Makale

Duanın ÖNEMİ

Duanın
ÖNEMİ

Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın
Sivas C. Ü. İlahiyat Fakültesi

Dua, seslenmek, çağırmak, yardıma çağırmak anlamına gelir. Müslümanlar için dua, Allah’a yalvarmak, O’ndan dilekte bulunmak ve O’na yakarmak demektir.
Dua, insanın doğuştan getirdiği olgulardan biridir. Bu sebeple bütün dinlerde dua mevcuttur. Üstün bir varlığa inanan her insan, hayatının herhangi bir anında dua ihtiyacını hisseder. Çünkü hepimiz, zaman zaman üstesinden gelemeyeceğimiz bir çok olayla, üzüntü ve sıkıntı ile karşılaşırız. Böyle anlarda insan, Allah’a sığınmak ve yardım istemek amacıyla dua eder.
İnsanın dua ihtiyacı doğuştandır, sözünü biraz açarsak, genel olarak duayı sadece Allah’a inananların yaptığı inancı vardır. Halbuki, normal zamanlarda dua etmeyen veya tanrı inancına uzak olanlar bile, üstesinden gelemedikleri olaylar karşısında dua ihtiyacı duyarlar. Bunu birçok olayda gördüğümüz gibi Allah Teâlâ, Kur’an’da, Yunus sûresi 12. ayette şöyle açıklar: "insana bir zarar dokunduğunda, yan yatarken, otururken ya da ayaktayken bize dua eder; zararını üstünden kaldırdığımız zaman ise, sanki kendisine dokunan zarardan dolayı bize hiç yalvarmamış gibi hareket eder, işte aşırı gidenlere yaptıkları böyle süslü gösterilmiştir."
Aynı şekilde, Lokman suresi, 32. ayette de; "(Denizde) onları kara gölgeler gibi dalgalar sarıverdiği zaman, dini yalnızca O’na halis kılan gönülden bağlılar olarak Allah’a yalvarırlar. Fakat O, onları kurtarıp karaya çıkarınca, içlerinden bir kısmı orta yolu tutar. Zaten bizim ayetlerimizi nankör gaddarlardan başkası inkâr etmez" buyurul- maktadır.
Bu iki ayetten anlaşılacağı gibi, dua etmek, insanın fıtrî bir özelliğidir. Yine bu ayetlerde Yüce Allah bize, duanın sadece sıkıntılı zamanlarda değil her zaman yapılması gerektiğini de hatırlatmaktadır.
Dua yaptıktan sonra insan, gönlünde bir ferahlık ve rahatlık hisseder, isteğinin yerine getirileceği hususunda ümidi artar . Bu yönüyle de dua, insan için bir şifa ve ruhî bunalımlara karşı koruyucu sağlık tedbiridir.
Dua etmek, ayet ve hadislerde övülmüş ve teşvik edilmiştir. A’raf sûresi 55. ayette Yüce Allah,
"Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin" buyurarak, bizim dua etmemizi istemiştir. Hatta Furkan suresi 77. ayette "De ki; duanız olmadıktan sonra Rabbim size değer verir miydi?" buyurarak, duanın çok önemli olduğu vurgulanmaktadır.
Yüce Rabbimiz, Mü’minun suresi 60. ayette kendisine dua etmemizi "Bana dua edin, size cevap vereyim" sözleri ile istemektedir.
Peygamberimiz (s.a.s) de, "Allah katında duadan daha şerefli bir şey yoktur" ve "dua ibadetin özüdür" buyurarak duanın önemini vurgulamaktadır.
Dua, sadece Allah’a yapılmalı, araya başka aracılar sokulmamalıdır. Her namazda okuduğumuz Fatiha sûresinde, "Sadece Sana ibadet eder, sadece Senden yardım dileriz" diyerek bunu dile getiriyoruz. Kullardan, yani insanlardan, ancak kendilerinin gücü yettiği şeyler istenebilir. İnsanların gücünün yetmediği bir şeyi istemenin bir anlamı da yoktur. Allah Teâ- lâ, insana şah damarından daha yakındır. Bu sebeple ne istersek, aracısız, O’ndan istemeliyiz. Bakara sûresi 186. ayetinde Allah, "Kullarım sana beni sorarlarsa, gerçekten Ben onlara yakınım. Bana dua edenin duasını kabul ederim" buyurmaktadır.
Bizlere dua etmemizi emreden ve dualarımızı kabul edeceğini vaad eden Rabbimiz, Kur’an’da bizlere dua örnekleri sunarak bize nasıl dua edeceğimizi de öğretmektedir. Kur’an’da sunulan şu dua örneklerini samimi bir kalple tekrar edelim:
"Bizi sırat-ı müstakime / doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanların ve sapmışların yoluna değil." (Fatiha, 5- 7)
Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru."(Bakara, 201)
"Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, Müslüman olarak a canımızı al."(A’raf, 126)
"Ey Rabbimiz! Bize hidayet verdikten sonra kalplerimizi saptırma. Katından bize rahmet ihsan et. Şüphesiz Sen çok bağışlayıcısın." (Âl-i İmran, 8)
Aynı şekilde, Yüce Allah, kendisinden iç dünyamızı aydınlatmasını, bilgilerimizi artırmasını, güç yetiremeyeceğimiz işlerle bizleri sınamamasını, bağışlamasını, cehennemden koruyup cennete erdirmesini istememizi, Kur’an’da verdiği örneklerle bize bildirmektedir.
"Rabbimiz! Nurumuzu üzerimize tamamla. Bizi bağışla. Sen her şeye gücü yetensin." (Tahrim, 8) "Rabbim! İlmimi artır." (Taha, 114)
"Rabbimiz günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı sağlamlaştır ve kafir topluluklara karşı bize yardım et." (Âl-i Imran, 147) "Rabbimiz! Unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz! Kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet, bizi bağışla, bizi esirge. Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfir topluluklarına karşı bize yardım et." (Bakara, 286)
"Rabbim! Bana hüküm bağışla ve beni salih olanlar arasına kat. Sonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili ver. Beni nimetlerle donatılmış cennetin mirasçılarından kıl. Babamı da bağışla, çünkü o şaşırıp sapanlardandı. Ve (insanların) diriltilecekleri, malın ve çocukların da bir yarar sağlamadığı günde, beni küçük düşürme." (Şuara, 83-88) Allah, yaptığımız ve yapacağımız dualarımızı kabul etsin.