Makale

İşyerinde psikolojik şiddet (Mobbing)

İş yerinde psikolojik şiddet (Mobbing)

Alaaddin Yanardağ / Sosyolog

İnsan haysiyeti dokunulmazdır
Çok sevdiğiniz bir işi yapıyorsunuz, gerçekten de tüm enerjinizi işinize vermek istiyorsunuz ama bir süredir tuhaf şeyler oluyor. Sanki yöneticileriniz başta olmak üzere çoğu iş arkadaşınız size karşı. Yaptığınız işlere burun kıvrılıyor, siz bakınca bakışlar kaçırılıyor, toplantılara alınmak istenmediğinizi fark ediyorsunuz. Kısacası artık neredeyse özgüveniniz yok olmak üzere. Ve içten içe biliyorsunuz ki, size aslında psikolojik bir baskı uygulanıyor (Saka, Füsun, İşyerlerindeki Kâbus-Duygusal Taciz, 23/6/2006 Hürriyet.), âdeta yok sayılıyorsunuz. Amirleriniz tarafından ikide bir azarlanıyorsunuz. Her sabah işe gitmekte zorlanıyorsunuz, mesai içerisinde aşırı geriliyor, panik atak/depresyon nöbetleri geçiriyorsunuz. Sürekli acı çekiyorsunuz. İşte tam bu durumlarda sizin mobbinge maruz kaldığınız söylenebilir.
Mobbing nedir?
Sözcük anlamı, psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermektir. Türkçede tam karşılığı olmamakla beraber, rutin kullanımının, “birine karşı cephe oluşturma, duygusal saldırıda bulunma” demek olduğunu söylemek mümkündür. Türk Dil Kurumu tarafından “bezdiri” olarak tanımlanmıştır. (İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) ve Çözüm Önerileri Komisyon Raporu 2011. TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu yayınları no: 6, s. 9.)
“Son dönemlerde çalışma yaşamı literatüründe kabul görmüş olan mobbing kavramı ilk kez, 1980’lerde Alman endüstri psikoloğu Heinz Leyman tarafından “duygusal taciz” olarak ortaya atılmıştır. Leyman, iş yerinde mobbing davranışının varlığını belirtmekle kalmamış, davranışın özel niteliklerini, ortaya çıkış şeklini, uygulanan şiddetten en fazla etkilenen kişileri doğabilecek sonuçları da vurgulamıştır. Terminolojide işyerlerindeki benzeri eylemleri ifade etmek için “Bullying” (Zorbalık), “İşyeri Zorbalığı”, “Kötü Muamele”, “Duygusal Taciz”, “Gözdağı Verme”, “Sözlü Taciz” gibi kavramlar kullanılmaktadır. Ancak bu kavramlar arasında en yaygın olarak kullanılan “bullying”, mobbing’ den farklı olarak; fiziksel saldırı, tehdit anlamını da içermektedir.” (TBMM Komisyon Raporu 2011. s. 8.) Buna göre mobbing, işyerinde çalışanlara üstleri, astları veya eşit düzeydeki çalışanlar tarafından sistematik bir biçimde uygulanan her türlü kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılanma gibi davranışları ifade eder.
Mobbing sayılan davranışlar
Mobbing eylemini çalışma yaşamı için kullanan Leyman, işyerinde psikolojik taciz davranışlarını mağdur üzerindeki etkileri açısından beş grupta toplamıştır: 1. Kendini göstermeyi engelleme; sözünü kesmek, yüksek sesle azarlamak şeklinde gerçekleşen davranışlar, sürekli eleştiri, 2. Sosyal ilişkilere saldırı; çalışılan iş ortamında yokmuş gibi davranılması, iletişimin kesilmesi, 3. İtibara saldırı; asılsız söylenti, hoş olmayan imalar, 4. Mesleki durumuna saldırı; nitelikli iş verilmemesi, anlamsız işler verilip sürekli yer değiştirilmesi, 5. Kişinin sağlığına doğrudan saldırı; ağır işler verilmesi, fiziksel şiddet tehdidi, cinsel taciz gibi. Amirin en temel sosyal davranışları bile sergilememesi, en sıradan nezaket kurallarına uymaması, örneğin karşılaştığında selam vermemesi (2002 Zürih Istinaf Mah. Kararı.) sayılabilir.
Gelişmiş ülkelerde cinsel tacizin de önüne geçen mobbing çoğunlukla üst düzey yönetim kademesinde çalışanlar tarafından uygulanmaktadır ve genelde işini iyi yapanlara uygulanan baskıdır. İnsanı depresyona kadar götürebilen bir sosyolojik durumdur. Fiziksel şiddette olduğu gibi güç ve zor ilişkisi söz konusudur. Ortada kesici, vurucu aletler, fiziksel müdahale yoktur. Ancak etkisi uzun yıllar ortadan kalkmayan ağır duygusal tahribatlar, düşünsel ve duygusal süreçlerde oluşmuş yaralar vardır. Son dönemde sosyoloji ve hukuk başta olmak üzere çeşitli alanlarda disiplinler arası çalışılan bir konu hâline gelmiştir.
Mobbing mağdurları
Mobbinge maruz kalan kişiler gördükleri zararın büyüklüğü ve etkisiyle, işlerini yapamaz duruma gelmektedirler. (a.g.e. s. 9.) Son zamanlarda özellikle kamu kurumlarında kaba şiddetin kabul edilemezliğinden dolayı psikolojik tacizin uygulanması giderek yaygınlaşmaktadır. Psikolojik tacize maruz kalan bireyler; bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun hizmetlerinden yoksun bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerden yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabilmektedir. Hangi şekilde olursa olsun veya hangi amaca hizmet ederse etsin mobbing, kişiyi psikolojik ve ekonomik hasarlarla dolu bir uçuruma sürüklemekte hatta intiharlara dahi yol açabilmektedir.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Raporunda açıklandığı üzere, “Genellikle nitelikli kişilere karşı niteliksiz üstlerin uyguladığı kötü, istenmeyen bir davranış olarak karşımıza çıkan mobbingin yeri, zamanı, iş kolu ayrımı olmadığı ama çoğunlukla hizmet sektöründeki alanlarda faaliyet gösteren iş kollarında yaygın olduğu, bu sebeple sağlık sektörü ve üniversitelerde çok yüksek düzeylerde olduğu bilinmektedir. Pek çok araştırmacı, mobbing mağduru kişilerin birtakım benzer özellikler gösterdiklerini ileri sürmüşlerdir. Araştırmalar, bu kişilerin çalışma hayatlarında zekâ, dürüstlük, yaratıcılık, başarı yönelimi, kendini işine adama, politik davranmama gibi birçok olumlu özellik gösteren, duygusal zekâsı yüksek kişiler olduklarını ortaya koymakta ve yasal dayanak olmadığı ve yasalarda tanımlanmadığı için mobbingin ispatı zor, kişiyi yalnızlaştırdığını açıklamaktadır.” (TBMM Komisyon Raporu 2011 s. 7.) Mağdurlarının genellikle çalışkan, kendilerini başkasına beğendirme ihtiyacı içinde olmayan, özgüveni yüksek, girişken, nitelikli, kısmen yargılayıcı ancak suçlayıcı olmayan, kişilerle ve olaylarla değil düşüncelerle uğraşmayı seven insanlar olduğunu ortaya koymaktadır. Noa Davenport ve arkadaşlarına göre, özellikle yaratıcı insanların, ürettikleri yeni fikirlerin diğerlerini rahatsız etmesi nedeniyle psikolojik taciz davranışlarına maruz kalma olasılıkları daha fazladır. Çoğu durumda mağdurlar, daha yüksek mevkilerdekilere tehdit oluşturdukları için seçilmiş kişilerdir. Duygusal zekâları yüksek, dolayısıyla, esnek, hassas ve kendi davranışlarını gözden geçirebilen, başkalarının davranış ve duygularını yüksek seviyede hissedebilen, yeni fikirler üretebilen, farklı bakış açıları ile dünyayı yorumlayabilen kişilerin mobbinge daha fazla maruz kaldıkları ifade edilmektedir. (Çukur, Cengiz, Türk Hukuku ve Karşılaştırmalı Hukukta İşyerinde Psikolojik Taciz -Mobbing (Uzmanlık Tezi), TBMM. 2009, s.13.)