Makale

KAR TANECİKLERİ

KAR TANECİKLERİ

Hüseyin Avni Böge
Karaman İI Müftü Yard.

Bu sabah, iki kere sabahtı bizim için... Belki toprağın üzeri örtülünce onun için geceydi; ama bizim için sabahtı. Ne güneş, ne ay, ne de yıldızlar. Üstüste, içiçe aydınlık vardı bu sabah! Kim demiş kara kış diye. Ak bir kış bu. Bahardan beri çalışıp didinmiş ve sünnetullah gereği görevini eksiksiz yapmış toprağın alnının akı: Kar! Ey kar! Aydınlığını bir yaşmak gibi asıl mayamız toprağımıza sar.
Kargaşanın ve rengarenkliğin yorgunluğu üstüne çekilmiş tekdüze, beyaz bir yorgandır kar. Kar: Toprağın örtüsü ve gelinliği âdeta. Kimi yerde tül tül, kimi yerde kalın bir keçe...
Ya toprak! Tohumları bekleyip hayatın kucağına filizlemek. Emek emek büyüttüğü çiçekler koklanırken, vazolarda saklanırken ayak altında bir başına kalakalmak... Yüce dağlar, sırtının kamburu, koca çınarlar kökleriyle ciğerini kavramış yükselirken o, hep aşağılarda olmuştur tüm mütevaziliğiyle. Ama dinlenmek onun da hakkı. Bu ağır ve ak yorganın altında, taştan kemikleri sızım sızım. Rahat bırakın. Susun, uyusun biraz. Biraz uyusun.
Kökü gökte olan ak çiçeğin, rahmetin rengine bakın. Saf saf inerken ta göklerden arıduru sevgiler, sade, riyasız dostluk örnekleri sunuyor âdeta. Rabbimize daha sıkı bağlanalım diye gönderilen beyaz davetiyeler sanki kar tanecikleri...
Renkli televizyon programlarında ferini yitirmiş gözlerim, kar taneciklerini görünce dinlendi. Beyazın asıl renk olduğunu onu görünce daha iyi anladım. Bu sabah sadece beyaz bir kâinat programı izliyorum.
Her şey, ama her şey bembeyazken günahla kararan gönüllerimiz olabilir. Savrulan, yere düşen her kar tanesi kara bir kumu gizlerken pelerininde; ey Allah’ım, sen de bizim günahlarımızı gizle rahmetinde...
Kar yağmaya devam ediyor. Mikail (a.s) rahmet tohumlarını serpmekten yorulmuyor. Sanki her kar tanesinde bir ayet yazılı. Bir müjde, bir arınma çağrısı bu bizler için.
Yere düşen her kar taneciği bize şunu diyor sanki masumca: "Sen de arınmalısın! Beyaz kundaktaki günahsızlığına dönmelisin, iki kundak arasını günahla doldurmamalısın. Son kundağına belenmeden, elin ayağın tutarken paklanmalısın günah kirlerinden. Ruhunun yanaklarına yer etmiş yılların karartısından, İlâhî nurun akı görünmeli karın beyazlığı gibi. Bak zaman nasıl da geçiyor. Durma! Vahyin arı-duru sularında durulan. Sonra yakınların seni işlemesiz kundağa be- lediklerinde derin uykulara dalarsın. Belki cennet sakinlerine "geliyorum" diye haber salarsın."
Ben de arınmalıyım. Yüce Kitabımın indiği yerden inen kar suyunu kana kana içerek arınmalıyım. Ey kendisi küçük ama anlamı büyük kar tanecikleri! Topraktan bedenime ayet ayet yağ. Beni de örtüver bembeyaz...