Makale

Aile içi iletişimde “Değer” kazandırma yolları-II

Aile içi iletişimde “Değer” kazandırma yolları-II


Prof. Dr. Ertuğrul Yaman
Yıldırım Beyazıt Üniv.
(eyaman62@yahoo.com)

Kitap okuma saati

Okumak, her uygar insanın yapması gereken hayati ve zevkli uğraşlardan birisidir. Hayatidir; çünkü insan sürekli olarak yeni bilgilere ihtiyaç duyar ve kimi bilgiler hayat kurtarır. Okumak zevkli bir uğraştır; çünkü okumakla elde edilen bilgi, deneyim ve geniş ufuklar insanın mutluluğuna mutluluk katar.

Çabuk ve doğru algılamanın, kıvrak bir zekânın, derin düşünmenin, geniş bir ufkun, güçlü bir hafızanın, empati yapabilmenin, etkili bir iletişim kurabilmenin ve güzel konuşmanın yolu çok okumaktan geçmektedir. Aydınlanma çağında çocuklarımıza okumayı sevdirebilmenin en önemli adımı aile bireylerinin -tabii ki en başta anne ve babaların- kitap okuma konusunda örneklik etmeleridir. Aile içi iletişimde televizyona ayrılan zamanın en az birkaç katını okumaya ayırmak gerekir. Okumayla elde edilen yeni bilgi ve deneyimler aile için iyi bir sohbet konusu olabilmelidir.
Aileler, okuma kaynaklarına ayıracakları parayı ihtiyaç listelerinin başına koymalı; hiçbir harcamadan çekinmemelidirler. Böylelikle, çocuklar bu yönde motive edilmelidir.
Aile içinde özel amaçlı olarak ‘okuma saati’ adı altında bir zaman dilimi ayrılmalı; bu saatlerde yapılan toplu okuma etkinlikleri, verimli zamanların en önemli ve en eğlenceli işi hâline getirilmelidir.
Genel anlamda bütün toplumda ve kamuda kitap okumaya, bilgi edinmeye, derin düşünmeye, hayal kurmaya, eser üretmeye; kısacası sanat ve sanatçıya değer ve önem verilmesi için ne gerekiyorsa yapılmalıdır.
Aile meclisi uygulaması

Aile; sağlık, huzur, mutluluk ve güvenin kaynağıdır. Bu bakımdan her türlü konu, öncelikle aile içinde değerlendirilmelidir. Çünkü hiç kimse size, aileniz kadar asla yakın değildir. Kimi tecrübesiz bireyler, özel sıkıntı ve sorunlarını aile ortamında paylaşmak yerine dışarıdaki sahte dostlarla paylaşarak hem sırlarını deşifre ederler hem de yanlış çözüm önerilerine davetiye çıkarırlar.

Bu tip sıkıntıların önüne geçmek; daha huzurlu ve müreffeh bir aile hayatı sürebilmek için mutlak surette aile meclisinin ihdas edilmesi ve uygulanması gerekir. Aile meclisi, sadece önemli kararlar alınması gerektiği durumlarda toplanmalıdır. Zira hiçbirimizin aklı hepimizin aklından daha büyük değildir. Ortak aklı birlikte aile içinde ararsak, dışarıda akıl aramaya ihtiyaç da kalmaz.

Aile meclisi uygulaması, en başta çocuklar olmak üzere, aile fertlerine özgüven de kazandırır. Her insanın güvenebileceği bir ailesinin olması, bu dünyadaki en büyük şanslardan biridir. Aile meclisi, doğru, sağlıklı ve gereğince uygulanabilirse, aile bireyleri birbirlerinin yaşadıklarından haberdar olurlar. Birbirleri adına karar verme ve problem çözme süreçlerinde olumlu katkılar da sunabilirler.

Kimi aileler, bırakınız aile meclisi uygulamasını öylesine kapalı bir hayat sürerler ki aile bireylerinin her biri diğerinden habersizce yalnızca aynı barınağı paylaşarak yaşamaya çalışırlar. Bu tutum, asla doğru değildir. Çünkü tek başına yaşamak, insan fıtratına ve aile anlayışına terstir. Nitekim bütün hayatı tek başına göğüslemeye çalışanlar, bütün sırları kendilerinde saklayanlar, günün birinde altından kalkamayacakları büyük sıkıntılara düçar olurlar. O andan itibaren mızrak çuvala sığmadığı için, artık herkesin de haberi olsa yapacak hiçbir şey kalmamış olabilir!

Aile büyüğü modellemesi
Günümüzde ailelerde yaşanan sorunların önemli bir kısmı, eşler arasındaki anlamsız güç gösterileriyle ilgilidir. Yaş, tecrübe, anlayış, çocuk yetiştirme gibi konularda yeterince bilgi ve bilinç sahibi ol(a)madan evlenen gençler, kendilerini himmete muhtaçken bir aile büyüğü olmak gibi zor bir görevi üstlenmek zorunda kalıyorlar. Bu durumda, hem eşler arasında mesnetsiz tartışmalar baş gösteriyor hem de çocuklar ilgi, sevgi ve şefkatten yoksun kalıyorlar.

Zamane tasarımcılarınca planlanan aile ölçütü artık 2,5 kişiden oluşan aileler kurmaktır. Bu muhayyel ailenin özne ve yüklemi anne ve baba vasfıyla eşlerdir. Bu modern aile tasarımının buçuğu ise çocuktur. Günümüz şartlarında çalışan anne babaların çocuklarının yarısı anne babaya; diğer yarısı kreşlere ve bakıcılara aittir. Günümüzde öngörülen aile tipi çekirdek aile olup yalnızca anne-baba ve tek çocuktan oluşmaktadır. Yapılan bir araştırmada Türkiye’de anne, baba ve çocuk arasındaki iletişimin süresi, günlük 10 dakikaya düşmüştür.

Bu noktada, en önemli görev anne ve babalara düşmektedir. Anne ve babalar, çocuklara iyi bir model olmak zorundadır. Hayattaki en asli görevimiz iyi, nitelikli, faydalı çocuklar yetiştirmektir. Bunu başarmanın yolu; iyi bir baba, iyi bir anne; iyi bir koca, iyi bir hanım; kısacası iyi bir insan, iyi bir model olabilmektir. Babalar, çocuklara karşı duyguda arkadaş gibi, davranışta baba gibi; anneler, duyguda arkadaş gibi, davranışta anne gibi olmalıdırlar. Eşiyle, çocuklarıyla ve akrabalarıyla iyi geçinemeyen bir insanın topluma da çok faydalı olma gibi bir şansı yoktur.

Aile içinde yukarıda sayılan duygu, değer ve davranışlar aile büyüklerinden öğrenilir. Aile büyükleri, hem olması gereken tutumlar açısından iyi birer örnek hem de ortaya çıkan beklenmedik anlaşmazlık ve tartışmalar için de tampon görevi üstlenirler. Onlar; başımızın tacı, gönüllerimizin ilacı, gözümüzün merceği, ruhumuzun melceidirler. Kısacası; dedeler, nineler ve diğer aile büyükleri hem ailenin huzur ve bereket sigortası hem de doğal birer mürebbiyeleridir.

Evlerinde kendilerini bu dünyaya getirip büyütüp besleyip insan içine katan aile büyüklerine küçücük mekânlar ayıramayan bahtsızlar, aslında neleri kaybettiklerini biliyor olsalar, asla böyle bir yola başvurmazlar! Aslında bilmeliler ki aile büyükleri, hem kendileri hem de çocukları için bulunmaz bir nimettir. Onlardan öğrenecekleri çok şey olduğunu ne yazık ki ancak onları kaybedince veya onların yaşına gelince anlayabiliyorlar!

Sılayırahim
İnsanoğlu topraktan yaratıldığı için, fıtraten, doğduğu, üzerinde beslenip büyüdüğü topraklar arasında doğal bir sevgi bağı vardır. İnsan topraktan geldiği için toprağına olan temayülü de her daim mevcuttur. İnsan toprağa yaklaştıkça aslına döner. Çünkü insan doğduğu toprağın özelliğini taşır ve oradan beslenir. Geçmişimiz, hatıralarımız oradadır. Doğduğumuz topraklara karşı sevgimiz, “rağmen türü sevgi”dir. Doğduğumuz toprakları her şeye rağmen karşılıksız severiz.

Aile içi iletişimin güçlenmesi, aileye ait değerlerin çocuklara aktarılması bakımından ailece sılayırahim ziyaretlerinde bulunulması önem arz etmektedir. Bu ziyaretler, hem toprağa bağlılığın ifadesi olarak fıtratın gereğidir hem de çocuklarda aidiyet hissini geliştirir ve güçlendirir. Bu yolla en başta çocuklar olmak üzere aile bireylerine toprak sevgisi ve memleket duygusu kazandırılır.

Örnek komşuluk ilişkileri
İnsan, sosyal bir varlık olarak yaratılışı gereği diğer insanlarla bir arada yaşamak zorundadır. Her aile aynı zamanda toplumsal hayatın bir parçası olarak bir komşudur. Komşuluk ilişkileri, doğal bir eğitim kurumu işlevini yerine getirerek çocuklarda birçok değerin kazandırıldığı uygulama alanlarıdır. Çünkü komşu, yerine göre akrabalıktan önce gelir. Gece vakti bir sıkıntıya düşsek ilk çalacağımız kapı, bize en hızlı yardım edebilecek olan komşularımızdır. Size sizden yakın birini arıyorsanız, aradığınız iyi komşularınızdır.

Ne var ki modern hayat tarzı, şehirleri koca koca gökdelen ve yerebatan yapılarıyla yaşanmaz hâle getirdi. Bırakınız komşularla hoşça vakit geçirmeyi, insanlar ailelerinden ve hatta kendilerinden bihaber yaşamaya başladılar. Oysa komşu iyi bir güvencedir. Evinin anahtarını güvenle bırakabileceğin tek kişidir. Günün yorgunluğunu beş dakikalık bir ziyaretle de olsa atabileceğiniz kişi, komşunuzdur.

Hayatımızı daha güzel sürdürebilmek, daha güvenli bir ortamda yaşayabilmek ve değerlerimizi nesillere aktarabilmek için, köy, kasaba, ilçe, il demeksizin bütün mahallelerde komşuluk ilişkilerini yeniden asli, doğal yapısına dönüştürüp hayata geçirmek zorundayız. Hep birlikte “Ne yaparsak iyi komşu oluruz?” sorusuna kafa yormamız gerekiyor.

Ailede değer kazandırma etkinlikleri, elbette bunlarla sınırlı olamaz. Aileler isterlerse, kendileri yeni etkinlik ve uygulamalar da bulabilirler. Önemli olan hem huzur ve mutluluğu birlikte yaşamak hem de geleceğimizin teminatı, hayatımızın mirası çocuklarımıza her türden olumlu duygu, değer ve davranışları kazandırabilmektir.