; Kehf, 18/82; Kasas, 27/7-13; Haşr, 59/7; İnsan, 76/8; Fecr, 89/17; Beled, 90/15, 16; Maun, 107/2.
V. Konu ile ilgili bazı hadisler
“Ben ve yetime bakan kimse cennette şöyleyiz. Orta parmağı ile başparmağını yan yana getirip aralarını açıp kapayarak işaret etti.” (Buhari, Talak 14, Edeb, 24.)
“Bir kimse, Müslümanların arasında bulunan bir yetimi alarak yedirip içirmek üzere evine götürürse, affedilmeyecek bir suç (şirk) işlemediği takdirde, Allah Teala onu mutlaka cennete koyar.” (Tirmizi, Birr, 14, Hadis no: 1918.)
“Bir kimse sırf Allah rızası için bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap vardır.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 250.)
“Allah katında en sevimli ev, içinde yetime ikram olunan evdir.” (Taberani, Mu’cemu’l-Kebir, XII, Hadis no: 13434.)
“Bir adam Hz. Peygamber’e gelerek: “Ben fakirim, hiçbir şeyim yok, üstelik bir de yetimim var!” dedi. Hz. Peygamber (s.a.s.): ‘Yetimin malından ye! Ancak bunu yaparken ne israfa kaç, ne aceleci ol, ne de kendine mal et’ buyurdular.” (Ebu Davud, Vesaya 8, (2872).)
“Müslüman toplum içinde en hayırlı aile yuvası, içinde bir yetimin barındığı ve ona iyi davranıldığı yuvadır. Müslüman toplum içinde en kötü aile yuvası, bir yetimin barındırıldığı esnada ona kötü davranıldığı yuvadır.” (İbn Mace, Edeb, 6, Hadis no: 3679.)
“Bir adam, Rasulüllah (s.a.s.)’a, kalbinin katılığından şikâyet etti. Rasulüllah (s.a.s.) da: “Yetimin başını okşa, zavallı fakirleri yedir.” buyurdu. (Ahmet b. Hanbel, Müsned, II, 263.)
“Allahım! İki zayıf kimsenin; yetimle kadının hakkını yemekten herkesi şiddetle sakındırıyorum.” (Nesai, es-Sünenü’l-Kübra, İşretü’n-Nisa, 64, V, 363.)
Konuyla ilgili ayrıca şu hadislere de bakılabilir: Buhari, Vesaya, 23, 195, Tıb 48; Müslim, Cihad ve Siyer, 137; Cuma, 43; Zühd 2, 42; İman, 38; Tirmizi, Birr, 14, (1919); Ebu Davud, Vesaya, 7; Cihad, 70; Edeb, 131; Ahmed bin Hanbel, II, 387; III, 21; V, 198; Nesai, Vesaya, 11; İbn Mace, Edeb, 6.
VI. Konu ile ilgili bazı hikmetli sözler
Mal, dağıtıp bağışlamakla elden çıksa da onun yerine gönülde o mal yerine yüzlerce hayat gelir. Hak tarlasına temiz tohumlar ekilsin de sonunda mahsul vermesin, hiç olur mu? (Hz. Mevlana)
VII. Verilebilecek mesajlar
Yetim ve yoksullara karşı;
Yetime iyi muamele ve maddi yardımda bulunmak gerekir. Mekke’de daha ziyade yetim ve yoksullara şefkatle yaklaşmayı emreden, itip-kakmayı yasaklayan ayetler gelmiştir. Medine’de ise yetimlerin himayesine yönelik daha kesin emirler, pratik çözümler/kurallar içeren ayetler inmiştir. Yetime yardım için başta bireylere sorumluluklar yüklenmiş, kurumsal olarak yardım fonları kurulması emredilmiştir.
Yetimleri geleceğe hazırlamak; yetimlerin istikbalini düşünmek, onların maddi bakımdan kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlamak olduğu gibi, ahlaki bakımdan da eğitim-öğretimlerini temin etmeyi, sağlıklı bir birey olarak topluma kazandırmayı ifade eder.
Bu noktadan hareketle, yetimi sadece babasını yitirmiş çocuk olarak algılamamak gerekir. Ergenlik çağına geldiği hâlde rüştünü ispat edemeyen, geçimini teminde aciz kalan, kendi ayakları üzerinde durmayı başaramayanlara aynı şefkat kanadını germek, onları toplum yetimleri görerek destek olmak her ferdin görevi olmalıdır.
Yetimlerin ıslahı. Yetimlerin korunup gözetilmesi, durumlarının düzeltilmesi ile hem yetim ve yoksulların hem de toplumun kazançlı olacağı unutulmamalıdır. Zira yetimin sorumluluğunu üzerine alanlar (veli veya devlet) topluma yararlı bir birey yetiştirmekle kamu düzenine yönelik muhtemel zararları önlemiş olmaktadırlar. Nitekim cemiyetlerin başına bela olanlar arasında gelişigüzel yetişen; ilmî-ahlaki ve mesleki formasyona sahip olmadan hayata atılan, kanun-kural tanımayan, hak-hukuk gözetmeyenler vardır.
Yetimin malı korunmalı, şartlar oluştuğunda kendisine teslim edilmelidir. Yetim başının okşanması, ona sevgi ve şefkat gösterilmesi bir aşamaya kadar yeterli olabilir. Ancak yetim rüştüne erdiğinde malının geciktirilmeden kendisine teslim edilmesi zorunludur. Hatta mal teslimini, şahitler huzurunda yaparak her türlü şaibenin de önüne geçmek gerekir. Bu himayede, yetimin bir kuruşuna dahi göz dikmemek, ayetlerde ve hadislerde ısrarla vurgulanan bir husustur.
Yetim ve yoksulların evlendirilmeleri. Yetim/öksüzlerin ve yoksulların sorumluluğunu üzerine alanların en önemli görevlerinden biri de onları uygun bir eşle evlendirmeleri, yuva kurmalarında onlara rehberlik etmeleridir.
Günümüz şartlarında oluşturulan “Koruyucu aile” uygulaması, kurumsal bir yapılanmaya dönüştürülerek, toplumdaki tüm yetim, yoksul ve bakıma muhtaç kimseleri kapsayıcı bir niteliğe kavuşturulmalıdır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının “Gönül Elçileri” ve “Koruyucu Aile” proje ve faaliyetlerinin yaptığı katkıların bilincinde olmak gerekir.
VII. Yararlanılabilecek diğer bazı kaynaklar
* İmam Gazali, İhyau Ulumiddin.
* Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili.
* Prof. Dr. Y. Kandemir, İ. Lütfi Çakan, R. Küçük, Riyazü’s-Salihin Tercüme ve Şerhi.
* DİA, “Dârüleytam” md., VIII, 521; “Daruşşafaka” md., IX, 7-9.