Makale

Mukaddes EMANETLER

Mukaddes
EMANETLER

Dr. Ömer Menekşe
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

Milletimiz, asırlardır Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’e derin bir muhabbet beslemiş, ona duyulan aşk büyük bir sevgi atmosferi oluşturmuştur. Öyle ki, bu sevgi onun şahsıyla sınırlı kalmamış, onun yakınlarına, yaşadığı yerlere ve kullandığı eşyalara kadar bu sevgi geniş tutulmuştur.
Hz. Peygamber’in eşyası, vefatından sonra dört halife ve ashab tarafından teberruken muhafaza edilmiş, sonra Emevî ve Abbasî ileri gelenleri, Hz. Peygamberden, dört halifeden ve diğer İslâm büyüklerinden kalan hatıraları büyük bir özenle korumuşlardır, işte Hz. Peygamber’in aziz hatırası olarak korunan bu eşyalara Mukaddes Emanetler (Emânat-ı Mukaddese) denmiş ve bunların manevî değerinin çok büyük olduğuna inanılagelmiştir.
Yavuz Sultan Selim, 151 7’de Mısır’ı fethederek halifeliğini devraldığından Mukaddes Emanetler de Osmanlı Devletine intikal etmiştir. Mukaddes Emanetler’in büyük bir kısmı, hilâfeti Yavuz Sultan Selim’e devreden 3. Mütevekkil ile Kahire’ye kadar gelerek Mekke ve Medine’nin anahtarını teslim eden Mekke şerifi Ebû’l-Berekât’ın oğlu Emir Ebû Numey tarafından getirilmiştir. Mukaddes Emanetlerin İstanbul’a getirilişi, yalnızca Yavuz Selim devriyle (1512-1520) sınırlı kalmamış, bu çok değerli koleksiyona daha sonraki asırlarda çeşitli vesile ve vasıtalarla birçok yeni eser kazandırılmıştır. Günümüze kadar da büyük bir titizlikle korunan bu eserler, bugün Topkapı Sarayı’nda, Hırka-i Saadet Dairesi’nde muhafaza edilmektedir. Birçokları için sanat değeri yüksek gümüş ve altın işlemeli özel mahfazalar yapılmıştır.
Mukaddes emanetlerden bazıları şunlardır:
Hırka-i Saâdet: Hz. Peygamber’in ashabından şair Ka’b b. Züheyr’e hediye ettiği, 124 cm. boyunda geniş kollu, siyah yünlü kumaştan dikilmiş krem renginde yün astarlı bir hırkadır. Hırka bugün Topkapı Sarayı’nda sergilenmektedir.
Hırka, Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılan iç içe iki altın sandıkta altın sırmalı yedi ipek kadife kumaştan oluşan bohçalara sarılı olarak korunmaktadır. Zamanla yer yer harap olmuş bulunan hırkanın sağ ön tarafında 0.23x0.30 cm. ebadında bir parça ile sağ kolunda eksik bir kısım vardır. Hırka, 630 yılında Hz. Peygamber’in huzurunda, ensar ve muhacirlerden oluşan topluluk önünde İslâm’ı kabul eden Ka’b b.Züheyr’e orada okuduğu kaside dolayısıyla bizzat Hz.Peygamber tarafından giydirilmek suretiyle hediye edilmiştir. Bu sebeple, şairin bu kasidesi daha sonra İslâm literatüründe "Kasîdetü’l Bürde" adıyla meşhur olmuştur.
Muaviye, hırkayı 10.000 dirhem gümüş karşılığında satın almak istemişse de Ka’b buna razı olmamıştır. Ka’b’ın vefatından sonra da Muaviye tarafından Ka’b’ın varislerinden 20.000 dirhem karşılığında satın alınan hırka, Emeviler ve Abbasiler zamanında halife- lerce korunmuş ve önemli törenlerde giyilmiştir.
Hz. Peygamber’in Yemenli Veysel-Karanî’ye verilmesini vasiyet ettiği söylenen diğer bir hırka ise 1617 tarihinde Üveysi sülâlesinden Şükrullah Efendi tarafından İstanbul’a getirilen Hırka-i Şeriftir. Söz konusu hırka uzun süre kendilerine "hırka-i şerif şeyhleri" adı verilen bu ailenin elinde muhafaza edilmiştir. Bugün bu hırka, İstanbul Fatih’te Sultan Abdülmecid tarafından 1851 yılında yaptırılan Hırka-i Şerif Camii’nde muhafaza edilmekte, her yıl Ramazan’ın 15’inden sonra da burada ziyarete açılmakta ve binlerce kişi tarafından heyecanla ziyaret edilmektedir.
Lıhye-i Saâdet (Sakal-ı Şerifler): Topkapı Sarayı’nda Mukaddes Emanetler arasında ve Türkiye’mizin birçok camilerinde özel mahfazalar içinde, teber- rüken saklanıp zamanımıza kadar intikal eden Hz. Peygamber’in sakal telleri vardır. Bu sakal-ı şeriflerin pek çoğu camlı bir mahfaza içinde, son derece sanat- karâne süslenip tezyîn edilmiş haldedir.
Dendân-ı Saâdet: Hz. Muhammed’in Uhud Savaşı sırasında kırılan dişlerinin bir parçasıdır. Silindir şeklinde, altın çerçeveli, üzeri zümrüt ve yakut kaplı, Sultan VI. Mehmed tarafından yaptırılan altın bir kutunun içinde muhafaza edilmektedir.
Livâ-i Saadet (Sancak-ı Şerif); Ukab adı da verilen sancak, siyah renge yakın yünlü bir kumaştır. Zamanla yıprandığından yeşil ipekli bir kumaş üzerine yerleştirilmiş şekilde bir sandukada muhafaza edilmektedir. Hz. Peygamber’e ait olduğuna inanılan bu sancak, harplerde özel bir merasimle çıkarılırdı. Bunun için öncelikle Hırka-i Saâdet’te "Fetih sûresi" okunur, bizzat hükümdar tarafından alınan sancak arz odasına getirilir, orada "Yasin sûresi" okunarak yaşlı gözler, dua ve niyazlarla ordu başkumandanına teslim edilir, harpten sonra da aynı merasimle yerine konurdu.
Mühr-i Saâdet: Hz. Muhammed’in mührüdür, ilk halifeler tarafından kullanılmıştır.
Hz. Osman tarafından kaybedilen mühür, orijinaline uygun olarak yeniden yapılmıştır. Bağdat’ta ele geçirilen mühür daha sonra İstanbul’a getirilmiştir.
Nâme-i Saâdet: Hz. Peygamber, Hicretin 9. yılında, başta Bizans İmparatoru olmak üzere, Iran, Mısır Ve Habeşistan devlet başkanlarına birer, mektup yazarak onları İslâm’a davet etmiştir. Hz. Peygamber’in Mısır hükümdarı Mukavkıs’a gönderdiği mektup, asırlar sonra 1850 yılında, Barthelemy adlı bir Fransız tarafından, Mısır’da bir manastırın kütüphanesinde, yazma bir Incil’in kapağına yapıştırılmış olarak bulunmuştur.
Kûfî hatla, 0,19 x 0,16 cm. ölçülerinde yer yer delinmiş bir deri üzerine yazılan mektup, Topkapı Sarayı’nda Mukaddes Emanetler Dairesi’nde Ocak 1997 tarihinden itibaren sergilenmektedir. Aynı bölümde Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in yalancı Peygamber Müseylemetü’l-Kezzâb’a ve Ahsa valisi el-Münzir b. Sava’ya gönderdiği mektuplar da bulunmaktadır.
Süyûf-u Mübareke: Hırka-i Saadet Dairesi’nde bulunan kılıçlardır. Bunlar 20 kılıç olup, sadece 2 tanesi Hz. Muhammed’e aittir. Kabzalarıyla beraber kılıçlardan biri 99, diğeri 100 cm.dir. Kabzaları, kınları ve üzerindeki süslemeler sonradan yapılmıştır. Bu dairede bulunan diğer kılıçlardan biri Hz. Davud (a.s.)’a, diğerleri ise Hulefâ-yi Raşidîn ve sahabe-i kirama ait kılıçlardır.
Kadem-i Şerif (Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ayak izi):
Taş veya tuğla zemin üzerinde bulunan ve "nakş-ı kadem-i saâdet" de denilen Topkapı Sarayı Hırka-i Saâdet dairesinde dördü taş, ikisi tuğla olmak üzere Hz. Peygambere izafe edilen altı tane ayak izi vardır. Bunların en çok önem verilen ve kapaklı altın çerçeve içinde tutulanı, Sultan Abdülmecid zamanında Trablusgarp’tan getirtilen ve Hz. Peygamber’in Miraca çıkarken bastığı taş olarak rivayet olunan ayak izidir.
Bundan başka Eyüp Sultan, Sultan I. Abdülhamid ve Sultan III. Mustafa Türbelerinde de kadem-i şerifler bulunmaktadır.
Kemân-ı Peygamberi (Hz. Peygamber’in yayı): Bambu türü bir ağaçtan yapılmış olup 1,17 m. uzunluğunda iki ucu sivri yaydır. Altın kaplamalı gümüşten bir mahfazası vardır.
Diğer Mukaddes Emanetler Topkapı Sarayı Mukaddes Emanetler Dairesi’nde yer alan Hz. Osman’ın okuduğu sırada şehit edildiğine inanılan kûfi hatlı Kur’an-ı Kerim, koleksiyonun en değerli olanlarından biridir. Bundan başka Kur’an-ı Kerim’in vahiy katipleri tarafından yazılmış ilk örneklerinden olduğu tahmin edilen Hümeze ve Tekâsür sûreleri, Hz. Musa’nın asası, Hz. İbrahim’in taş tenceresi, Hz. Davud’un kılıcı, Veysel Karani’nin külahı, Hz. Yusuf’un sarığı bulunmakta, Hacer-i Esved çerçeveleri, Na’leyn-i Saadet (Hz. Peygamber’in pabuçları), Kâbe örtüsü, kapısı, anahtarları ve demir kilitleri, Kabe’nin altınolukları, Kâbe’de kullanılmış askı ve kandiller vs. yer almaktadır.
Kutsal Emanetlere asırlardır gösterilen sevgi ve saygı, bugün de aynı ihtimam ve hassasiyetle devam ettirilmekte, Hırka-ı Saâdet Dairesi’nde Osmanlı döneminde olduğu gibi, İstanbul Müftülüğünce görevlendirilen hafızlar tarafından Kur’an-ı Kerim okunmaktadır.
Yüzyıllarca İslâm’ın bayraktarlığını yapmış necip milletimiz, Hz. Peygamber’den bize intikal eden bu kıymet ve paha biçilmez hâzineleri, şimdiye kadar canından aziz bilip korumuştur. Zira Anadolu’nun işgal edildiği, vatanın ve milletin tehlikeye düştüğü, Kurtuluş Savaşı mücadelesinin verildiği o en çetin ve sıkıntılı dönemlerde bile, sırf Peygamberine ve dinine bağlılığı sayesinde bu emanetleri korumuş ve ev sahipliği yapma şerefini devam ettirmiştir. Bu tarihi ve manevî miras, kudsiyetine uygun bir şekilde gelecekte de korunacaktır.