Makale

EDİTÖRDEN

EDİTÖRDEN


Okuma, bilgilenme, bir başka ifadeyle kendini geliştirme ve yenilenme İslâm’ın insanlığa ilk mesajıdır. İnsanı olgunlaştıran ve hakikate ulaştıran üstün bir erdem ve başlı başına bir değer bilgiye, hem Yüce Kitabımız Kur’an’da hem de Hz. Peygamber’in hadislerinde büyük bir değer atfedilmiştir. Kur’an, bilenlerle bilmeyenlerin bir olmadığını bildirmekte (Zümer, 9) ve Hz. Peygamber’e; “Rabbim ilmimi artır.” (Taha, 114) diye dua etmesini öğütlemektedir. Sevgili Peygamberimiz de ilmin değerini vurgulama ve bilgi edinmede cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldırma bağlamında; “İlim tahsil etmek her Müslüman erkek ve kadına farzdır.” (İbn Mâce, Mukaddime, 17) buyurmaktadır. Şunu da belirtelim ki, öğrenilmesi gereken ilimler sadece dinî ilimler değildir. Hikmet, müminin yitiğidir. Bulduğu yerde onu almalıdır (Tirmizî, İlim, 19) hadisi doğrultusunda, gerçeğin ifadesi olan her bilginin, nerede olursa olsun ve kim tarafından üretilirse üretilsin ondan yararlanılması gerektiğine işaret edilmektedir.

Ne var ki İslâm, bilginin sahibini bilgeliğe götürmesini, kişiyi ahlâken olgunlaştırmasını ister. Kur’an-ı Kerim, Allah’a en çok saygı duyanların alimler olduğuna dikkat çeker. (Fatır, 28) Hz. Peygamber de kişiyi kemale erdirmeyen, kuru, faydasız ve işlevsiz bir bilginin hiçbir yararı olmayacağına işaret etmek üzere faydasız ilimden Allah’a sığınır. Bu yüzden, bilginin içselleştirilmesi ve davranış bilincine dönüştürülmesi bilgi kadar önemlidir. Ahlâkî değerlerle bütünleşmeyen bilginin, insanlığı hangi felâketlere sürüklediği hepimizin malumudur.

Yine, bilginin yerindeliği ve zamanında kullanılması, kişisel ihtiraslara, benlik ve şöhret duygularına feda edilmemesi önemli bir prensip olarak karşımıza çıkar. Bugün din konusunda yaşanan zihin karışıklığının sebeplerinden biri de “bilgi yönetimi” ve “bilgi ahlâkı” konusunda yaşanan problemlerdir. Bu yüzden özellikle din alanında konuşurken toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket edilmesi gerçeği göz ardı edilmemelidir. Ne yazık ki günümüzde, özellikle medyada dinî konuların ele alınış biçiminde ve üslûbunda bazı sorunlar yaşandığı bir gerçektir. Bu durum, dini hassasiyeti olanlarla birlikte, sağduyu sahibi herkesi incitmekte ve rahatsız etmektedir.

Unutulmamalıdır ki din, toplumsal huzurun çimentosu, birlik ve beraberliğimizin güçlü bir yapı taşıdır. Dinin ve dinî değerlerin yıpratılması, reyting, şöhret, popülizm vb. adına dinî bilginin örselenmesi, amacından saptırılması sadece dinî hassasiyeti olanları değil, bütün toplumu da olumsuz yönde etkiler. Bu konuda sorumluluk duygusuyla hareket edilmesi ve kamuoyunda ortak bir bilincin oluşması sanırım hepimizin ortak arzusudur.

Bir sonraki sayıda yeniden buluşmak dileğiyle.


Dr. Yüksel Salman