Makale

ŞEYH GALİB DİVANI

KİTAP TANITIMI

ŞEYH GALİB DİVANI

İrfan Koçyiğit

Prof. Dr. Naci Okcu’nun doktora çalışması olan “Şeyh Galib Divanı” isimli eser TDV Yayınları arasından çıktı. Yazar, Şeyh Galib’in divan şiirine getirdiği yenilikleri, mazmunları, dinî ve tasavvufi hususiyetleri ortaya koymuş, daha açık bir ifade ile Divan’ın özlü bir tahlilini yapmaya çalışmıştır. Yazar, kendisini bu eseri hazırlamaya sevk eden sebepleri; “Şeyh Galib’in sahasında eski edebiyatın son temsilcisi olması” ve “şiirlerinde dinî ve tasavvufi yönünün ağır basması” olarak belirtmektedir.
Eser iki ana bölümden oluşmaktadır.
Birinci bölüm şairin hayatı ve eserleri, edebî şahsiyeti, dil ve ifade özellikleri, dinî unsurlar, ayet ve hadisler, sevgiliye ait güzellik unsurları ve tasavvuf başlıklarından oluşmaktadır. Bu bölümde Yenikapı Mevlevihanesi yakınlarında doğan Şeyh Galib’in Mevlevi bir aile içinde yetiştiği, şiir zevkini babası Mustafa Reşit Efendi’den aldığı, ayrıca Şeyh Galib’e “Es’âd” mahlasını veren ve babası Mustafa Reşit Efendi’den almış olduğu şiir zevkini kuvvetlendiren ve ona bu yönde öncülük eden diğer bir üstadın Hoca Neş’et olduğu belirtilmektedir. Daha sonra kendisi “Galib” mahlasını seçmiştir. Mevlevihanelerde ve Mevlevi büyüklerinin sohbetlerinde yetiştiği, eserde vurgulanmaktadır.
Yine bu bölümde, Şeyh Galib’in padişah III. Selim ile olan yakınlığı dikkat çekmekte ayrıca diğer eserleri olan Hüsn-ü Aşk, es-Sohbetü’s-Safiyye, Şerh-i Cezire-i Mesnevi ve Tezkire-i Şuara-yı Mevleviyye kısa kısa tanıtılmaktadır. Yine bu bölümde şairin divan şiirine getirdiği yenilikler vurgulanmaktadır, şairin gücünün sadece Hüsn-ü Aşk mesnevisi ile olmadığı belirtilmekte, Divan’ındaki birçok manzumelerinde, bazı kaside başlangıçlarında, musammatlarında ve gazellerinde bu yenilikler hissedilmektedir. Burada yazar çok rahat bir şekilde Şeyh Galib’in Osmanlı şiirinin tekâmülü üzerinde müessir olduğunu belirtmektedir.
Şeyh Galib, tezkirecilerin, tarihçilerin ve yabancı araştırmacıların hakkında hüküm verdiği ve ittifak ettikleri büyük şairlerden birisidir. Nitekim Şeyh Galib, emsalsiz tahayyül kudreti ile tasavvufi akidelerin bütün özelliklerini ve inceliklerini birtakım remiz ve mazmunlara aktarmak sureti ile en güzel tasavvufi şiiri meydana getirmeye çalışmıştır. Birçok buluşu ve yeni mazmunları ile Divan Edebiyatının gelişmesinde büyük bir rol oynamış olmasına rağmen divan şiirinin geleneklerinden de kopmamıştır.
Ayrıca Şeyh Galib, şiirlerinde Allah, Melekler, Kitaplar, Peygamberler ve diğer itikadi mevzuları Kur’an’da ve hadis kitaplarında ifade edilen İslami görüşlere uygun olarak işlemiştir. Diğer dinî konularda da aynı hassasiyeti göstermiştir. Şeyh Galib’in dört halifeye duyduğu sevgi ve muhabbet ehlisünnet itikadını tam manasıyla aksettirmektedir.
Eserde Şeyh Galib, İslam’ın şeriat, tarikat ve hakikat olmak üzere üç cephesini vurgularken, İslamiyet’i zahiri ve batini yönleriyle mütalaa etmektedir. Şeyh Galib’in şiirlerinde tasavvuf, birtakım sembollerin, mazmunların, tabirlerin ifadesiyle ortaya çıkmaktadır. Şair bunu ifade ederken insanı şiirlerine konu etmiştir. Şeyh Galib tasavvufi manada insanı âşık olarak tavsif etmekte ve bu aşkı mutlak hakikat olan Allah’a varmak için bir yol kabul etmektedir. Nitekim Galib, Hüsn-ü Aşk’ında olduğu gibi hakiki aşka vasıl olmak için “seyr ü sülûk”u divanında da konu olarak işlemektedir.”
Aşk âteş-i tecelli-i mansurdur bana
Her çûb-ı dâr bir şecere-i Tûrdur bana (Divan)
Kitapta, Yazar, Şeyh Galib’in sevgiliye ait olan güzellik unsurlarını, zülf, çeşm, kaş, ebru gibi mazmunları tasavvuf neşvesi ile ifadeye çalıştığını bütün bunları birtakım mecazlar, teşbihler ve istiareler arkasında yaptığını söylemektedir. Bunun yanında yazar şiirlerde lafzen, mana ve telmih yoluyla iktibas edilen birçok ayet ve hadis tespit etmiştir.
Hüsn-ü Aşk Mesnevisi Şeyh Galib’in Divan’ından sonra (1782-83) yazdığı bir eseridir ve ikmal tarihi olarak “hitâmühü’l-misk” tabirini bulmuştur.
İkinci bölümde ise şair Divan’ın metin kısmını ele almaktadır. İlk olarak yazar, divan metnini hazırlarken, Şeyh Galib’in gerek kütüphanelerde, gerekse kataloglarda tespit ettiği yazma nüshalarını gözden geçirerek, şairin vefatına en yakın olan ve şiir hacmi yönünden daha kapsamlı olan 7 nüshayı seçmiş, bunlar üzerinde çalışmıştır. Yazar bu yedi nüshayı bizlere tanıtmıştır. Eserde bu nüshalar arasındaki farklılıklar belirtilmemiştir. Eserin metin kısmı sırayla Kasideler, Tarihler, Terci-i Bendler, Müseddesler, Tahmisler, Muhammesler, Şarkılar, Mesneviler, Gazeller, Lügazlar (herhangi bir nesnenin ya da varlığın özellikleri anlatılarak yazılan manzum bilmeceler), Kıt’alar, Rubailer ve Müfred beyitleri ihtiva etmektedir.
Ayrıca Sultan III. Selim tarafından üç bin altın harcanarak Hattat Ahmed Yüsri b. Muhammed Nazif’e 1792’de istinsah ettirilen Divan’ın el yazması metni, renkli basım olarak kitabın sonuna eklenmiştir. Bu kitaba farklı bir zenginlik katmıştır. Eseri Osmanlıca asıl dilinden okumak isteyenler, metinleri karşılaştırmak isteyenler buradan istifade edebilir.
“Gele bir devr ki bu Gâlibi yâd eyleyeler
Fursat-ı sohbet-i ahbâb ganimet bilsin” (Divan)