Makale

başyazı

b a ş y a z ı

Prof. Dr., Ali Bardakoğlu
DİYANET İŞLERİ BAŞKANI

İnanma duygusu ve din, insanoğlunun belirleyici vasıflarından biridir. Gerek başlangıcından itibaren insanlık tarihi, gerekse günümüz insanlığının inanç açısından durumu, dinin insan hayatında ve insanlık tarihinde ne kadar köklü ve temel bir unsur olduğunu göstermektedir. Öte yandan tarih boyunca insanlar farklı din ve inançlara mensup olmuşlar, aynı dine mensup insanlar arasında da gerek inanış, gerekse davranış yönüyle önemli farklılıklar olagelmiştir. Dolayısıyla farklı inanç ve eğilimlere sahip insanların barış içinde bir arada yaşama kültürünü geliştirebilmeleri için farklılıklardan çok, ortak İnsanî değerlerin ve insanlar arası ilişkilere esas teşkil edecek evrensel ahlâk ilkelerinin ön plana çıkarılması gerekmektedir.
Esasen dinin muhatabı insan olduğu gibi hedefi de insanın kurtuluşu, barış içinde yaşaması ve mutluluğudur. Ancak gerek geçmişte, gerekse günümüzde dinî inanç ve farklılıkların çatışma konusu yapıldığını, insanlar arası çekişme ve kavgalara araç yapıldığını da bilmekteyiz.
Düşmanlıkların temel sebebi, farklılıklar değil bilgisizlik ve önyargılardır. Farklılıklar insanlık ailesinin vazgeçemeyeceği bir zenginliğidir; gelişmenin, değişmenin ve ilerlemenin temel dinamiklerinden biridir. Nitekim Kur’an’da da insanların, birbirleriyle tanışmaları, hayırda yarışmaları için ayrı ayrı kabileler ve milletler halinde yaratıldıkları belirtilmektedir. (Maide, 48; Hucurat, 13) Bundan anlıyoruz ki, farklı oluşun sebebi, kavga ve düşmanlık değil iyi işlerde birbiriyle yarışmak, daha iyi ve güzele kavuşmaya, dünyayı daha yaşanılır bir hâle getirmeye çalışmaktır. Bunun da yolu öncelikle, insan olarak birbirimizi sevmek ve tanımaktır. Etrafımıza sevgi ve barış penceresinden bakabilmek hem yaratılışın hikmetine boyun eğişin hem de kendi inanç ve tercihimize duyduğumuz özgüvenin tabii sonucudur.
Diğer taraftan, evrensel bir dinin hedefi bütün insanlıktır. Evrensel bir din, kapılarını insanlara kapayamaz. İslâm bütün insanlığa hitap etmektedir. Dolayısıyla farklı din ve inanç gruplarıyla ilişkiler ve kendini onlara anlatma evrenselliğin ve İlâhî mesajın intikalinin temel vasıtalarındandır.
Dinler ve kültürler arası ilişkilerin başarısı ve verimliliği, tarafların bilgi düzeylerinin eşitliğine, karşılıklı inisiyatifin bulunmasına ve bu ortamın farklı amaçlara araç yapılmamasına da bağlıdır. Karşısındakini kendisi gibi yapmaya çalışmadan insanların birbirini sevmesi, tanıması, anlaması ve böyle bir bakış açısıyla karşılıklı ilişki kurulması, güvenli ve huzurlu bir dünya kurabilmemizin ve barışı sürekli kılabilmemizin galiba en vazgeçilmez önceliklerinden biri olsa gerek.