Makale

Tek Çocuk Problem Çocuk mu?

Rukiye Karaköse
Psikoterapist/Sosyolog

Tek Çocuk
PROBLEM ÇOCUK MU?

Çocuklar yuvanın süsüdür. Hemen her ebeveyn, soyunu devam ettirecek, sevme ve sevilme duygularını yaşatacak çocukları olsun ister. Kimi ebeveynler de tıbbi engeller, ilerlemiş yaş, boşanma gibi sebeplerle tek çocuk sahibi olur. Bazen de farklı düşüncelerle başka çocuk sahibi olunmaz. Aile “en iyisini yapmak” için ne kadar çaba gösterse de durumun doğası gereği tek çocuk olmanın bazı zorlukları vardır. Tek çocuk olmak, bir anlamda diğerlerinden farklı olmaktır.
Tek çocuk olmak, bazen hiç kardeşi olmamaktır. Bazen de kendinden çok küçük veya çok büyük bir kardeşi olup çocukluk dönemini yalnız geçirmiş olmaktır. Ebeveynlerinin beklentilerini karşılayacak başka birinin olmaması sebebiyle ileride onlara bakma sorumluluğu tek çocuğun üzerine kalmaktadır.
Tek çocuk olmakla ilgili sorunlar
Tek çocuk, ailesinin “her şeyi” olmak zorunda kalır. Bu kavram, sevgi odağı olmak şeklinde düşünüldüğünde kulağa hoş gelse de aslında çocuğun sırtına ağır bir yük yükler. Tek çocuk, kendinden beklenen tüm görevleri yerine getirmek zorundadır. Okulda, sosyal ortamlarda ailenin temsilcisi olmak ve başarı göstermek durumundadır. Ailenin mutluluk, gurur, umut kaynağı olup başarılarıyla ve örnekliğiyle aileyi temsil etmesi beklenir. Âdeta kendine yapılan yatırımı, ilgi ve sevgiyi boşa çıkarmamak adına sürekli iyi çocuk olmak, ailesinin istediği gibi davranmak zorunda hisseder.
Hep düzgün davranan, makul olan kişi olma baskısı oldukça yıpratıcıdır. Anne babanın her şeyi olmak, onların hayatının odak noktası olmak ve asla hayal kırıklığına uğratmamak tek çocukların imtihanıdır.
Suçluluk duygusu
Tek çocuk ne kadar başarılı olsa da üzerindeki beklenti yüksek olduğundan yine de yetersizlik ve buna bağlı olarak suçluluk duyguları yaşayabilir. Kaldı ki her çocuk da “çok başarılı ve yeterli” ol(a)mayabilir. Ailesine layık bir evlat olamamanın suçluluğu tek çocuğun peşini bırakmaz. Onlara iyi bakamamanın, onların arzularını gerçekleştirememenin ve mükemmel olamamanın suçluluğunu hisseder.
Yeri gelir, tek çocuk olmayı kendi suçu olarak algılar. “Çok zor bir çocukmuşum, annem doğumda çok sıkıntı yaşamış, neredeyse ölüyormuş” gibi anlatımlarda da üstlenilen bu suçluluğu görürüz.
İlgi odağı, göz bebeği olduğu anne-babasının gözünden düşmeyi mutlak bir değer kaybı olarak değerlendiren tek çocuklar, herkes tarafından sevilmek zorunda olduklarını düşünürler, bu nedenle de eleştirildiklerinde sevgiyi kaybettiklerini sanarak ciddi hayal kırıklığı yaşarlar.
Kendini evde, akranı biriyle karşılaştırma ve değerlendirme şansı yoktur. Eleştiriye oldukça kapalıdırlar.
Küçük yetişkinler
Daima ilgi odağı oldukları ve yetişkinler arasında büyüdükleri için tek çocukların kelime dağarcığı daha gelişkindir. Davranışları da yaşıtlarına göre daha olgundur. Aile ve çevre de bu olgun hareketleri gördükçe daha fazlasını bekler. Karşısındakinin bir çocuk olduğunu unutuverir. Oysa sağlıklı bir gelişim için çocuklar, çocukluğunu yaşamalı, ergenlikle birlikte de yetişkinliğe geçiş sürecini geçirmeli yani erkenden büyümek zorunda kalmamalıdırlar. Küçük yetişkinler aslında çocuk olamamanın sıkıntısını hayat boyu hissederler. Aşırı sorumluluk duygusu yetişkinliğe taşındığında, bunun pek çok olumsuz sonucu doğacaktır. Erken büyüyenler:
• Kendini herkesin sorununa çözüm bulmak zorunda hisseder (kurtarıcı rolü),
• Kendine rağmen herkesi mutlu etmeye çalışır,
• Başkalarının hareketlerinden de kendini sorumlu hatta suçlu hisseder,
• Kendi ihtiyaçlarını dile getiremez,
• Hayır demekte zorlanır, sınır koyamaz,
• Kendini acımasızca eleştirir, kendi için çok yüksek standartlar belirler,
• Başkalarından da çok fazla şey bekler.
Ailenin her şeyi olmak
Tek çocuklar, ailenin her şeyi olmak zorundadırlar. Bunun da maalesef yorucu bazı sonuçları olur. Ne kadar isteseler de ailevi görevlerden dolayı kolay kolay kendi başına kalamazlar. Kendi duygularını yaşarken ailenin moralini bozmamaya dikkat etme mecburiyeti vardır. Özel günlerde mutlaka onlarla olmaları gerekir. Bir kere bile kendine zaman ayırmak ya da alternatif bir program yapmak isteseler, peşi sıra suçluluk duyguları gelir. Ailenin tüm duygusal taleplerini karşılamak durumunda kalırlar. Hayat boyu herkes tarafından sevilmek, fark edilmek ve hep ilgi odağı olmak gibi bir beklenti de geliştirebilirler. Ailede öyle gördüğü ve (her çocuk gibi 0-6 yaşları arasında dünya tasavvurunu oluşturup) bunu dünyaya genellediği için sürekli özel olma ihtiyacı hisseder. Kendine ait olanı ve özel alanlarını paylaşmakta zorlanırlar.
Tek çocuk olmanın avantajları
Özgüvenleri gelişmiştir. Kendini takdir edebilme ve kendiyle barışık olma özelliklerinden dolayı erken yaşta kendine güven kazanırlar. Aileden gördüğü özel ilginin sonucu olarak kendi değerinin farkına varmışlardır. Sevgiye tek başına sahip olmak, ilgi odağı olmak, gözde olmak, ihtiyaçlarının daha çabuk karşılanması; ilgilerinin, hobilerinin teşvik edilmesi, gelişimi için çaba gösterilip potansiyelini açığa vurmasına destek olunması, tek çocuk olmanın önemli artılarıdır. Söyledikleri gerçekten dinlenip cevaplandığından özsaygısı da gelişir. Bu yüzden lider özellikleri taşımaları yüksek ihtimaldir. Sorumluluk duyguları yüksektir. İş hayatına hızlı bir şekilde başlangıç yapabilirler. Yetişkinlerin sosyal davranışlarını çok ileri düzeyde kavrayabilme yetenekleri gelişmiştir.
Dezavantajları
Çocuğun sivri yanları kolay kolay törpülenemez. Öfke ve çatışmayla baş etme yetileri yeterince gelişemez. Özel alan ihtiyacı yoğundur. Paylaşımı daha azdır. Kendinden daha az söz eder, duygusal olarak daha kapalıdır. Dalga geçilmeyi fazlasıyla ciddiye alır. Oldukça uzun bir süre sadece anne baba gözünden değerlendirilmiş olduğundan kendini akranı (kardeşi) ile değil de anne-baba ile karşılaştırmak durumunda kalır. Yani kendisinin, “çocuklar” kümesinin bir parçası değil de yetişkinler dünyasının bir parçası olduğunu zanneder. Kendini tartma, yargılama fırsatına sahip olamayabilirler. Ergenliği kaçırıp direkt yetişkinliğe geçmek durumunda kalabilirler. Duygusal ilişkilerde bağımlılık, kıskançlık görülebilir. Başarısızlığı kabullenmek kolay değildir.
Seçim yapmak diğer seçeneklerden vazgeçmek anlamına geldiğinden seçim yapmakta zorlanırlar. Her şeye sahip olamayacağını kabullenmek onlar için zordur. İlişkilerinin dozunu ayarlamakta güçlük çekerler. Sevdiklerine karşı aşırı talepkâr olabilirler.
Özel alan ihtiyacı nedeniyle zaman zaman ilişkide kopukluklar da yaşayabilirler. Sürekli kontrol etmek eğilimi taşırlar. Bu durum profesyonel işlerde onları becerikli kılarken duygusal ilişkilerde sorun yaşamalarına sebep olur. İlişkilerinin bağımlı mı bağımsız mı olduğuna karar vermekte zorluk çekerler.
Tek çocuklara öneriler
Tek çocuklar yalnızlık duygularıyla baş etmek için yetişkinlik döneminde geniş ailelere katılabilirler. Yalnızlık duygusunu anlayıp kabullenmek kişiyi güçlü kılar, aynı zamanda bağımsız ve güvenli hissettirir.
Kusursuz olmaya çalışmamalıdırlar. Kişinin bir kusurunun olması sevilmeyeceğini göstermez. Birlikte oldukları kişiden çok fazla şey beklememeyi öğrenmeli, onu kontrol etmeye çalışmamalıdırlar. Kendini anlamaya çalışmalı, güvensizliklerini kabullenmeli ve kendine karşı çok katı olmamalıdırlar.
Benmerkezciliği kırmaya gayret etmeli ve muhatabını da dinleyip ondan bir şeyler öğrenmeye çalışmalıdırlar.