Makale

Başyazı

b a ş y a z ı

Prof., Dr., Ali Bardakoğlu
DİYANET İŞLERİ BAŞKANI

Bir milletin geleceğini belirleyen başlıca unsurlar arasında, o milletin çocuklarına ve gençlerine vereceği eğitim, insanlık değerlerinin kazandırılması, gençlere yetenekleri doğrultusunda kendilerini gerçekleştirme fırsatının verilmesi ve onların zararlı davranış ve kötü alışkanlıklardan korunması ilk sıraları alır.
Gençler toplumun en dinamik ve diri kesimi olarak bir milletin geleceği ve umududur. Türkiye, nüfus yapısı ve potansiyel insan gücü açısından geleceğe büyük umutla bakabilen nadir ülkelerden biridir. Çünkü ülkemiz nüfusunun büyük bir bölümü gençlerden oluşmaktadır.
Yeni bin yılda Türkiye’nin bir başka potansiyel gücü ve umudu da eğitimli ve vasıflı genç nüfusunun gün geçtikçe artıyor olmasıdır. Ancak geleceğe umutla bakabilmek için gençlerin ruh, beden ve zihin sağlıklarını da korumak gerekmektedir. Gençlik dönemi psiko-sosyal açıdan bir hayli gerilimli ve hassas bir dönemdir ve dönemeçtir. Bu hassas dönemde gençlerin yaşadıkları psiko-sosyal değişimler ve deneyimler onları yeni arayışlara sevk etmekte ve yeni fikirlerin peşine sürüklemektedir. İşte bu noktada gençlere labirentlerle dolu yolculuklarında yol gösterecek fikirlere ve rehberlere ihtiyaç vardır.
Zihinsel ve ruhsal arayışlarına doyurucu cevaplar verilmediği takdirde, kendi kimliğini keşfetmeye çalışan genç kuşakların zaman zaman ruh ve beden sağlıklarını zedeleyecek zararlı alışkanlıklar edinmesi, sosyal barışı bozacak davranışlarda bulunması ve çarpık fikirlerin etkisinde kalması kaçınılmaz olacaktır. Son yıllarda gençler arasında suç oranlarının artması, uyuşturucu ve alkol kullanımı gibi alışkanlıkların yaygınlaşması; satanizm gibi akımlara kapılarak intiharların artması kaygı verici bir gelişme olarak görülmelidir. Bu tür olayların gençlerimiz arasında yaygınlık kazanmasına seyirci kalmamalı, ülkemizin birikimlerini hem bölge hem de dünya insanlığına kazandıracak gençlerimizi her türlü anti-sosyal davranış ve zararlı alışkanlıktan korumalıyız.
Genç kuşakları yıkıcı alışkanlık ve davranışların olumsuz etkilerinden korumanın en etkin yolu aile, okul ve sivil hayatta gençlerin zihinsel ve ruhsal ihtiyaçlarını tatmin edebilecek bir dünya görüşü kazandırmaktır. Çevresi ile barışık bir dünya görüşü kazandırırken gençlere ideal rol modelleri, aydın rehberler ve tutarlı ilkeler de göstermek gerekmektedir. İşte bu noktada dinî ve ahlâkî değerler gençlerimizin insan haklarına ve sosyal barışa saygılı birer fert olarak yetişmesinde, kendisi ve çevresiyle barışık sağlam bir kimlik kazanmasında geniş imkânlar sunmaktadır.
Gençlerimizi zararlı alışkanlık ve kötü davranışların girdabından korumak için çağdaş bir eğitimin eşliğinde dinî ve ahlâkî değerlerin sunduğu imkânlardan yararlandığımız takdirde geleceğimizi ve umudumuzu korumuş oluruz.